Zordur Dergicilik

Zordur dergicilik. Gecesi gündüzü yoktur. Hevesle çıkılır bu yola ve yine hevesle devam edilir. Çünkü hevesi olmayanın gayreti olmaz.

Dilhâne de böyle bir hevesle başladı yayın hayatına. Haziran sayısıyla birlikte 54 sayı yayımlandı. 54 ay. 1.600 küsur gün. Geriye dönüp baktığımda 1.989 yazı, 687 şiir ile edebiyat dünyasına sunulan katkıyı görmek huzur veriyor.

Ama zordur dergicilik... Şiir yarışması düzenlediğinizde dereceye giremeyen birisi size her an beddua yahut küfür edebiliyor mesela.
Şiirini beğenmeyip dergiye almadığınız birisi size aniden düşman olabiliyor. Belki de düşman edinme sanatıdır dergicilik.

Hep kötü şeyler yaşıyor değiliz tabi ki. Dergimizde yayımlanan bir çalışma ile insanların gönlüne dokunabildiğimizi görmek en büyük sevinç kaynağımız oluyor. Toplumun her kesimini kapsayan dosya konuları ile bu millete, insanlığa faydalı olabilmek duasını her sayıya başlarken ediyoruz mesela. Niyet hayr, akıbet hayr düsturu şiarımız her daim. Bir sosyal medya çekilişi ile kitap kazananınca sevinen insanları görmek huzur veriyor mesela.

Gelelim en önemli meseleye!
Dijital dergicilik.

Derginin dijitali olur mu? Bunu ben de çok sordum kendime. Olur dedim hep. Gayet iyi olur hem de.54 sayı dijital dergi yayımlayan biri olarak şunu belirtmeliyim ki; kitap kokusu diye bir gerçeği ben de kabul ediyorum. Sayfaları tek tek elle çevirmek ayrı bir his elbette. Lakin burada önemli bir çizgi var. Dijital dergi demek; basılı dergiye düşman olmak ve onun devrinin bittiği, hatta yerle bir olmasını istiyor bu dijitalciler gibi bir durum yok ortada. Biz de burada hizmet ediyoruz ya hû! Ne var bunda?

Hizmet evet… Edebiyat camiasının gayesi bu değil mi? Yazmak, yazmak, yazmak ve bunları insanlara ulaştırmak. Ulaşan insanın okuduğu eseri gönül dünyasında hissetmesi. Hissettiği şeyi idrak etmesi. İdrak ettiği şeyi amel etmesi. Çünkü sanat Allah içindir. Allah için olan şey zaten toplum içindir.

Twitter, Instagram ve YouTube gibi platformlarda insanlara ulaşmak ve ulaşılan insanlardan güzel dönüşler alabilmek ne büyük nimet oysa ki. Eğlence adı altında paylaşılan birçok saçma içeriğin arasında ayakta durabilmek büyük bir sabır ve gayret gerektiyor.

Dilhâne dijital dergi ile kalmayıp, Twitter, Instagram ve YouTube içerikleri ile yola revan oluyor.

Basılı bir dergi yayımlayabilmenin maliyeti ve emekleri daha fazla kuşkusuz. Bunları karşılayamayan kişiler dijital dergicilik ile bu alanda hizmetlerini gayet sürdürebilirler tabi. Biz de tam olarak böyle başladık aslında. Maddi yetersizlikler bizi buraya itti. İyi ki de itmiş diyorum. Çünkü dijital dergicilikte yeni bir çağ başlattı Dilhâne. Bu kadar uzun süre bir dergiyi yayımlamak gerçekten kolay değil çünkü. Bir de bu işte genç olmanın dezavantajı var mesela. İnsanlar ortaya koyulan eserlere tecrübesiz gözü ile bakar yahut genç yapmış der. Genç adı bir etiket gibi kalır hep üzerinizde. Kırk yaşa karışmadan kâmil olunmaz bu işleri yaparken. İlla ki kimlik sorarlar adama.

Her ay yeni bir dosya konusu belirleyip o konu üzerinde kısa sürede çalışarak yeni yazarlar ve varolan yazarlardan yazılar talep ederek, söyleşiler için harıl harıl o işin üstadını arayıp söyleşi yapmak. Bunların hepsi kısa sürede büyük emekler ile varolan şeyler. Niyetimiz, vefat ettikten sonra arkamızda hayırlı eserler bırakabilmek. Bu millet, bu ümmet adına iyi işler ortaya koyabilmek. İnşallah bundan sonra da güzel işler başarır ve gönüllere dokunabiliriz.

Gayret bizden, tevfik Allah’tan.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Şile Notları

Zordur dergicilik. Gecesi gündüzü yoktur. Hevesle çıkılır bu yola ve yine heve...

Aşkın Anatomisini Anlamak ve Anlamlandırmak

Zordur dergicilik. Gecesi gündüzü yoktur. Hevesle çıkılır bu yola ve yine heve...

Gül Yetiştiren Adam: Rasim Özdenören

Zordur dergicilik. Gecesi gündüzü yoktur. Hevesle çıkılır bu yola ve yine heve...