Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Zalim Çin’in Zulmü Karşısında Yalnız Bırakılan Mazlum Soydaşlarımız

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Toplama kamplarına kapatılan yüz binlerce Uygur Türk’ü ise ortadan kaybolmuş ve akıbetleri bilinmiyor!..

Doğu Türkistan dediğimiz, halkının tamamının Müslüman Türkler’den oluştuğu ve maalesef ki “Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.” sözünün âdeta ete kemiğe büründüğü; Çin zulmü altında inim inim inleyen, mazlum bir milletin varlık mücadelesi verdiği mazlum bir coğrafya var!..

Doğu Türkistan; yaşanan zulme dünyanın gözünü, kulağını kapattığı, BM gibi uluslararası kuruluşların üç maymunu oynadığı, zalime kimsenin ses çıkarmadığı; yalnız bırakılmış, kaderine terk edilmiş mazlum Müslümanların yaşamaya çalıştığı, yaşarken her gün öldü/rüldü/ğü mazlum coğrafya!..

Doğu Türkistan’daki Müslüman kardeşlerimize, soydaşlarımıza yapılan zulmü anlatmaya ne kalem ne kelam yeter ne de bu kadar zulmü okuyup dinlemeye sizin yüreğiniz elverir.

Doğu Türkistan’daki halka uygulanan zulmün asıl sebebi, halkın Müslüman olması; ikinci sebep ise bölgenin zengin yeraltı zenginlikleri…

Çin, Doğu Türkistan Müslüman kaldığı sürece o bölgede istediği gibi hâkimiyet kuramayacağını bildiği için öncelikle oradaki Türkleri İslamiyet’ten uzaklaştıracak; asimile edecek uygulamaları hayata geçiriyor.

Müslümanların dinine, medeniyetine ve millî değerlerine saldırılıyor; “Muhammed, Ömer, Ebubekir, Mücahit, Abdullah” gibi nice İslami ismin çocuklara verilmesi yasak…

Başörtüsü takıp çarşaf giyen; içkiyi, kumarı, sigarayı bırakıp namaza başlayan; devlet konutlarında kalmayı veya nakit para yardımlarını reddeden; okullarda Uygur çocuklar için dağıtılan besin yemeğini reddeden; düğünlerde dans etmeyen; başı buyruk hacca giden; çocuğuna dinî eğitim veren; dinî nikâhla evlenen yahut bu eylemde bulunan yakınlarını gönüllü olarak polise ihbar etmeyen kişilerin tamamı gayrı meşru dini faaliyette bulunma suçuyla hapse atılıyor.

Dinî yaşam, artık evlerde de yasak; evlerde Kur’an-ı Kerim ve seccade bulundurmak da suç…

Müslümanlar ibadet yerleri dâhil, toplu olarak görüldükleri her yerde sorgulanmadan öldürülüyor ve toplama kamplarında işkenceye tabi tutuluyor. Müslüman Uygur kadınların kıyafetleri yırtılıyor.

Uluslararası toplumu kandırmak adına büyük şehirlerdeki ve cadde üzerindeki camiler hariç on bini aşkın camii yıkılıp yok edilmiş.

Bölge üniversitelerinde eğitim Çince ve bu üniversitelerde eğitim imkânı olanı Müslüman oranı %20’lerde… Otuz yılda, dört kez alfabe değiştirilmiş ve bu yolla Müslümanlar, dilinden, dininden, kimliğinden uzaklaştırılarak asimile edilmeye çalışılıyor.

Çin; önce Müslüman ailelerin erkeklerini ya öldürüyor ya da toplama kamplarına gönderiyor sonra da “Kardeş Aile” projesi adı altında her Doğu Türkistanlının evine bir Çinli erkek yerleştirerek Müslümanların namus ve iffetlerini tarumar ediyor.

Bölgede yaşayan Türklere pasaport verilmiyor önceden verilen pasaportlar da toplanıyor. Özellikle Müslüman ülkelere çıkış tamamen yasaklanmış durumda!..

Özellikle İslam ülkelerine seyahat eden Türkleri kadın, erkek ve çocuk ayırımı yapmadan toplama kamplarında “Vatanseverlik eğitimi” adı altında zorunlu eğitime tabii tutuyorlar. Eğitimin süresi belirsiz ve bu süre zarfında aileleri ile görüştürülmüyor. Genç kadın ve erkeklerin kalma süreleri ise daha uzun ve nerede kaldıklarını kimse bilmiyor.

Toplama kamplarına kapatılan yüz binlerce Uygur Türk’ü ise ortadan kaybolmuş ve akıbetleri bilinmiyor!..

Yurt dışında yakınları eğitim gören, ticaret yapan aile fertlerine yakınlarını geri getirmeleri için baskı uygulanıyor. Yurtdışındakiler, rejim güçlerince verilen sürede dönmediği takdirde yakınları gözaltına alınarak işkenceye tabii tutuluyor.

Daha neler, neler!..

Bu kadar zulme nasıl katlanılır?

Bu kadar zulüm gören din kardeşlerimiz, soydaşlarımız için nasıl olur da bu kadar sessiz kalabiliriz?

Ferhat Ersin

Kaynak: Diriliş Postası

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

  • mehmet2 sene önce
  • rabbim kahhar ismi şerifi hürmetini bunları kahreylesin inşallah.