Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Yeni Fetihlerin Müjdecisidir Özgür Ayasofya

avatar

Mustafa Uçurum

  • e 1

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Göklere doğru yükselen minareler, meydanın her yerine hakim bir bakış açısı, çevresine ahenk katan bir duruş ve asırları omzunda taşımanın haklı gururu.

Bir tarihi omzunda taşımanın en yerli halidir camiler. Bulunduğu yere, genişleyen bir havada ağır ağır ama kalıcı bir esenlik sunan şadırvan nefesli camiler.

Nerede olursa olsun bir caminin var olması oraya “kendine has” olma havası katar. Uzaktan görünen bir belde için zihnimizde oluşacak ilk intibanın ipucudur minareler. Onların varlığıyla nefes alır içimizde havalanmayı bekleyen umut kuşları.

Çocukluğum, ilk gençlik yıllarım ve bu günlerim hep bir Ayasofya hüznü ile geçti. Sultan Ahmet’te secdedeyken, Selimiye’nin gölgesinde soluklanırken, Kocatepe’den Ankara’ya bakarken, Tokat’ta Anadolu’nun ilk camisi Garipler Camii’nde Danişmend Ahmet Gazi’ye dua ederken içimdeki Ayasofya’nın mahzunluğu hiç dinmedi. Marşlar, ezgiler söyleyerek meydanlara indik. Tek yürekten haykırdık bir yanımızda içimizin en hazin hali Ayasofya dururken.

Aylar yıllar geçti, hala ağlarsın,
Artık yaşlarını sil Ayasofya.
O mahzun halinle yürek dağlarsın,
Fethin sembolüsün bil Ayasofya.

Cami, camidir ve her haliyle ulvi bir derinliğe sahiptir. Tarihten aldığı görkem bazı camileri nazarımızda daha bir anlamlı hale getirebilir ki bu da tarihi süreç içerisinde ayakta kalan yapılar için geçerli bir durumdur. Camilerin uhrevi yönü tarihsel geçmişle birleşince gözümüzün önünde yer alan yapı daha bir anlamlı hale bürünür. Ayasofya’yı anlamlı hale getiren de bir cami oluşu, camiye dönüşmüş olması değil, bir sembol olarak tarihteki varlığını sürdürüyor olmasıdır.

Ayasofya bir sembol olarak tarihteki yerini almış, yüzyıllardır fethin ve Fatih’in adıyla birlikte anılarak eşsiz bir değer olarak hayatımızdaki yerini muhafaza etmiştir. 1453’ten 1934’e kadar cami olarak hizmet vermiş olan Ayasofya, 1934’te Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülmüştür. Aslında rast gele alınmış bir karar değil bu. Çünkü Ayasofya bir cami olmasının yanında fethin ve özgürlüğün sembolü olarak da varlığını sürdüren bir yapıdır. Onun kapatılması demek fethin gölgelenmesinden başka bir şey değildi. Fetih ruhunun, İstanbul’un İslam şehri olmasının da unutturulmaya çalışılmasıdır Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi. Çünkü Ayasofya İslam aleminde olduğu kadar Hıristiyan alemi için de bir değerdir.

Bir özlemin sona ermesidir ve fetih müjdesidir Ayasofya’nın ibadete açılması. Sadece bir müzenin cami olması değildir bu adım. Ayasofya demek özgürlük demek, Ayasofya demek fetih demektir. Nasıl ki 1453 ile başlayan yeni bir dönem tüm dünyada ses getirdi, bir çağ açıp çağ kapandı; şimdi Ayasofya’nın zincirleri kırılınca içimizde biriken tüm iyi niyetler kanat çırparak dünyaya sesini duyuracak.

Ayasofya özgür diye Kudüs derin bir nefes alacak kendine gelecek sırayı beklerken.

Ayasofya özgür diye kuşlar daha bir rahat kanat çırpacak Ayasofya’nın üzerinde.

Ayasofya özgür diye daha bir gür çıkacak sesimiz batının kokuşmuş tüm zihniyetlerine karşı.

Ayasofya özgür diye bütün denizler açık deniz olacak bizim için.

Ayasofya özgür diye içimizde biriken tüm fetih marşları gümbür gümbür meydanlara inecek.

Ayasofya’nın yanından geçerken artık daha geniş nefesler alacağız. Secdeye koyarken başımızı daha bir huzurla dolacak içimiz. “Kır zincirlerini Ayasofya” diye haykırdığımız günlerin hatırına bu özgürlükte kimlerin katkısı varsa göğe yükselecek dualarımız minarelerden yayılan seda ile.

“Ayasofya açılacak!

Aziz bir kitap gibi açılacak!”  derken Necip Fazıl, sonsuz bir sevdadan bahsediyordu. Açılacak ve sonsuza kadar okunacak Ayasofya’nın özgürlüğü.

Ayasofya özgür ve şimdi daha bir dik duruyor başımız. Bizans artıklarına ve içinde biriktirdikleri gizli planlarla yaşayan yerli ve yabancı bozgunculara inat, beş vakit aydınlanacak yüzümüz ve fetih marşları söylemeye devam edeceğiz.

Ezanlar yükseldikçe minarelerden Fatih Sultan Mehmet Han daha bir rahat yatacak kabrinde.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.