Yoldaki İnsan ve İnsandaki Yol

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Yolun bitmeyeceğini bilenlerdir, yürüyüşlerinin farkında olanlar..
Yolu bitirmek için uğraşanlardır, kendilerinden mahrum kalanlar…
Kimi yola müptela…
Kimi gücüne, kimi ayaklarına, kimi tabelalara…
Kimdir o er ki yolun sahibini arar…
Gücünün kaynağını merak eder…
Ruhunun ayaklarıyla hareket etmek ister…
Görünmeyen tabelaları okumaya heves eder…
Böyle kıyasıya bir yarış varken yol üzerinde, kör olup, sevgilinin koluna
girip yolu yavaş yavaş yürümek isteyen âşıklar nerede ?
İleri diye bağırır birileri yoldakilere, sırtlarının ardından, sırtlanlar gibi…
Daha hızlı, daha ileri…
Cihetleri parçalayıp geçecek bir aşkın izini sürenler nerede ?
Eşyanın tanrılığa soyundurulduğu bir devrin içinden geçip giderken..
La mevcûde illallah deyip eşyayı yerle bir eden erenler nerede ?
Olmayan şey yerle bir olur mu ârifin gözünde ?
Bu sırra âşinâ kaç kişi vardır özünde ?
Yokluk, varlık elbisesine bürünmüş…
Varlık, yokluğa müptela kılınmış…
Zaman ikisinin arasında kurban edilmiş…
Geçmiş ve gelecek aşkın elleriyle katledilmiş…
Ve sonra…
Gökten hikmet adlı bir güzel indirilmiş…
Onun peşinde koşup, yolu geçip giderken, kendinden geçenler nerede ?
Var iseler yokturlar…
Yok iseler vardırlar…

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir