Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Yola Revan / Prizren

avatar

Firdevs Ağaoğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Şar dağlarının eteklerinden Taş Köprüye…

Bu ay ki durağımız Kosova’nın en tarihi şehirlerinden biri;  Prizren. Dört tarafı dağlarla çevrili olan bu şehrin yarısı da dağın eteklerine kurulmuş durumda, şehrin siluetinde dağların hâkimiyeti var desek yeridir. Özellikle Prizren Kalesinin bulunduğu dağ şehrin en yüksek yeri. Kale ise bulunduğu rakımdan mıdır nedir şuan ki harabe haline aldırmadan, şehre giren herkesi, sert ve zorlu asırları bağrında eritmiş bir taş ocağı gibi selamlıyor. Ve hâlâ en güzel şehir manzaraları bu tepeden çekiliyor… Tepelerden birinden şehre baktığınızda kendinizi adeta tarihin sayfalarında buluyor gibisiniz. Tarihi dokusu korunmuş mimarili evleriyle, avlulu ve az katlı binalarıyla, bahçeli evlerin ortasından süzülen tepelik yollarıyla ve ruhu serinleterek şehrin tam kalbinden geçen Ak nehri, nehrin üzerine bir taht gibi kurulmuş Taş köprüsü ile insanı adeta tarihin sayfalarında gezdiriyor.

Şehir, uzun dönemler Osmanlı Sancağı himayesinde olmasının izlerini gururla taşıyor. Halkın çoğunun Müslüman olması ve en çok Türk halkının bu şehirde yaşaması bu tarihi dokunun da iyi korunmasına vesile olmuş gibi. Şehirde kırka yakın aktif kullanılan cami bulunmakta. Bunların en dikkat çekeni birçok Kosova fotoğrafında bilmeden şahit olduğumuz Sinan Paşa Cami 1600’lü yıllarda buranın beyliğini yapan Sufi Sinan Paşa tarafından yaptırılan bu güzel caminin Minaresi ise 43.5m uzunluğu ile Balkanların en uzun minaresi olma özelliğine sahip.

Ne yazık ki 1939 yılında Hristiyan bir kesimin caminin yapımında kilise taşları kullanılmış gerekçesi ile kışkırtıcı bir saldırıya uğramış ve caminin kubbeli üç bölümü yıkılmıştır. 1950’li yıllarda restore edildikten sonra 1992 yılına kadar müze olarak kullanılmış, sonra tekrar ibadete açılmıştır. Bu caminin diğer bir özelliği ise Balkan coğrafyasının başarılı bir şekilde koruduğu dini mozaiğin bir parçası olması zira cami; Sırp Ortodoks Kilisesi ve Katolik Kilisesi ile yan yana yüzyıllardır faaliyet göstermekte.

Aslında bu şehrin kalbi Sinan Paşa caminde atmaktadır. Zira şehrin çarşısı caminin şadırvanından başlamakta ve bu bölgeye Şadırvan ismi verilmektedir. Çarşıda yemek yiyebileceğiniz günün yorgunluğunu atacağınız

kafe ve restoranlar, hediyelik eşya alabileceğiniz çeşitli dükkanlar mevcut. Tipik bir Türk Balkan çarşısı. Bir tarafı Ak Nehir’e dayanmakta. Çarşının ortasında Şadırvan çeşmesi bulunmakta,  rivayet odur ki bu çeşmeden su içen kişinin bu topraklara bir kez daha yolu düşermiş. Elbette yolumuz Balkanlar’a her daim düşsün diye kana kana su içiyoruz bu çeşmeden…

Diğer güzel bir cami ise cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han’ın bu toprakları ziyaretinden önce inşa edilmiş, bir rivayete göre ise kiliseden camiye çevrilen Kırık Mescit. Bir balkan geleneği olarak ilk cuma namazının kılındığı cami olduğu için de Namazgah veya Cuma Camii olarak da bilinmekte. Diğer bir güzel Cami ise yanı başında hamamı ve yaptıran Gazi Mehmet Paşanın Türbesinin de bulunduğu Gazi Mehmet Paşa Camii, diğer ismi ile Bayraklı Cami. Konumu, avlusu ve tarihi açısından önemli bir cami. Uzun yıllar harabe durumda kalan külliyenin Hamamı tadilat edilmiş ve sanat galerisi olarak faaliyet göstermektedir. Cami ise TİKA tarafından restore edilerek ibadete açılmıştır. 19.yy da yapılan Emin Paşa Cami ise mavinin ağır bastığı süslemeleri ile görülmeye değer başka bir camimizdir. Ayrıca yüzyıllardır faaliyet gösteren bir de Halveti Tekkesi vardır Prizren’de. Görevlisinden izin alınarak girilmekte ve içeride fotoğraf çekimine izin verilmemektedir. Buradaki Tekke geleneğinin en güzel örneklerinden biri olan bu tekkede yapılan zikirler, sohbetler ve faaliyetlerle ilgili görevliden bilgi alabilirsiniz. Özellikle “edep ile giden lütuf ile gider” düsturunun birebir yaşatıldığı bu güzel kültürü yerinde görmenizi tavsiye ederiz.

