Yunus Emre’nin Dünya Hayatı

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Yunus Emre Türk Milleti’nin yetiştirdiği ender ve elzem şahsiyetlerinden biridir. Öyle ki bedenen bu dünyadan ayrılmasından bu yana asırlar geçmiş olmasına rağmen Türkçe konuşan herkes (Türk edebiyatı veya tasavvufu ile ilgilenmiş olsun yahut olmasın) bir şekilde “Yunus Emre” adını duymuş, bu ismin Türk Milleti tarafından nasıl bir teveccüh gördüğüne bir şekilde şahit olmuştur.

Yunus Emre’nin yaşamında bilinmezlikler mevcuttur. Bu bilinmezlikler kendisi hakkında bilgi edinmemizi belli bir noktaya kadar zorlaştırmaktadır. Ama yine de şiirlerinden ve elde ettiğimiz bilgilerden kendi yaşamı hakkında bir fikre sahip olmamız mümkündür. Yunus Emre’nin yaşamının bilinmezliğinin sebeplerini saymakla bitiremeyiz. Çünkü hem o dönemde yazılan eserlerde kendisi hakkında bilgi olmaması, olsa da bu bilgilerin birbiri ile çelişmesi ya da bu eserlerin bilgi vermek amacı ile kaleme alınmış olmaması, (belirli hususlarda menfaat elde etme kaygısı ile kaleme alınmış olması) aynı adla birden fazla şahsiyetin muhtelif tarihlerde yaşamış olması, onun yazdığı iddia edilen şiirlerin kime ait olduğu konusunda ihtilaf olması, ülkemiz genelinde Yunus Emre adının geçtiği birçok mekân (Bu mekanlardan bazıları Bursa, Manisa, Erzurum, Keçiborlu – Isparta,Sarıköy – Sivrihisar/Eskişehir ve Karaman) olması, onun yaşamı hakkında bize belirsizlik sağlayan sebeplerden birkaçıdır.

Yunus Emre’nin yaşadığı çağ hakkında birçok iddia ortaya atılmıştır. Ancak şiirlerine bakıldığında, orada geçen isimlere bakıldığında ve elde edilen bilgilerle kıyas edildiğinde kendisinin Miladi takvime göre XIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIV. yüzyılın başları arasında yaşadığı anlaşılmaktadır. Şiirlerinde mezkur yüzyıllarda yaşayan önemli şahsiyetlerden de bahsetmesi bize o yıllarda yaşadığına dair daha gerçekçi bilgiler sunmaktadır. Yunus Emre’nin nereli olduğu, nerede ilim tahsili gördüğü, nerelerde bulunduğu, nasıl yaşadığı hususunda da kesin bilgiler mevcut değildir. Velâyetname’ye (1) göre Yunus, Sivrihisar yakınlarındaki Sarıköy’de doğmuş ve orada ölmüştür. Diğer bazı vesikalarda ise Yunus Emre’nin Karamanlı olup Horasan’dan gelen İsmail Hacı cemaati mensuplarından olduğu belirtilmiştir. Bu iki iddiaya bakıldığında -şiirleri de işin içine katılırsa- gerçeğe en yakını Sarıköylü olduğudur. Bu konuda Sezai Karakoç şöyle söylemektedir:

“Şol cennetin ırmakları
Akar Allah deyu deyu

İşte bu beyit, Yunus’un Sakarya kıyılarından olduğunu en otantik bir tarihi bir belge kadar, Sakarya kıyılarından olduğunu gösterir. Ancak Sakarya’yı yaşayan, onu çocukluğuna yayandır ki, konkre bir ırmaktan, ırmakların en konkre ve en abstresine geçebilir. Cennet ırmağına. Sanki Sakarya bir ömür Yunus’un önünde akmış.”

Yunus yaşamı boyunca birçok il gezmiştir. Hangi illeri dolaştığı konusunda şiirleri bize ipucu vermektedir:

Gezerem Rûm ile Şâm’ı Yukarı illeri kamu
Çok istedüm bulımadum şöyle garip bencileyin

İndik Rûm’a kışladık çok hayr ü şer işledük
Uş bahâr oldı girü göşdük elhamdülillah

Yunus Emre’nin bu illeri ne için dolaştığı bilinmemektedir. Bu konuda Faruk Timurtaş şöyle söylemektedir:

“Yunus Emre’nin Yukarı-İlleri (Azerbaycan ve İran) ne maksatla dolaştığı belli değildir. Belki tahsil için, belki büyük ilim ve gönül adamlarını ziyaret maksadıyla, belki bir aşk hicranı dolayısıyla bu seferleri ihtiyar etmiştir. Belki de bu saydığı yerlere hiç gitmemiştir, bunlar gitmeyi arzuladığı diyarlardır. Fakat, şu nokta açıktır ki, Yunus bu gezileri “propaganda” için yapmamıştır. Çünkü, o ne bir tarikat kurucusu, ne bir tarikat yayıcısıdır. O, sadece tasavvufi bir şairdir ve şiirlerini belli bir görüşün propagandası için vasıta olarak kullanmamıştır.”

Evet, Yunus Emre’nin müridi Taptuk Emre olmasına karşın Yunus Emre herhangi bir tarikata bağlanmamıştır. Şiirlerinde insan sevgisini, eşitliğini baz alan bir şairin bir tarikata bağlanması onun bu düşüncesini belli noktalarda sıkıştıracaktır. Sezai Karakoç’ta bu noktada şu sözleri kaleme almıştır:

“Halka taptuk manisin
Saçtık elhamdülillah

diyerek Taptuk Emre yolunu halka öğütlediğini belirtiyor. Taptuk Emre’ye bağlılığı, kurtarıcısı olduğu içindir. Taptuk Emre yolunun Bektaş’a nispeti olsa da, Bektaşîlikle hiçbir ilgisinin olmadığı ve oluşu kulluk açısından görme yolu demek olduğu, Yunus’un bu beyinden de anlaşılmaktadır.”

