Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Kurban bayramında köyümün kabristanına gittim. Çocukluğumdan beri çok severim zira. Evvel; kabristanın cümle kapısında durdum. Soldan sağa bir göz gezdirdim. Bembeyaz ve gri renklerin âhenkli manzarası karşıladı. Sonra sol tarafa yöneldim. Sol taraftakiler; yerine yeni yerleşenler… Bana Kur’an-ı Kerim okumasını öğreten, köyümüzün ‘Urfan Hoca’sı ve annemin amcası İbraam Emmi’miz, Gabakhasanların Seydaamet ve daha çok kişi hayat libasından soyunduktan sonra burada dinleniyor. Kabirlere selâm verdim. Dilim okumada, zihnim de kabrinin başına vardıklarımla aramızda geçen hatıralarda… Ölüm ne garip şey…

Yanında durduğum mezar Havaların Fatma Aba’nın… Pek severdim, o da beni severdi. Yakın bir akrabalığımız yoktu ama Fatma Nine derdim hep. Bir bayram arifesinde vefat etmişti. Sonra eşimin dedesinin, babaannesinin kabrine vardım. İkisinin ortasında 7 yaşında bir masum var, torunları oluyor. İlerisinde babamın babaannesi ve dayıları var. Babamın babaannesine ‘goca nine’ derdik. Vefat ettiğinde 10 yaşındaydım. Ameliyat olması için köyden şehre getirmişler, annem de hastaneye gitmiş. Dört çocuğu, on torunu olan goca ninem annemi görünce beni sormuş, keşke onu da getirseydin, demiş. Vefat edeli 19 yıl oldu, aklıma geldikçe gözlerim dolar. Sonra, babamın anneannesi ve dedesinin mezarına vardım. İkisini de hiç görmedim. Anneannesi vefat ettiğindeyse ben birkaç aylıkmışım. Beni görmeye gelirken yolda fenalaşmış, birkaç gün içinde de vefat etmiş… ‘Kör nine’ derlermiş ona. Görmeyi çok isterdim. Sonra anneannemin amcasının mezarının yanından geçtim. Dükkanları, otobüsleri, evleri vardı. Mezarını kocaman ve farklı yapmışlar. Âh bilselerdi; o tarafta mezarın büyüklüğünün, mal-mülkün çokluğunun işe yaramadığını…

Babamın dedesinin yani goca dedemin mezarına vardım. 7 yaşındaydım vefat ettiğinde. Bir sabah, babaannemle evlerine gitmiştik. Çay içiyorlarmış. Goca nineme: “Gak gız; gade geti, çocuğa çay guy’ demişti. Gade dediği, çay bardağı… Hemen yakınlarda ‘Mıstıkların Seydi’nin kabri var. Pek mütebessim bir adam olduğunu hatırlıyorum. Genç yaşında vefat etmişti. Çocukken dedemle kahveye gittiğimde bana ayran ısmarlamıştı. Dünyamda o ayranın kıymeti büyük. Allah da ona serin şerbetler versin. Mezarlığı baştanbaşa dolaşmış, çıkışa gelmiştim. Burada annemin babaannesi var. Hacı ninem 100 küsur yıl yaşadı. Yakın köydekiler bile onu sayar, ziyarete gelirlerdi. Torunlarının torunlarını gördü. Kardeşleri, gelini, torunlarından bazıları, damatları, bazı yeğenleri ondan önce vefat etti. Kendinden küçük olanların vefatlarını görünce üzülürdü. Gittiğimizde ‘bir daha geldiğinizde ben olmam, hakkınızı helâl edin’ derdi. Beyaz örtmesi başından, tesbihi elinden hiç düşmezdi. Derslerimi bırakıp gelirim diye vefat ettiği söylenmediği için cenazesine katılamamıştım. Üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen içimde hâlen uhdedir. Hacı ninemi hiç unutamıyorum. Allah cennette bizi kavuştursun.

Mezarlıkta yürürken toprağın altındakilerin, toprağın üstündekilerden çok olduğunu düşündüm hep…

Âh büyüklerim; Allah size rahmet etsin.

Kaynakça:

Yazı Fotoğrafı, 500px.com

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Boşluk

Kurban bayramında köyümün kabristanına gittim. Çocukluğumdan beri çok s...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Kurban bayramında köyümün kabristanına gittim. Çocukluğumdan beri çok s...