Prizren’in en etkileyici noktası ise Arasta Cami’dir. Namı diğer Tek Minare.  Tek bir minare karşılar sizi yolun kenarında, yanında yöresinde cami arar gözleriniz ama bulamazsınız. Bu Minarenin aslında siyasetin kirlettiği üzücü bir hikâyesi vardır.  Yugoslav Hükümeti zamanında eski kapalı pazarın ve çarşının olduğu Arasta Mahallesi’ndeki tüm binalar yıkılarak çok katlı modern binalar yapılmak istenmiş. Bu yıkımlar sırasında Arasta Cami de yıkılmış. Lakin caminin yıkılmasına halk büyük tepki göstermiş ve ayaklanmış.

Ayaklanmalar bastırılmış ama yönetim minareyi yıkmaktan çekinmiş.  Yönetim değişince de halk yapılanların sosyal hafızadan silinmemesi için dokunmamış minareye, yanına cami de yaptırmamış. Eski bir atasözü vardır tabiri caiz ise “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.” Bu şehrin insanı da kışı geçirmiş ama yediği ayazı unutmamak için minaresini olduğu gibi bırakmış.

En güzel yeri en sona saklamak gerek elbet.  Balkan şehirlerinin en karakteristik özelliğidir bir atar damar gibi içlerinden geçen nehirleri. Prizren’in de ortasından berrak suları ile Ak Nehir olarak da bilinen Bistrica Nehri geçmekte.

Çarşısının ortasından geçen bu nehir taş yatağında o kadar güzel akar ki kanınızın da onunla aktığını, onun ritmine kapıldığınızı hissediyorsunuz. Özellikle yatağının taş tarihi duvarlar ile düzenlenmesi adeta şehrin tarihi dokusunu perçinliyor. Birde nehrin üzerinde tüm güzelliği ile duran Taş Köprü Şehri adeta bir yağlı boya tablosu gibi gösteriyor.  Biraz dinlenmek, bir güzel kahve içmek ve kendinizi bu güzel tarihi tablonun bir parçası gibi hissetmek için nehrin kenarındaki Taş Köprü manzaralı bir mekân tercih etmelisiniz. Ve oturduğunuz yerden Ak Nehrin billur suyunun söylediği şarkıya Taş Köprü’nün asırlık taşlarının da bu şarkıya eşlik ettiğini hissetmelisiniz.

Naçizane tavsiyemiz; , Şadırvan Suyundan içmeden ve Taş Köprü’de şehri arkanıza alarak bir fotoğraf çekinmeden gitmeyin bu şehirden. Özünü koruyarak, tarihi yapısına vefa göstererek yeni binaları inşa ederek ve ihtişama, gösterişe değil insanın yaşam alanına uygun binalar yapılarak bir şehrin siluetinin ne kadar güzel olabileceğini kanıtlayan bu şehir gerçekten görünesi ve gezilesi bir yer. Taş Köprü’den veya kaleden baktığınızdaki o tarihi dokusu ile belki de o güzel taş örmesi figürü ile zihninize yerleşecektir.  Adeta kocaman bir açık hava müzesini geziyormuş hissi veren bu şehri belki de yıllar içinde hep soğuk değil sıcacık örme taşları ile hatırlayacaksınız. Kim bilir…

Küçük bir Anı: Prizren şehrini gezerken ilginç bir yer gördük. Bir binanın dış tellerinin üzerinde kocaman kocaman yapay Örümcekler ve devasa örümcek ağları vardı. Hepimiz çok şaşırdık ve bu nedir? Amacı nedir diye kafamızdaki bin bir soru uçuşurken rehberimiz imdadımıza yetişip açıkladı durumu. Gazi Mehmet Paşa Camii’nin külliyesindeki Hamam UNESCO tarafından tadilata alınmış ama uzun yıllar tadilat bitirilmemiş, bir çivi dahi çakılmamış. Üstüne birde içinden önemli parçalar kaybolmuş. Halk ta bu durumu “ örümcek bağladı yaptığınız iş” mesajı vermek için bir gecede kocaman maket örümcek ve ağlarını yapmış. Bu radikal protestodan sonra UNESCO çalışmaları yeniden başlatmış. Biz geldikten birkaç ay sonra Hamam bitirilerek Sanat galerisi olarak Hizmete girmişti. Zahir ömrümde gördüğüm en radikal ve en zekice protesto olduğu için sizlerle paylaşmak istedim.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.