Sıradaki içerik:

Ömer Seyfettin’in Bomba İsimli Hikâyesi Üzerinden Hatırlatma

e
sv

Yola Revan / Ohri (Ohrid)

avatar

Firdevs Ağaoğlu

  • e 1

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Kalkandelen’den Yola Revan olmuştuk en son, yaklaşık 2 saat sonra Ohri’deyiz. Şehrinden mi başlasak gölden mi bilemiyorum ama bu şehre adımınızı atar atmaz lütfen her anın tadını çıkarın. İlk baktığımızda gözümüze tipik bir tatil beldesi gibi görünse de aslında buranın her sokağı, her taşı sizi ayrı bir tarihe götürüyor. Bakıyorsunuz bir tarafta 2500 yıllık tarihin ilk antik arenalarından biri, bir tarafta 8. yüzyıldan kalma manastır, diğer tarafta Halveti tekkesi, sokaklarda Arnavut kaldırımlar ve eski taş evler size gülümsüyor. Ve tabi ki ilk görüşte içinize işleyen muhteşem Ohri Gölü tüm ihtişamı ile size hoş geldiniz diyor. İlk Şehri anlatmaya çalışalım izninizle. Gezmeye eski şehir merkezinin orta noktası diye nitelendirebileceğimiz kavşaktaki Ulu Ağaçtan başlayalım.

Her dalı şehrin ayrı bir yerine uzanan bu ağacın gölgesinde çarşıyı gezmek için kendinize bir yön belirleyin ve başlayın. Çarşı birbiri ile bağlantılı birkaç caddeden oluşuyor. Eski doğasını kaybetmemiş cıvıl cıvıl renkli bir çarşı burası. Bu doğa sizi içine çekecek ve içiniz kıpır kıpır gezeceksiniz, her köşesine bakmak, her dükkâna girmek isteyeceksiniz. Çarşıda istediğiniz ürünü bulabilirsiniz. Ürün olarak birçok çeşit olsa da Ohri’nin İnci ve Sedef işlemeleri Dünyaca ünlüdür. Düşünenler için takı ve tespih olarak birçok çeşit mevcuttur, tavsiye ederiz. Çarşıyı gezdikten sonra acıktığınızı hissederseniz yemek yelpazesi de çok geniştir, özellikle yeme içme konusunda çok hassas davrananlar için uygun birçok yer bulabilirsiniz.

Ohri’nin en meşhur yemekleri ise şüphesiz Ohri Gölüne özgü balıklar ve balık çorbasıdır, Buraya kadar gelmişken, sonradan pişmanlık duymamak için yöreye özgü bu lezzetleri denemenizi öneririz. Balık ürünleri genelde göl kenarındaki mekânlarda bulunmaktadır. Bu mekânların menüsüne bakarak helallik konusunda hassas davranan birkaç uygun yer bulmak mümkündür.

Şüphesiz ki bir şehri gezmenin olmazsa olmazlarından biri de o şehrin akşamını görmektir. Lütfen Şehri bir de akşam keşfe çıkın. Özellikle göl kenarında gezinti yapın, birde Ay var ise denizlere kafa tutan mehtabın tadını çıkarın. Çarşının akşamki ahengini de duyun ve hissedin. Bir yorgunluk kahvesi isterseniz çarşıda ve sahilde birçok mekân bulabilirsiniz. Özellikle dilinizden anlayacak ve sohbet, muhabbet edebileceğiniz bir Türk mekânı bulun ve oturun. Zira gece çay ve kahve size eşlik ederken, Ohri’yi bir Makedon Türkünden Türkçe dinlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.

Ohri’de birçok tarihi Cami ve Kilise vardır. Kiliselerden en bilindikleri kale yolunda göl manzaralı Aziz Yuhanna kilisesi ve Aziz Clement Kiliseleridir. Camilerden ise çarşının orta yerinde bulunan ve TİKA tarafından yıllar sonra restore edilen Ali Paşa Cami görülmesi gereken, secdesi ve kendisi çok güzel bir yapıdır. Konum olarak da vakit namazları için ideal bir tercihtir. Bu Caminin çok yakınında birden bire karşınıza çıkan tarihi bir Tekke sizi şaşırtabilir. Camii olarak da hizmet veren bu Tekke aktif olarak faaliyetlerini sürdüren beş yüz yıllık bir Halveti Tekkesidir. Eğer imkânınız olursa görevlilerden izin alıp Sabah namazına katılın ve sonrasında ki Zikirleri dinlemek için bekleyin. Tekke Hocasının dediğine göre 300 yıldır her sabah bu zikirler aksatılmadan devam edilmekteymiş. İki dünya savaşı ve nice iç savaş yaşanan bu topraklarda, savaş zamanlarında dahi zikirlere aksatılmadan devam edilmiştir. Allah Onlardan Razı olsun, kıyamete kadar da aksamasın inşallah.

Sonradan pişmanlık duymamak için belirtmem gerekirse Ohri Kalesine çıkmadan bu şehirden ayrılmayın. Kaleye; özellikle gölün kenarından eski taş evlerin arasından Arnavut kaldırımlı dar sokaklardan tarihin her çizgisine dokunarak çıkın. Sol tarafınızda evlerin arasından ara ara göl size gülümseyecektir. Yol boyu her ev içinize baharlar dolduracak güzelliktedir. Çıkarken hala el yapımı kâğıt üretimi yapan Kâğıt Atölyesine ve 2500 yıllık Dünyanın en eski Arenalarından biri olan Tarihi Antik Tiyatroyu görmeden geçmeyin.

