Yûnus Emre Celâlli Olabilir Mi?

Modern dönemde Yûnus Emre, ekseriyetle koşulsuz ve şartsız bir insan sevgisi bağlamında ele alındı. Onun için, “Her şeye hoşgörülü” gibi yorumlar yapıldı. Fakat Yûnus Emre, bu söylemlerin tam tersi biri olamaz mı? Misal: Celalli bir veli olabilir? Birkaç tarihin izini sürerek Hep birlikte bu sorunun peşine düşmeye ne dersiniz?

***

Tarih 6 Mayıs 1949. Yûnus Emre’nin Eskişehir’deki mezarının bir tren yolu sebebiyle değiştirildiği gün... Tabi, öncesinde birtakım gerekçeler dolayısıyla mezar değişikliğinin hangi gün olacağı halka söylenmemiştir. Belirlenen tarih, yalnızca sınırlı sayıdaki resmi makama ve az sayıdaki yazara haber ediliyor. Fakat olayın gerçekleşeceği gün, beklenen durumun aksine mahşeri bir kalabalık oluşmuş. Binlerce insan sanki Türkiye genelinde bir duyuru yapılmışçasına Yûnus Emre’nin mezarı başında… Böylesi bir durum karşısında davetliler oldukça şaşırıyor. Onlardan biri de yazar Macide Vildan Kunter. Türkmen dervişine olan hürmeti ve kalbi bağlılıkları dolayısıyla – o günün şartlarında 80 saat yolculuk yaparak- yüzlerce kilometre uzaktan gelen insanlarla konuşan ve hatıralarını yazıya aktaran Kunter, halkın Yûnus Emre’ye bakışını şu ifadelerle özetliyor: “Halk arasında Yunus celalli bir adam olarak tanınıyor. Onun tören sırasında eğer memnun olmazsa, mutlaka bir iş yapacağını, hiddetini göstereceğini tahmin ediyorlar ve biraz da korku ile neticeyi bekliyorlarmış.” Halka göre olayın sonucunda korkulan olmamış ve gün kazasız bir şekilde tamamlanmış: “Yunus Baba, bu işten memnun oldu. Hiç kimsenin burnu bile kanamadı.”

Anadolu halkının, bilgiye ulaşmanın kolay olmadığı bir dönemde Yûnus Emre’yi celalli olarak tanımlamasını önemsiyorum. Çünkü Kunter, bir kişinin şahsi görüşünden bahsetmiyor. Halkı genelleyerek, onların celalli olarak tanıdığını söylüyor. Peki milletimizin bu bakışının arkasında hangi bilgiler olabilir? Bunu net bir şekilde bilemiyoruz ama hem Yûnus Emre menkıbelerinin hem de şiirlerinin bu durumu desteklediğini söyleyebiliriz. Misal: Şair ve yazar Mustafa Özçelik’in, özenle hazırladığı “Yunus Emre Menkıbeleri” kitabında okuduğum “Sen Dünya Kokuyorsun” başlıklı bir menkıbe dikkatimi çekti. Anlatılana göre bir gün Şeyhi Tapduk Emre, “Sen dünya kokuyorsun Yunus, dünya kokuyorsun!.” ikazını yaptı. Ardından Yûnus’u bir kazana koyup 40 yıl kaynattı ve ona hâlâ dünya koktuğunu söyledi. Menkıbenin devamını kitaptan izleyelim: “Onca yıllık hizmetine karşılık duyduğu bu sözler Yunus’u yıktı, perişan eyledi. Artık bu dergahta durmam, başımı alıp dağlara çıkmalıyım, dedi. Öyle de yaptı. Ertesi sabah dervişler onu hücresinde göremediler. Tapduk bunun üzerine: “Ah Yunus aaah, biz ne dedik, sen ne yaptın?” diye üzüldü.” Görüldüğü üzere menkıbede, Yûnus Emre, ani kararlar alan, sert bir mizaca sahip bir derviş olarak karşımıza çıkıyor.

