Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Zamanın Ruhu: Ahmet Hamdi Tanpınar

avatar

Kübra Seydioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

“İnsan o kadar mühim değil, ben de herkes gibiyim.”

Bu satırları günlüğünün en nadide yerine yerleştiren Zamanın Adamı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatını konuşacağız.

Ahmet Hamdi Tanpınar 1901 yılında İstanbul’da doğar. 1962 yılında İstanbul’da vefat eder. İlk çocukluk ve gençlik günlerini Anadolu’nun farklı yerlerinde geçirir. Eğitimini de bu şekilde başka şehirlerde sürdüren Tanpınar, lise öğrenimine başladığı sıralarda tifüse yakalanan annesini kaybeder. Bu sırada henüz 13 -14 yaşındadır. Tanpınar annesinin ölümünü eserlerine de yansıtmıştır. Annesinin ölümünden sonra Tanpınar ve babası Antalya’ya yerleşir.

Ahmet Hamdi Tanpınar, lise eğitimini Antalya Sultanisinde tamamlar. Doğa ve denizle özel bir ilişkisi vardır. Hassas, sanatçı bir kişiliğe sahiptir. 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girer. Yahya Kemal ile tanışır ve Dergah dergisinde şiirleri yayınlanmaya başlar. Musul Akşamları, yayımladığı ilk şiirdir. Batı edebiyatından Paul Valéry ile Marcel Proust’u okumuş bu yerli ve yabancı yazarları kendisine üstat olarak seçmiştir.1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun olur. Anadolu’da çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1933’te Güzel Sanatlar Akademisi sanat tarihi hocalığı görevini Ahmet Haşim’in ölümü üzerine üstlenir. Takip eden yıl mitoloji ve estetik derslerini vermeye başlar.

1939’da Tanzimat Fermanı’nın 100. Yılı dolayısıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde açılan kürsüye Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak atanır. 1942 ile 1946 yılları arasında milletvekilliği yapar. 1949’ta İstanbul Üniversitesi’ndeki kürsüsüne geri döner. 1953 yılında bir Avrupa gezisi yapar. 1962 yılında geçirdiği kalp krizi sonucunda İstanbul’da ölür. Namazı Süleymaniye Camii’nde kılınan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın cenazesi Rumeli Hisarı Kabristanı’na, hocası ve yakın dostu Yahya Kemal’in yanı başına defnedilir.  Mezar taşı üzerinde çok bilinen şiirinin iki mısrası kazınmıştır. “Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında.’’

Tanpınar kendisini “Hülâsa bir yığın tezadın adamıyım” diye tanımlarken fikir ve sanat meselelerinde yaşadığı gelgitleri, kafa karışıklıklarını anlatmak ister. Ahmet Kutsi Tecer’e yazdığı mektubunda;

“Bizim talihimiz bu. Evvelâ maişet kaygısiyle bir iş. Sonra geçim ihtiyariyle bu işin artması, çoğalması. Nihayet kendi tecessüslerimiz, yapmak arzumuzla şiirden gayrisine kendimizi vermek. Kaç kişiyim ben? Bazen bütün şahsiyetlerimi yan yana göz önüne getiriyorum, kalabalıkta kendim kayboluyorum. Hülâsa, bölünmek, dağılmak, öyle bir haldeyim ki, birisi gelip de canlı mahlûkların en mükemmeli kabuklu hayvandır, dese inanacağım. Mukavemetsizliğinin yıktığı adamım.“

diyerek kendini anlatmaya çalışan Tanpınar yaşadığı bir hayatın iç çekişlerini her an her yerde paylaşmak zaruriyetini hissetmiş ve bunu eserlerine, günlüğüne, mektuplarına yansıtmıştır. Öylesine görülen bir dizesinin bile Tanpınar’ın hangi hayat izine dokunduğunu tecessüs edemeyiz.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.