Sizi biraz yoran yokuşlardan sonra kaleye ulaşıp büyük kapısından içeri girdiğinizde yorulduğunuza değdiğini göreceksiniz. Zira 360 dereceden ayrı güzel şehir ve göl manzaraları tüm yorgunluğunuzu alacaktır. Göl manzarası, şehir manzarası, göl ve şehrin iç içe girdiği ruha şifa güzel manzaralar çıktığınız yokuşları unutturacaktır.

Gelelim Ohri Gölüne. Şimdi bildiğiniz tüm Su masallarını, duyduğunuz tüm göl efsanelerini unutun. Bildiğinizi unutturacak güzellikteki Ohri Gölüne selam verin. Mavinin mavi olduğu, Yeşilin yeşilliğini unuttuğu, Güneşin sularının üstünde resim çizdiği muhteşem göl. Ohrililerin “Cennetten bir damla düşmüş ve Ohri Gölü oluşmuş” diye abarttıkları kadar var. İsterseniz bir banka oturun ve saatlerce izleyin gölün maviliğini, isterseniz sahil boyunca yürüyün. Gecesi ayrı güzel gündüzü ayrı güzel bir su masalı. Ama bizim önerimiz gündüz gözü ile bir tekne turuna katılmanız. Gölün dingin maviliğinde bir saatlik bu gezi ruhunuza iyi gelecektir. Az önce gezdiğiniz şehri şimdi de gölden seyretme vaktidir. Göl ve şehrin muhteşem uyumuna tanık olma şahitlik etme vaktidir. Dediğimiz gibi her anın tadını çıkarın çünkü az sonra ne çabuk bitti bu tur diyeceksiniz ve damağınızda kalan o eşsiz tat ile tekneden ineceksiniz. Tam burada bir parantez açıp birkaç ansiklopedik bilgiyi eklemekte fayda var.

Ohri gölü Milattan önce oluşmuş tektonik bir göldür. Göl Balkan coğrafyasının en derin ve büyük gölü olma özelliğine sahiptir. Dünyanın en berrak 5 gölü arasında bulunan göl 1979 yılında Dünya Mirası Listesine girmiştir. Kendine özgü 200 den fazla türe ev sahipliği yapan Ohri Gölü bereketi ile çevresinde kurulmuş üç yerleşim yerinin de büyük oranda geçim kaynağını sağlamaktadır. Ama şunu da belirtmek gerekir ki oranın insanı da gölüne sahip çıkmakta ve çok temiz bakmaktadır. Ohri gölünü besleyen irili ufaklı birçok göl ve su kaynağı olduğu bilinmektedir. Bunların içerisinde en çok bilineni St. Naum Manastırından ismini alan su kaynaklarıdır. Ohri şehrinden 45 dakika uzaklıkta olan bu tabiat parkı balkanlarda görülmeye değer yerlerden biridir. Koruma altında olan bu tabiat parkının girişinde hediyelik eşyalar alabileceğiniz küçük bir pazarı var. Daha sonra doğal güzellikler başlıyor. İlerlediğinizde karşı tepe üzerinde bir Manastır göreceksiniz. İlk buradan başlamanızı öneririz. Bu manastırın bir özelliği var. Kilise bölümündeki mezarda yatan kişinin Hristiyanlar Aziz Naum olduğuna inanıyorlar ve gelip mum yakıyorlar. Müslümanlar ise Sarı Saltuk olduğuna inanarak Kurban kesiyorlar. Birbirlerinin inançlarına saygı duyarak yüzyıllardır hiçbir sorun çıkmadan yaşıyorlar. Ziyaretinizden sonra mutlaka arka bahçeden uçsuz bucaksız Ohri Gölünü yukarıdan izleme şansını değerlendirin. Tepeden aşağı indiğinizde restoran-kafe tarzı bir işletme bulunmaktadır. Doğanın güzelliğine bir kahve ile yarenlik etmek isterseniz tercih edebilirsiniz. Ama mutlaka bir sandal gezisine katılın. Bu gezide “su ve berraklık” ile ilgili tüm algınızın değiştiğini hissedin. Ve sandal ilerledikçe su ile hasbihale başlayın. “Su”ya bu güne kadar gördüğünüz suları anlatıp dert yanın da; “Su” size asıl “Su” ne demekmiş “berraklık” ne demekmiş anlatsın… Elinizi attığınızda dibine ulaşacak gibi olsanız da derinliğin ne demek olduğunu göstersin. Üstten durgun, dingin görünse de dibinde bin bir kaynağın çağladığını hissettirsin. Dokunduğunuzda ideal içme sıcaklığında olsa da her kaynağından farklı sıcaklıkta çıkan suların birleşince nice dereceler değiştirdiğini bildirsin. Bir “su” söylesin, bir rüzgâr. Bir “su” hışırdasın bir de yapraklar. En belirgin gözesinden bir yudum için, için de tüm hücreleriniz “su”yu yeniden hatmetsin ve bugüne kadar bildiğiniz duyduğunuz insan eli ile kirlenmiş tüm “su”lara yas tutsun. “Su” söylesin, rüzgâr söyletsin, “su” gözesinde kaynasın, ruhunuz bedeninizde kaynasın, yaprak daldan “su”ya düşsün girdabı sizi sürüklesin. Velhasıl doğa anlatsın sizin içiniz ağlasın. Aslında doğanın dilini anlayabildiğinizi hatırlatsın… Sahi sadece sandal yolculuğu yapıyorduk değil mi? O vakit, bu sandalda bırakalım sizi kıymetli okurlar, gelecek ay başka bir Balkan Şehrinde görüşmek dileği ile…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.