Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

Zulüm Altında Müslüman Olmak

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Öncelikle şunu belirteyim; bugüne kadar alışık olduğumuz güzel konular işlense de konunun özünden uzaklaşan bir yazı olması yerine; Türk ve Müslüman dünyasına bir uyanışa vesile olması duası ve temennisiyle…

Şimdi; sıcak yazıhane -ev-, arabalarımızdan dışarı çıkalım. Uğruna her şeyi göze aldığımız eş, anne, baba, çocuk ve bize ait tüm yaşamımızdan bir kenara sıyrılalım ve empati kuralım: Başını göğe kaldırdığında; yağmurdan, kardan, rüzgârdan koruyan bir çatın yok. Hayatın isyan ettiren yorgunluklarında sığınacak ailen yok. İşin yok. Elinde milyarlık telefonların, üstünde marka kıyafetlerin, yiyecek bir bayat ekmeğin yok… Sadece bomba, gözyaşı, silahlı ve gözleri perdelenmiş sadece adı insan bir soykırım ordusu karşısında, silahın da yok. Aklın, vicdanın, imanın onlarda olmadığı; seni ise sadece Allah’ın yalnız bırakmadığı bir ortamdasın… Artık ne bir partinin sloganı ne ailenin şehirdeki büyük bağlantıları ne paran ne de o etrafındaki kalabalıklar yok! O sahipsiz çocuk var ya; işte o sensin. Şimdi kendini ‘Pubg’ gibi bir oyunun içinde ömrünü verirken bilgisayar başından ‘lanet olsun’ diyenlerden iken, bizzat o, ardı arkası kesilmeyen bir zulmün muhatabı, imanının savunucusu, tek başına dünyayı karşısına almış bir ufak mazlum. Yalnız, çaresiz ve bombaların altında yaşayabilmek için mücadele eden bir sabisin ya da bir anne ya da baba.ya da ihtiyar… Bugün de ölmedin. Ya sonrası? Âkıbet? Yarın? Gelecek?

Şimdi konuşalım mı?

Oysa; aç tarih sayfalarını… Allah’ın “Ben seni âlemlere rahmet olarak gönderdim” dediği bir peygamberine, onun sıddîk eshabına, yaşantısına ve onların vefatından sonra onların sancağına sarılan ecdadına bak! Onların sen gibi “Şiî, Sünni, Alevî, Vehhabî, ‘Ben Ali dedim, sen Ömer…’ ‘Benim tarikatım doğru, benim hocam uçuyor’ ‘Sen Kürtsün, sen Laz, sen Türk!’ Peki ecdad böyle miydi? Müslümanım diyen bir iman sahibi, sadece Allah’ın kanunlarını ve onun buyruklarını ve Nebîsini kabul ederek; Mü’min mü’minin kardeşidir’ hadisiyle; ümmet değil miydi? Rengi, dünyalık makamı, parası, doğduğu ülkenin hangi vatandaşı olduğunun bir önemi var mıydı, Allah’ın huzurunda imanların takvasından başka?! Tek Allah’ın, tek sancağın altında omuz omuza bir saf kurarak; ‘bana ne’ düşüncesinden uzak, aynı imanın kardeşliğinde bir arada ve sadece bir doğru imanda, Hakk da… Ve bu düşünce ve inançla kültürlerini, her ilimde bilgilerini ve dünyanın 4’te 3’üne hükmedecek kadar adâletini dağıtan Müslüman, ne oldu da sahipsiz kaldı?! Ne oldu da o şuurdan uzaklaştı?! Vurdum duymaz ve parçalanmış topluluklar halini aldı? Neyi alındı Müslümanın? Halifelik? Neydi halife?

Birinin adına, bir makamın adına hüküm ve söz sahibi… ‘Hüküm yalnız Allah’ındır!’ (En’am 57) ve yine Allah: “Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayan merhamet edendir” (En’am 165)

Allah, inanan her bir kulunu İslam adına halife kılmıştır ve genel olarak da İslâm Dünyası’nda halifelik, birleştiren, bir tutan ve İslâm Dünyası’nın şu anki durumuna karşı bir aile büyüğü duruşuyla liderlik etmektir. Bir vücuddur. İslâm, baş olmadan, bir eksik kalan vücud gibi şu an ve tembelleştirilmiş, geleceği Hakk olsa da ‘zaten Mehdi gelecek’ tembelliği ile üreten değil, tüketen bir Müslüman’ın ortaya çıktığı, her yönüyle zayıflatılıp sömürülen bir Müslüman… Şu anda dünyada İslam Devleti’nin olmayışı ve ben’lik duygusunun getirdiği, ‘biz’ olamamanın verdiği sahipsizlik ve dağınıklık imkânsızlıkları meydana getirmiş ve asıl ‘kuzu haline getirilmiş ve çakallarla muhatap edilip kaderine terk edilmiş bir Müslüman dünyası…

Yazacak, anlatacak ve yapılacak o kadar şey var ki… Ama özetle: “Birleşin, birleştirin, bir olun, bir tutun, birleştiren olun” Ve unutmayın: “Bir halk kendi hâlini değiştirmedikçe, Allah onların halini değiştirmez” (Ra’d 11)

Silkelen ey Müslüman!
Silkelen ey Türk!

Fatih Şimşek
Dünya Türk Birliği Merkezi
Türkiye Teşkilat Başkanı
SAYBIR Organize Komite Üyesi

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.