Yol Ayrımında Yolcuları Kavuşturmak

Bölünmüş bir yolda iki araba aynı yönde ama farklı şeritlerde gider. İki şoför de pencerelerini açarak birbirlerine yanlış yolda olduklarını söylerler.

Birbirlerini doğru yola iknâ etmeye çalışırken yolu unuturlar ve ilerideki virajı fark edemezler.

Sonuç mu?

İkisi de artık yoldan çıkmıştır...

Söz konusu din (özellikle de İslâm dini) olduğunda herkesin kendi mahallesi Mekke-Medine; geri kalan tüm mahalleler: ya Paris ya Moskova ya da New York...

Mâşallah herkese.

Herkes bir Mesih kesilmiş insanlığa.

Herkes Uhut Savaşını iyi bilir. Hele hele Okçular Tepesi, İslâm tarihi için unutulmaz bir derstir. Ayrıntıları merak edenler araştırıp okuyabilir.

Savaş öncesi yapılan istişarelerde şehir savunmasını önerenler, sonrasında, "bakın bizi dinlemediniz başınıza bunlar geldi..." demediler asla. Okçular tepesini terk edenler de, "sizin yüzünüzden kanlarımız döküldü..." denilerek dışlanmadılar asla.

Ya da Uhut'ta müşriklerin süvari komutanı olan Halid Bin Velid, onca sahabe kanı dökmesine rağmen Müslüman olmak için diz çöktüğünde ne kellesi alındı ne de sen bizim kanımızı döktün diye dışlandı.

Ve onlarca örnekler...

...

Geçenlerde, bayramın birinci günü, sosyal medyada Müslümanların birbirlerini eleştirdikleri paylaşımlarla karşılaştım. Biri birinden zıt dinsel ideolojiye sahip kişiler, benzer kavram ve ifadelerle birbirlerine laf atıp duruyorlar. İmgeler ve kelimeler neredeyse hep aynı. Ama amaçlar farklı. Ben bu tür sığ eleştirileri kibirli ve bencilce buluyorum.

Davası Allah yolu olanların derdi şeytanla olur, kardeşiyle olmaz.

Bayram günü yapılması gereken; sevgi, kardeşlik ve muhabbet mesajlarıdır. Kötüleyici, öteleyici, kin ve haset içerikli söylemlere gem vurulduğu günler olmalıdır, bayram günleri.

Yol da Allah'ın, yolcu da Allah'ın, yolda taşıyan binek de Allah'ın.

Bırakalım da dileyen yolunu traktörle, dileyen otomobille, dileyen otobüsle, dileyen atla-eşekle, dileyen kendi ayaklarıyla gitsin.

Bırakalım dileyen vadilerden dolaşsın, dileyen dağların doruklarından aşsın.

Bırakalım yol azığı olarak dileyen ekmek-soğan alsın, dileyen et döner alsın.

....

Sormamız gereken yolculuğun neyle ve nasıl yapılacağı değildir; sormamız gereken yolculuğun nereye olduğudur.

Vazifemiz; yolculuğu cehenneme olanların yönünü cennete çevirmek, cennete gitmek isteyenlerin de önünden çekilmektir.

Allah'ı, Kuran'ı ve Resûlullah'ı inkâr etmediği sürece insanların ibaretlerini, yaşantılarını, kalplerindeki gerçek imanı sorgulamak yalnızca Allah'ın haddinedir.

Bize düşen yanlış gördüğümüz varsa dille, elle, olmadı dua ile düzeltmeye çalışmaktır. Düzelmeyeni Allah'a havale edip, kendi yanlışlarımıza yönelerek kendi yanlışlarımızı düzeltme çabası gayemiz olmalıdır.

Her horoz kendi kümesinde öter ama hangi kümesin temiz hangi kümesin pis olduğuna karar verecek olan Allah'tır.

Birlik, beraberlik ve kardeşlik edebiyatının dilden kalbe düşmesi duası ile bir şiirsi serzenişte bu haftaki yazımızı noktalayalım inşallah:

Göğün mavi boşluğunda

Kimi zaman beyaz güvercinler,

Kimi zaman leş gözleyen akbabalar.

Her şey bir fanusun içinde saklı;

Siyah - beyaz

İyi - kötü

Güçlü - zayıf

...

Yeter ki arşa bakan gözler bakmasını,

Baktığında görmesini bilsin.

Görünen resimler değildir;

Görünenler, görmek istediğimiz gibidir.

Kara gözlüklerle bakarsak arşa

Suç güneşin değil, güneş ki soluk değil.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Bakmak ve Görmek Üzerine Derlediğim Karışık Hikmetli Notlar

Bölünmüş bir yolda iki araba aynı yönde ama farklı şeritlerde gider. İki şof&oum...

Öğüt

Bölünmüş bir yolda iki araba aynı yönde ama farklı şeritlerde gider. İki şof&oum...

Safların Belirlendiği Gün

Bölünmüş bir yolda iki araba aynı yönde ama farklı şeritlerde gider. İki şof&oum...