Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Zulüm Zirveye Çıkarsa Mani Olacak Bulunamaz

avatar

Selman Devecioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Sizlerle irşad eserlerinde geçen bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Yıllar önce dinlediğimde çok etkilenmiş, notlarımızın arasına almıştım. Bilindiği üzere İstanbul’umuzun manevi fatihi Akşemseddin Hazretleri fetihten sonra Sultan’ın kendisine özenerek devlet işlerini bırakıp tasavvufa yönelmesine sebep olmaktan endişe ederek Sultan’ın gelemeyeceğini düşündüğü Bolu’nun Göynük kasabasındaki eski yerine hicret ederek 1459’da vefatına kadar hizmetlerini orada sürdürür. Aile bireyleri de burada yerleşip kalırlar.

Akşemseddin Hazretleri’nin takva sahibi torunlarından olan Abdülkadir Çelebi’nin de burada bir yoncalığı vardır. Yoncalıkta yetiştirdiği yeşillikle ineğini otlatır, sütüyle helalinden geçinip gider, kimseye yük olmak istemez.

Ne var ki hak hukuk tanımayan kaba kuvvet sahibi bir çoban, her gün koyunlarını Çelebi’nin yoncalığından geçirir, yetişmiş yeşillikleri yedirir, Çelebi’nin ineğine otlayacak ot bırakmaz.

Bir gönül insanı olan Çelebi, bu çobana bir hatırlatır, iki hatırlatır ama nerede o anlayış? Çoban her fırsatta koyunlarını yine yoncalığın yanından geçirir, yetişmiş yeşillikleri kendi hayvanlarına yedirip Çelebi’nin, sütüyle geçindiği ineğine yeşillik bırakmaz.

Nihayet bir gönül ehli olan bu muhterem insanın sabrı tükenir, ellerini açıp Rabbine iltica eder:

– Rabbim der, benim gücüm yetmiyor bu anlayışsız insana, sana havale ediyorum artık. Biliyorum sen zalimi (imhal) edersin, ama (ihmal) etmezsin, zulmü zirveye çıkınca zevalini başlatırsın. Bunun zulmü zirveye çıktı. Çünkü sütüyle beslendiğim ineğimi de beni de aç bırakmaya başladı artık!

Bu sızlanıştan sonra bir sabah iki kişi Çelebimizin kapısını çalar. Yalvarma sırası onlarda artık:

– Çobanımızın karnında müthiş bir sancı başladı. Yerlere yatıp yuvarlanıyor, bir türlü sancı dinmiyor. Kendisi, bunun size yaptığı zulümden olduğunu düşünüyor. Siz çok ikaz etmişsiniz, dinlememiş. Ne olur hakkınızı helal edin de çobanımız kurtulsun!

Çelebi Hazretleri, ellerini açıp boynunu bükerek:

– Artık, der, çok geç. Ben de kurtaramam çobanınızı. Çünkü der, Rabbimizin verdiği mühlet bitmiş, zirveye çıkan zulmünün zevali başlamıştır. Zevali başlayan zulmün cezasını kimse durduramaz. Siz buradan dönerken birkaç metre bez tedarik ederek dönünüz. Ola ki çobanınıza kefen lazım ola!

Telaşla koşarlar çobanın evine doğru. Bir de ne görsünler, kapıda su ısıtmak için ateş yakmaya çalışanlar söyleniyorlar:

– Çobanımızı kurtaramadık, şimdi birkaç metre kefen lazım!

Kanundur bu: Zulüm zirveye çıkarsa zevali kaçınılmaz olur, kimse gelecek İlahi adaletin tecellisini önleyemez artık. Tek çare, zulüm zirveye çıkmadan vazgeçip mazlumun helalliğini almak.

Yoksa, Hak sillesinin sedası yoktur, bir vurursa devası yoktur! Tecellisini kimse durduramaz.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.