Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Yola Revan / Budapeşte

avatar

Firdevs Ağaoğlu

  • e 2

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Balkanlardan biraz daha yukarıda, Orta Avrupada ve fikrimce oraların en güzel şehri Budapeşte. Tuna Nehrinin ihtişamı ile Buda ve Peşte olarak ikiye ayıran bu şehir tarih, mimari, şehirleşme ve doğası ile insanın gözünü ve gönlünü doyuran bir yer.  Tam ortasından geçen gönlümüzün coşkun nehri Tuna’yı ve üstündeki köprülerini, binalarını, caddelerini gez gez bitiremeyeceğimiz bir şehir.

Şehrin önemli bölümlerinden biri Kahramanlar Meydanı. Macaristan için önemli Kral ve kahramanların heykellerinin de bulunduğu kocaman bir anıt bulunuyor bu Meydanda. Meydanın bitiminden şehir merkezine uzanan Trafiğe kapalı Andrássy út Caddesi ise şehrin en işlek ve meşhur caddesi.

Diğer en meşhur caddelerinden biri ise Vaci Utca Caddesi. Cadde gezi ve yeme içme ağırlıklı olsa da üç tane tarihi çeşmesi ile renkli bir gezi alanı.  Büyük Market olarak adlandırdıkları 1897 yılında yapılan bina şimdiki Alışveriş Merkezlerinin atası olarak nitelendirebileceğimiz bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.

Bence Budapeşte’nin en güzel yapısı Budin (Buda) Kalesinde bulunan Aziz Matthias Kilisesi, 8. Yy dayanan bir tarihi var. Moğol istilasında büyük hasarlar görmüş sonrasında tadilat edilmiş. Osmanlı Döneminde ise Cami olarak kullanılmış. 19. Yy da büyük bir tadilat geçirerek ilk haline çevrilmiş. Kral Taç giyme törenlerinin yapıldığı bir Kilise olduğu için bu yapı Macaristan için büyük öneme sahip.

Kilise bir Manastır olarak yapılmış ve külliyesinde birçok yapı ile hala faaliyet gösteriyor. Muhteşem Macar motifleri Manastırın tüm bölümlerinin çatılarını süslüyor. Mimarinin güzelliğine güzellik katan çatı süslemeleri özgünlüğü ile zihnimize kazınıyor. Ayrıca Kilisenin arka kısmına kalan Balıkçı Tabyası da görülmesi gereken şehre güzellik katan bir yapı olarak çıkıyor karşımıza.

Elbette ki Budapeşte’nin sırrı Tuna Nehri ve köprüleridir. Tuna Nehrinin Kıyısındaki hepsi Tarihi olan binaların ışıklandırması o kadar güzel yapılmış ki akşam vakti şehre hayran olmamak mümkün değil. Tuna’nın üzerinde tam 7 tane köprü var. En meşhurları ise, yapılış hikayesi ile ve Tuna’yı süsleyen ilk köprü olma özelliği ile Zincirli Köprü. Köprünün Hemen çıkışında Avrupanın ilk Fünüküler sistemi ve sol tarafında tüm İhtişamı ile Kraliyet sarayı bizi karşılıyor. Tuna nehri üzerinde bir Akşam vakti Tekne turu yapmadan bu şehri gördüm demeyin.  Gönlümüzün hiç dinmeden çağlayan nehri Tuna’nın hakkını vermeden bu şehirden gitmeyin.

Şehrin diğer önemli yerleri ise; Şehri Tüm ihtişamı ile gören ve Özgürlük Heykelinin bulunduğu Galler Tepesi, Şehrin en yüksek binası olan Aziz Stefhan Bazilikası, Parlamento Binası ve Kraliyet Sarayı, Askeri Tarih ve Müzik Müzeleri, Avrupa’nın en büyük kaplıcası olan Széchenyi Termal Hamamı, Nazi ve Sovyet işgalleri sırasındaki zulümlere dikkat çekmek için kurulan Terör Müzesi, Nazi Yahudi katliamına Dikkat Çekmek için Tuna’nın kıyısına yapılan Demir Ayakkabılar anıtı, Avrupa’nın en iyi akustiğine sahip Operalarından biri olan Opera Binası, Şehrin içinde güzel bir dinlenme alanı olan Margaret Adası olarak sayabiliriz. Şehrin en güzel özelliği ise tüm yapıların tarihi dokusuna dokunulmaması ve restorasyonların aslına uygun yapılması. Çoğu Avrupa şehrine göre ise sokakları ve insanları sıcakkanlı. Keyifle ve güvenle gezilebilecek bir şehir.

Buda ve Peşte bölgeleri Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1526 yılında fethedilmiştir. 1686 yılında ise Osmanlıdan Ayrılmıştır. Evliya Çelebi Seyehatname’sinde sadece Budin kısmında 25 cami, 47 mescit, 12 medrese, 16 mektep olduğunu söyler. Bugün ise bu yapılardan ayakta kalanların sayısı iki elin parmağını geçmez. Sokollu Mustafa Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan, Mimar Sinan’ın buradaki tek eseri olan Sokollu Mustafa Paşa Camii ise Aziz Katalin Klisesine çevrilmiş. Budin ve Peşte de hepsi tarihi yapı olmamakla birlikte toplam 6 aktif Cami kalabilmiş.

Budapeşte Camii, Budapeşte Türk Camisi ve El Huda Camii görülmesi gereken güzel camiler. Ama asıl görülmesi gereken yer Gül Baba Türbesidir. Budapeşte’nin ortasında bir güzel Türbe karşılıyor sizi, içinize Tuna’nın sularını serpiyor sanki. Gül Baba buranın kültürüne öyle yer etmiş ki, Macarların sayı duyduğu sevdiği ve benimsediği bir Türk-İslam kahramanı olduğunu, türbesinin bulunduğu tepeye Rozsadomb -Gül Tepesi isminin verilmesi kanıtlamaktadır. Türbenin Camisi 1600 yıllarda yıkılmış. Türbe ise Savaşlarda çok hasar almış. Bugün aslına uygun olarak TİKA ve Macaristan Hükümeti ortak olarak tadilat ettirilmiştir. Gül baba Macaristan hatta Orta Avrupa’da  birçok sanat eserine ilham olmuş, hoşgörü ve görüşleri ile herkese yol göstermiş bir derviş olarak, Rahmeti Rahmana kavuşsa dahi yüzyıllardır Türk ve İslam elçiliğini yapmaya devam eden bir derviştir.

Elbette ki Budapeşte bittikten sonra Estergon Kalesinin Tuna’nın karşısından o Muhteşem Manzarasını izlemeden, Tuna’dan geçip Kalenin ihtişamına tanıklık etmeden ve Yeşil kubbeli Bazilikayı gezerken hüzünlü bir şekilde kaleden inmeden bu topraktan ayrılmak olmaz.

Ve dünya gözü ile güzel mekanlar gördük, Estergonda Hüznün, Tuna üzerinde Coşkunun, Avrupa mimarisinde ihtişamın ve gösterişin, tahrip edilen Osmanlı yapılarında kızgınlığın, Gül Baba Türbesinin başında ise Rahmetin ve çağlara ulaşmış bir hoşgörü timsalinin doruklarına ulaşarak gezdik bu şehri. Adım ile Adem olunur. Adımlarımıza Estergon’dan Tarih bir Selamla başladık, Gülü sarığında taşıyarak “Gül Efendimiz” başım üstüne yeri var diyen, Gül baba Naifliği ile son verelim o vakit.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.