Mustafa Özçelik’e göre, halk Yunus’u savaşlara da katılmış biri olarak görme eğilimindedir. Söz gelimi, “Kaynar Kazanda” başlıklı bir başka menkıbede Yûnus, Frenklilerle savaşır. Fakat savaş esnasında tutsak olur. Frenkliler, Yûnus Emre’yi kaynar kazana atar, kazanı da saatlerce kaynatır. Fakat Yûnus kazandan dipdiri ve korkusuz bir şekilde çıkınca, “Bunu gören kâfirler korkup kaçarlar.” Menkıbede hem kafirlere karşı cihat eden hem de korkusuzluğuyla onları korkutan bir Yûnus karşımıza çıkıyor. Bizim Yûnus’taki bu korkusuzluk elbette mümin olmanın bir gereğidir fakat aynı zamanda celalli olmanın da bir tezahürü olabilir mi? Cevabı okura bırakıyorum…

Peki Eskişehir’deki mezar değişikliği sırasında halkın Yûnus’a olan bakışıyla onun şiirleri örtüşüyor mu? Dilerseniz inceleyelim…

Bir şiirinde Yûnus’un, “Benem sâhib-kırân devrân benümdür / Benem key pehlevân meydân benümdür / Harâmiden benüm korkum kayum yok / Bu zûr u bu kuvvet Hak’dan benümdür” dizelerini gördüm. Bahsi değer dizeler onun korkusuz olduğunu, diğer bir söyleyişle Allah’tan başka kimseden korkmadığını gösteriyor. Bir başka şiirinde ise karşımızda dertsiz insanlardan hoşlanmayan ve onları dergahtan sürmek isteyen bir Yûnus karşımıza çıkıyor: “Bî-derdleri sohbetden her dem süresüm gelür” Sözü fazla yormamak adına üçüncü örneğimizi verip bu paragrafı sonlandıralım: “Miskîn âdem oğlanı nefse zebun olmışdur / Hayvân cânâvâr gibi otlamağa kalmışdur.” Beyitiyle başlayan şiiri başlı başına bu mihvalde değerlendirilebilecek özellikler taşıyor. Yanısıra, Yûnus Emre’nin çoğu şiirinde sert ifadeler bulmak mümkün. Çünkü divanına baktığımızda insanlara karşı oldukça seçici davrandığını görüyoruz.

***

Şimdi başka bir tarihe gidiyoruz. 1990’lı yıllara… Rahmetli Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, Yûnus Emre’ye dair o yıllarda birçok konferans vermiştir. Konuşmaları daha sonra yazıya aktarılıyor. İzini “Tarihi ve Tasavvufi Şahsiyetler” kitabında sürebileceğimiz farklı tarihlerde verdiği konferanslarında birçok özgün yorum ve yeni bilgiyle ufkumuzu açıyor.

Daima birbiriyle karıştırılan Yûnus Emre ile Bursalı Aşık Yûnus’un ayrımını net bir biçimde yaptıktan sonra şiirlerinden hareketle Yûnus Emre’yi tanımlıyor: “Eski Yunus cüretli, iddialı söz söyleyen bir insandır.” Mahmud Es’ad Coşan onun için cüretli, iddialı demekle kalmıyor, aynı zamanda -öncesinde kalp kıran kimselerin namazının kabul edilmeyeceği konusu için, “Şeriat bu kadar sıkı değil…” bilgisini verdikten sonra- onun sert mizaçlı olduğunu da söylüyor: “Yunus sert bir insan; öyle şeylere pek razı gelemiyor, sapasağlam olsun istiyor. "Bir kere gönül yıktın ise; o kıldığın namaz değil!" diyor, defterden siliyor. Eski Yunus sert, sertliğiyle tanınıyor.” Yine aynı namaz konusu üzerinden Yûnus Emre’nin bir başka şiirindeki dizelerini göstererek -Namaz kılmayana sen müselmândır demegil, / Hergiz müselmân olmaz bağrı dönmüştür taşa- Yûnus Emre’nin sertliğine dair yorumlar yapıyor: “Namaz kılmayanlar yandı… Yunus sopayla kovalayacak…

Mahmud Es’ad Coşan’a göre eski Yûnus celalli bir velidir. Curetli ve sert ifadelerle her durumda Yunusluğunu gösteren bir derviştir.

