Yol Tarifi

Senin zaferin o seferdedir!

Köşedeki büfeyi geçince ilk sağdan girin. İki yüz metre yürüdükten sonra tekrar sağa dönün ve bir yüz metre kadar daha yürüyün…

En basit yol tariflerinden biri. Çoğu zaman bilmediğimizden etrafımızdakilere sorup, kaybolmaktan kurtulduğumuz. Çevremizdekileri, unuttuğumuz yolları hatırlatıcılar olarak seçtiğimiz. Yolumuza yön verici bilirkişiler seçtiğimiz. Bazen bu bilirkişilerin kullandığı sözcükler karmaşaya yol açar. Yolumuzda ilerledikçe o karmaşadan yavaş yavaş kurtuluruz. Burada yolcu olmayı, gerekirse yol olmayı bilmek gerekir. Karmaşaya rast gelinse de onun yol açtığı şeylerden en nihayetinde yine o yolda kurtulacağımızı bilmek gerekir.

Yolda olmayı seviyorum. Yolda karşılaştığım acı, tatlı tüm hadiseleri. Yolcu olmanın en güzel yanı olan; bir yerde sabit kalmamayı… Yürüyüş, arayış içinde olmayı... Ulaşmak, yolculuğu bitirdiğinden çok da cazip gelmemiştir hiçbir zaman. Ulaştığım sandığım her vakit başka yerlerin, yolculukların hasretini çekiyorum.

Yol ve yolcu ifadesini, yürüdüğümüz yol ve o yoldaki insan olarak tahayyül etmedim hiçbir zaman. Nihayetinde dururken bile yoldayızdır aslında. Bu dünyada bir yolcuyuzdur. Bir işin içerisine girdiğimde, o yolda verdiğim uğraşların ve araştırmaların arasına muhakkak beynimin karıncalanmasına yol açacak fikirler denk gelir. “Yol açacak” dedim mesela. Sebep olma mahiyetinde kullandığımız. Bunlara rest çekebiliyor olmak da iyi bir yolcu olduğumuzu gösterir. Yoldaki taşları kaldırmaya niyetli olmayı gösterir.

Yol, yolcu, yolculuk, yolluk, yoldaş… Tek başına yolda olmanın hakkını veren yolculara saygım sonsuzdur. Bir de bir “yoldaşla” bu serüveni sürdürenler vardır. İşte burada da yanımızdakinin bu yolculuğa layık olması, bizim için derin bir önem arz eder. Yola koyulmadan önce yolluk niyetine doyurmamız gereken bir ruhumuz vardır. Sağlam adımlarla yolculuğumuza devam edebilelim diye. Yoldaşımızın gözlerinin içine bakmakla, gülümsememizi ondan esirgememekle yükümlüyüzdür. Bunu bir uyarı olarak algılamak çok kıymetlidir. Çünkü “Gönülden gönüle bir yol vardır.” denilen yolla, bence bu kastedilir. İnsanı insana katmanın yoludur bu aynı zamanda. Bu, bir yere birden fazla yol bulmayı öğretir bize.

Yönünü bulduran yoldaşlara denk gelmek ömrü de yolu da uzatır. Sevgili büyüğüm şöyle demişti: “Nerede olduğunu bilmezsen nereye gideceğini de bilemezsin.” Benim buradan çıkarmak istediğim; yola yol olmak düşüncesidir. Yolundan emin olmak. Emin olduğun, bildiğin yolda, direkt yol olmak... Yolcu olmadan. Yüklerini atıp omuzlarından, tutulacak bir yol bulmak kendine…

“Biz zaferle emrolunmadık, seferle emrolunduk.” Bitmez tükenmez bir yolculukta olduğumu ve bunun ne denli değerli olduğunu hatırlatır bu cümle bana. Sefer, yolculuktur. Seferle emrolunmak; yolcu olduğunu ve bitmez bir yolculuğun içinde olduğunu bilmektir. Bir şeyi başaramadığımızda: “Bu sefer olmadı.” deriz. Ya da: “Bu sefer böyle yapacağım.”, “Bu sefer bunu deneyeceğim.” cümleleriyle gayretleniriz. İşte burada; “Bu yolculuğum da olmadı ama bu sefer de şunu deneyeceğim.” demiş oluruz. Başka bir yol deneyeceğim vaadinde bulunuruz kendimize. Bu; seferden vazgeçmemektir. Vazgeçersek yoldan, yolculuktan, hakikati kaybederiz. Çünkü en büyük hakikat; zaten yolda olmaktır, bir seferde olduğunun bilinciyle yaşamaktır.

Diyelim ki yolda kaldık, unuttuk istikametimizi. Yol haritamızı kaybettik. Bu sefer derin bir nefes alıp baştan başlarız. “Bu sefer” dediğimiz hakikat o hakikattir. Yılmamaktır, yorulmamaktır. Senin zaferin o seferdedir! Yol o kadar önemlidir ki kendin kalabildiysen hele yolculuk boyunca, zafere ulaşmasan da o duruş senin galibiyetindir. Yönünü değiştirmek isteyenlere karşı yolunda ısrarcı oluşundur zafer. Başkası olmak veya kendin kalmak; yoldaki en önemli dönüşümündür. Yolcu olmak; derdine çare arayışın, yarana merhem buluşundur. Sevgili büyüğüme kulak ver: “Yolculuk sürüyor. Arayışın bitmedi ki çaren de bitsin. Yol çaredir. Yol aktığı sürece çare tükenmez.”

Yolculuğunu düşün. Yanımıza duygularımızı da yoldaş olarak almaz mıyız? Umut, sevinç, hüzün, acı, özlem… Mesela yolun sonunda kavuşacaksak özlediğimize yol daha tatlı gelir. Özlem duygumuz bir eldir omzumuzda, bizi azmettiren. Hep umutluysak bir vakitte muhakkak çiçekleneceğimize, kaderimizi çiçeklerin süsleyeceğine; umut ittiriverir sırtımızdan. Hüzünlüysek yolculuk esnasında mesela, ara ara pes eder gibi oluruz. Hüzün hırsa dönüşeceği vakti bilir o esnada. Ara vermemizi istemez seferimize. Sevinç bütün yüklerimizi taşır. Bir tane bile bırakmaz sırtımızda. Yüklerimizi görünmez kılar. Asıl azığımız, yoldaşlarımız bu duygularımızdır işte.

Velhasıl demem o ki; biziz kendi yolumuzun haritası. Duygularımızla, ruhumuzla, düşüncelerimizle… İçimizde yeni yollar keşfederek ilerlediğimiz. Haritadaki uğradığımız her noktadan bir şeyler öğrenerek, yanımıza ömürlük bir yoldaş edindiğimiz. Yolda karşılaştıklarımızı ganimet bildiğimiz. Yokuşlara denk geldiğimiz, tepeler çıktığımız, düzlükte rahat bir nefes aldığımız. Her şeyiyle bize yolu gösterecek, yolumuzu çizdirecek kendi içimizin haritasıdır. Şimdi hangi duraktasın? Haritana bak! Unutma; senin zaferin o seferdedir!

(1) Yorum
  • Her sefer iç dünyaya yolculukla başlar oradaki renklerin yansımasıdır aldığın yol

Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Senin zaferin o seferdedir! Köşedeki büfeyi geçince ilk sağdan girin. İki yü...

Boşluk

Senin zaferin o seferdedir! Köşedeki büfeyi geçince ilk sağdan girin. İki yü...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Senin zaferin o seferdedir! Köşedeki büfeyi geçince ilk sağdan girin. İki yü...