Sıradaki içerik:

Ömer Seyfettin’in Bomba İsimli Hikâyesi Üzerinden Hatırlatma

e
sv

Yüzün Keskin Bıçak

avatar

Gülden Bayraktar

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Aramakla bulmak arası seni, ne uzun mesafe ne kısa zaman. Tam da ortasında duruyorum şimdi ne bir adım sana doğru ne de bir adım senden geri. Yüzün, keskin bir bıçak celladın elinde. Yaklaşsam vurucaklar boynumu, geri çekilsem ardım ateş… Karşımda duruyorsun öylece, zamana meydan okur gibi duruşun. Hedef gösteriyorsun, benim yerime kendini. Bulmak seni, akıtıyor kanımı oluk oluk… Bir bilsen ne çok aradım sokaklar boyu seni, kaç kereler kayboldum. Yanlış adresler gösterdiler. Kaç kapıdan eli boş döndüm. Sokak sokak iz sürdüm…

Buldum şimdi buldum seni. Sevinç çığlıkları atmalı yüreğim, baharlar gelmeli dallarıma, omuzlarımdan hasret yükleri inmeli. Buldum ya seni, bugün bayramım olmalı. Avuçlarımda ellerin, sarılmalıyım doya doya. Yok yok öyle olmadı. Seni bulduğum yerde kaybediyorum şimdi. Sesinde hüzün var.

Buğulanıyor ağzından dökülen cümleler. Kan doluyor avuçlarına yarım yamalak anlatmaya çalışırken halini. Saramıyorum seni kırılan yerinden. Duruyorsun öyle karşımda, etrafın altın kafes. Yüzünde ölüm sessizliği, çığlığın hep içine içine. Sesin bıçak, gelip dayanıyor göğüs kafesime. Sesin gurbette sıla hasreti. Sesin yakılmamış türküler… Söylesene bana, buldum mu seni? Yok yok öyle olmadı. Ararken bulma hayali sarmıştı dört yanımı. Vuslat hayali umut oluyordu doğan sabaha. Şimdi ise kapındayım, kapının eşiğinde. Öylece bakıyorum boşluğa. Seni asmışlar gökyüzüne, vurmuşlar kanatlarından, yakmışlar saçlarından… Söylesene bana bulmak böyle bir şey miydi? Ararken seni sokaklar boyu, böyle hayal etmemiştim. Hani her şey güzel olucaktı? Ayağım takılırdı dünya telaşına, düşerdim. Yokuş aşağı hemde nasıl düşmek. Gelir hayalin tutardı elimi, üstüm başım umut olurdu. Kalkardım. Aramak, sana yürümek sana koşmak olurdu. Yolun sonu bulmaktı nasılsa… Yok yok öyle değilmiş. Fena kaptırmışım kendimi, çaya tütüne kaptırdığım gibi… Bulmak seni, ateşe bir adım daha yaklaşmak, kendinden caymakmış. Sana yaklaştıkça yüzündeki yangına şahit olmakmış. Bıçak sırtı bir yerdeyim şimdi, mıhlandı ayaklarım yere. Seni bulmak lâl olmakmış. Ateşi ağzına alıp cayır cayır dilini yakmak. Bulmak, bir çocuk oyunu değil, hani bulunca gülüştüğümüz, hatırlarsın çocukken oynadığımız. Bulmak, dünyayı omuzlarına desteksiz sırtlamakmış. Yalınayak ateşe yürümek. Yanmakla eşanlamlıymış. Aramakla bulunmaz fakat arayanlar bulacaktır, hakikatine dokunmakmış…

Ahh! Hakikatim!
Seni bulmak bu kadar zorken, böyle güzel olmak zorundamısın. Karşımda duruyorsun. Yüzün gül bahçesi, yüzün canşenliğim. Sen, her şeye rağmen bulunmaya değer. Hadi tut ellerimi, sessizliğindeki gurbete götür beni. Türküler yakılsın bize de. Tam da bulduğumuz yerde, yeniden kaybedelim birbirimizi…

1986 Samsunlu doğumlu, Ebrar ve Ertuğrul isimli iki emanetin emanetçisiyim. Eğitime açıköğretimden devam eden, fiili okuma yazma gayreti olan okur-yazarım. Genç nesillere faydalı olmak adına gençlik kulüplerinde eğitim görevine devam etmekteyim. Yazma hikayem okumakla başladı. Tasavvuf ve aşka dair okumalar rehberim oldu. Temennim bir ömrü kalbimin rehberi eşliğinde yazarak ve yaşayarak geçirmektir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.