Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Yolculuk

avatar

Cihad Güner

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Saat 01.47

Yahu otobüs niye gelmedi, saat kaç oldu? Kahrolası gecikir gecikir de bu kadar olur mu? Terminalin içinde bunaltıcı bir hava. Bankların üzerlerinde uyuyanlar mı? Yaşlı gözlerle bekleyenler bu saatte hala bir şeyler satmaya çalışan işportacılar büfelerden gelen yoğun yağ kokusu. İyice daraldı. Firmanın gişesine gidip otobüsü sormak istedi. Önünde yığınla insan. Bir an vazgeçer oldu. Fakat başka çare yoktu durumu öğrenmesini icap ediyordu.

Usulce sıraya girdi. Gişenin önüne zor bela gelebildi ve gayet kibar bir üslupla

-Kolay gelsin, 24.00 aracı ne zaman gelecekti?

Beklemediği bir şekilde kabaca bir cevap aldı görevliden.

-Kardeşim gelecek diyoruz herkes aynı şeyi soruyor! Arıza yaptı araç şehre girerken.

Aldığı bu cevapla ve söyleme üslubuyla iyice sinirleri bozuldu fakat burada bir tartışma olmasını istemedi.

-Tamam teşekkürler.

Valizini alıp dışarıya çıkmaya niyetlendi derken bir dilenci yanaştı iyice yaşlı bir kadıncağızdı. “Allah rızası için” bir an durdu, kadını süzdü biran şüpheye düşer gibi oldu fakat cebinde ki bozuk paraların bir kısmını çıkarıp kadına uzattı.

Yahu başımın gözümün sadakası olsun diyerek içini de ferahlarmış oldu. Dışarıya çıktı. Tütün tabakasını çıkarıp bir tane sarmaya başladı. Ayaz vardı, öyle ki soğuğu gönlünde hissetti. Elleri titrek bir şekilde sigarasını sardı. Oturmak için sağa sola bakındı tek tük yer vardı. Bir tane yeri gözüne kestirdi üç kişilik bir bankta tek başına oturan kırklı yaşlarda nerden baksan hayatın zillerini tatmış üç ila dört günlük sakalı ve beyazlar düşmüş pos bıyıklı ve kasketiyle tipik bir Anadolu insanı. Selam verip yanına oturdu. Donuk bakışla yüzüne bakıp kafasıyla selamını aldı. Sigarasından son bir fırt alıp izmariti ileriye doğru fırlattı Yusuf.

Kasketli adam sordu;
-Yolculuk nereye hemşerim?
-İstanbul, siz?
-Çanakkale. Ve birden söze başladı.

‘’Hemşerim bir beklentin oldu mu hayat zor. Geçmiş bitti, gelecekte müphem. Öksürerek devam etti. “dem bu demdir”

Yusuf şaşırdı. Çünkü bu sözlerin hemen hemen benzerini fakülteden mezun olurken hocası söylemişti. Yusuf bir kasketli adama baktı bir de söylediklerine. Kılık kıyafete bakılırsa normal bir insan ama üniversitedeki hocanın sözlerine benzer hatta sadece birkaç kelimesi değişik şeyler.

Hadi bana eyvallah deyip çekip gitti kasketli adam.
Yusuf öylece kalmıştı.
Bir ses duydu.

-Yusuf!

Hafif çatallı bir ses bu. Nerde duysa tanırdı. Fakat şimdi nereden çıkmıştı. O an zaman dondu mekan dondu. Ses sağ taraftan geliyordu. Yusuf ayağa kalkıp sesin istikametine basını çevirip adım attı. Evet bu ses O’nundu. Sebahat’ın sesi ve ta kendisi. Eli ayağı titrek bir şekilde

-Sen, sen. Buda kaderin bir cilvesini Sebahat?

-Yusuf! Dedi. Merhamete muhtaç bir şekilde tekrar etti.
-Yusuf.
-Yusuf’un gözleri doldu. Lakin erkek adam ağlamaz diye bir söylenti vardır. Ağlamadı, delikanlı gibi içine ağladı.
-Sebahat
-Yusuf
-Onca mektup yazdım sana, onca söz söyledim fakat ulaştıramadım. Ulaşamadım sana.
-Biliyorum
-Biliyor muydun?
-Evet dedi mütebessim çehresiyle.
-Her yerde yüzünü aradım da bulamadım Sebahat.
Sebahat’ın yüzü kızardı.
-Gelmedin Yusuf! Seneler geçti bekledim seni. Gelmedin Yusuf, bir inadın uğruna tükettik, tükendik.
-Dur, lütfen dur.
-Beş yıl Yusuf’um, her bahar bekledim seni.
-Cesaret edemedim. Bir kere yenilince insan hep öyle sürer zannediyor.
-Kimseyi iliştirmedim gönlüme. Yanından yöresinden bile geçen olmadı.

Bir an sessizlik oldu. İkisi de konuşmak istiyordu kısada olsa beş yılın özlemini gidermek

-Yanlış anlama neden gelmedin demiyorum, nerede tükendiğini soruyorum.

Yusuf afalladı birden ve Sebahat devam etti;
-Dönülmez bir yoldayız biliyorum. Hüznümü, bekleyişlerini ve umudumu Allah’a ısmarlıyorum. Seni seviyorum demiyorum, lakin her yerde seni aradığımı, gönlümün en mahrem yerinde olduğunu bilmeni istiyorum. Allah’a emanet.. Soğuktan titreyen elleriyle bir tütün daha sardı,
“keşke bu şekilde gitmeseydin” diyebildi.
Aslında mesele gitmesiydi.
Ve devam etti.

– “Yazık olmuş bize”

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.