***

Şimdi isterseniz içinde bulunduğumuz seneye gidelim. Mehmet Hakan Kekeç’in yorumlarına dikkat kesilelim. “2021 Yûnus Emre ve Türkçe Yılı”nda birçok Yûnus Emre yazısı yayımlayan Kekeç, konuya dair özgün ve yeni yorumlar getiriyor. Bilhassa mühim bir eksikliği kapatırcasına 13. YY Anadolusu bağlamında Yûnus’u ele alarak kendi tabiriyle, “Şiirine kılıç hamlesi gibi yansıyan münafığa buğzu celaliyle yanyana getirerek” konuya yaklaşıyor. Yunus Emre ile Bursalı Aşık Yunus’un farkını ise celal-cemal ayrımı üzerinden yorumlamıştır: “Yûnus Emre celâl, Aşık Yûnus cemâldir.”

Mehmet Hakan Kekeç, hümanist bakış açısının yanlışlığına değinerek, Yûnus’un, “Işksızlara verme öğüt öğüdünden alır değil / Işksız âdem hayvân olur hayvân öğüt bilir değil” beyitinden hareketle insanı mertebelere ayırdığını, nefsinin peşinde koşanlar için hayvan benzetmesi yaptığını söylüyor: “Yûnus eşrefi mahlukat olarak insanı sever. Ama o insan nefs perdesiyle esfeli safiline indirilmiştir. Nefsinin peşinde koşmaya devam ederse Yûnus'a göre değil insan, hayvanın tekidir.

Ona göre Yûnus Emre asabi meşrepli bir velidir. Aynı zamanda Yunus Emre’nin sertliğini, celalini, “İşidün iy ulular âhir zamân olısar / Sag müsülmân seyrekdür ol da gümân olısar” beyitiyle başlayan şiirinden yola çıkarak açıklıyor. Böylece verdiği birçok örnekle bu durumun üzerinde titizlikle duruyor.

Kekeç, Yûnus Emre’yi bir bir alp-eren olarak tanımlar. Ona göre veliler zahir olan esmalarını seyr u sülük ile dengeler ve celal kadar cemalini de sergiler. Burada bahsettiği pasif, yerinden kalkmayan, dünya sorunlarını boşveren, sevelim-sevilelim diyerek aşmaya çalışan derviş tipinin alp-eren Yûnus’u karşılamamasıdır.

Son Söz

Yunus Emre’nin celalli olup olmadığı konusunda kesin yorum yapabilmek için belli düzeyde bilgi sahibi olmak gerekiyor. O yüzden kendi adıma kesin cümlelerden kaçarak yorumu okura bırakıyorum. Fakat Yûnus Emre’nin dünya hayatından uzak bir derviş olarak herkese sınırsız bir hoşgörüsü olduğu şeklinde yorumlanmasına itiraz ediyorum. Yûnus Emre’nin her şeyi ve herkesi hoş görmediği, insanları sevmek bakımından oldukça titiz davrandığı varsayımından hareketle şöyle bir soru bile sorabiliriz. Her birimiz kendi durumumuzu, hatalarımızı-eksiklerimizi düşünelim, acaba Yûnus Emre bizi sever miydi? Muhabbetle…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Mümine Gayret Yakışır

Modern dönemde Yûnus Emre, ekseriyetle koşulsuz ve şartsız bir insan sevgisi bağlamında e...

Tıkayıcı Taş

Modern dönemde Yûnus Emre, ekseriyetle koşulsuz ve şartsız bir insan sevgisi bağlamında e...

Teneffüs Öğrenciler İçin Bir Ara mı Yoksa Ders mi?

Modern dönemde Yûnus Emre, ekseriyetle koşulsuz ve şartsız bir insan sevgisi bağlamında e...