Yine mezkur bahiste Faruk Timurtaş:

“Yunus’u daha başından beri çeşitli zümreler ve tarikatlar kendilerine mal etmek istemişlerdir. Onu Bektaşiler sahip çıktığı gibi, Kadirîler, Halvetîler, Mevlevîler ve başkaları da sahip çıkmıştır. Fakat o tarikatların üstünde bir kimsedir, bir eren-şairdir. “Vahdet-i vücut” felsefesini ve tasavvufun inceliklerini, ilahi aşkı İslami ölçülere uygun olarak dile getirmiştir.”

Öte yandan Yunus Emre şiirlerinde Hacı Bektâş-ı Velî’den de bahsetmemektedir. Bu durum onun Bektaşi olmadığının en kuvvetli delilidir.

Bazı kaynaklar Taptuk Emre’nin efsanevi bir şahsiyet olduğunu Yunus Emre’nin şiirlerinde “Taptuk Emre” değil “taptuk” ifadesini kullandığını ve bu kelimeyi isim olarak değil, fiil olarak (yani doğrudan Tanrı’ya tapmak manası ile) kullandığını belirtmektedir.

Yunus Emre ümmi midir? Bu soru eldeki belgelerin verdiği bilgiler doğrultusunda tartışılagelen ve hala net bir cevap bulunamayan çok önemli bir sorudur. Kimi beyitlerinde ilim tahsil etmediğini:

“Ne ilmüm var ne tâatüm ne gücüm var ne tâkatum
Meğer senün inâyetün ide yüzüm ak Çalabum

Yirde gökde bu ışk ile ışktan gelür her söz dile
Bîçâre Yunus ne bile ne kara okıdı ne ak”

bazı beyitlerinde de iyi bir eğitim aldığını belirtmiştir:

“Mescitte medrese de çok ibadet eyledüm
Işk odına yanuban andan hâsıla geldüm

Benüm gibi mücrim kul var işte bi dahı bul
Dilümde ilm ü usûl dilegüm dünya sever”

Bu noktada Faruk Timurtaş şöyle söylemiştir:

“Şiirlerinde yer yer ayet ve hadislere telmihler yapan, onlardan iktibaslarda bulunan, Farsçayı Mevlana’yı anlayacak kadar iyi bilen Yunus Emre, muhakkak ki, çok iyi tahsil görmüş, devrinin bütün ilimlerini öğrenmişti. Onun bilmediğini iddia ettiği, inkâr ettiği ilim, insanı Hakk’a ve hakikate götürmeyen zahiri bilgidir.”

Yunus Emre şiirlerinde kendisinden “şairler kocası”, “bir aşık koca” diye bahseder. Yani şiirlerinde uzun bir ömür sürdüğünü ima eder. Bu konu bilimsel olarak uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Ancak Beyazıt Devlet kütüphanesinde bulunan vesilkaya göre 82 sene yaşamıştır. Nerede öldüğü ve mezarının nerede olduğu da tartışmalıdır. Gömülü olduğu epeyce yer söylenmektedir. Bu yerlerden bazıları: Bursa, Bolu, Manisa, Eğridir. Erzurum (Düzcü (Fuat Köprülü’ye göre Dutçu) köyü), Keçiborlu, Karaman, Sarıköy… Bu mekanlar arasından -dellillere ve vesikalara bakıldığında- şimdilik en gerçekçi olanı Sarıköy’dür. Şüphesiz ki Yunus Emre’nin fiziksel olarak yattığı yer bilinmese de manevi olarak yattığı yer yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan, bu toprakların değerini bilen, bu topraklarda yaşayanlarla aynı dili konuşan insanların gönlüdür.

Yunus Emre’nin yaşamı hakkında birçok iddia ortaya atılmıştır. Hatta yaşamı hakkında yazılan eserlerde “Efsanevi Hayatı” adında başlıklar dahi kaleme alınmıştır. Kendisi Türk insanının gönlündeki makamı dolayısıyla hakkında bir sürü hikâye mevcuttur. Sezai Karakoç bu durumu şöyle belirtiyor:

“O, halk için, bütün hayatıyla, başlı başına bir epopedir. Gerçi her büyük insanın hayat malzemesinden halk bir epope örer. Ama yine de bazı realist çizgiler kalır. Yunus’un hayatını ise halk, yüzde yüz epopeleştirmiştir.”

KAYNAKÇA:

  • Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Prof. Dr. Fuad Köprülü, Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları, 1984 
  • Yunus Emre Divanı, 1001 temel Eser, Tercüman Kitapçılık, 1972 
  • Yunus Emre Hayatı ve Bütün Şiirleri, Abdülbaki Gölpınarlı, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2020 
  • Yunus Emre, Sezai Karakoç, Diriliş Yayınları, 2019 
  • Diyanet Dergisi, 27. Cilt, 1. Sayı, Ocak – Şubat – Mart 1991 
  • Diyanet Dergisi, 362. Sayı, Şubat 2021 
  • Osmanlı Müellifleri, Bursalı Mehmed Tâhir Efendi, 1. Cilt, Meral Yayınevi https://islamansiklopedisi.org.tr/yunus-emre https://islamansiklopedisi.org.tr/haci-bektas-vilayetnamesi

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir