Sıradaki içerik:

Bir Olur

e
sv

Yekpare Geniş Bir Andan Rüyaya Dalmak

avatar

Sena Topaloğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Ne içindeyim zamanın, / Ne de büsbütün dışında;

Yekpare, geniş bir anın / Parçalanmaz akışında.

İçerisinde ait olduğu toplumun tüm zenginliklerini barındıran kültürün o toplumdaki haliyle kalıcı olması; dil ve gelenek vasıtasıyla gelecek nesillere aktarılabilmesine bağlıdır. Bu sebeple dili ince ince işleyerek sözcüklerle kültürü, geleneği, bunlardaki zenginlikleri aktaran şairlerin, yazarların her birisi adeta bir dil işçisi ve kültür elçisidir. Edebiyatımızda dilimizin ve kültürümüzün zenginliklerini eserlerine işleyen, bu zenginliklerle edebiyat dünyamızda sanatsal ve incelikli bakış açıları oluşturan isimler ise oldukça sayılıdır. İşte bu sayılı isimler arasında şair, yazar, araştırmacı ve eleştirmen kimlikleriyle sarsılmaz bir yer edinmiş isimlerden birisi de şüphesiz ki Ahmet Hamdi Tanpınar’dır.

Tanpınar; yazar ve araştırmacı Abdullah Uçman’ın da ifade ettiği gibi “Türk kültür ve edebiyat dünyasında son otuz yıl içinde eserleri ve fikirleri üzerinde en çok konuşulan şahsiyetlerden biri” olarak kabul edilmektedir. Kendisi her şeyden önce çok yönlü bir sanatkâr ve düşünce adamıdır.1 Kaleme aldığı şiirler, romanlar, denemeler, edebiyat eleştirileriyle ölümsüz eserler bırakmış; Türk edebiyatı ve Türk kültürüne bu sayede büyük katkılar sağlamıştır.

Ahmet Hamdi Tanpınar; Kadı Hüseyin Fikri Efendi’nin ve Nesibe Hanım’ın oğlu olarak 23 Haziran 1901’de İstanbul Şehzadebaşı’nda dünyaya geldi. Babasının görevleri neticesiyle ömrü boyunca birçok şehir gördü. Yükseköğrenime devam edebilmek için İstanbul’a geri döndü ve Baytar Mektebi’ne bir yıl yatılı öğrenci olarak devam etti. Daha sonra Darülfünun ’da Edebiyat Fakültesi’nin felsefe veya tarih şubelerinden birine geçmeye karar verdi. Fakat daha bir lise talebesiyken hayranlıkla şiirlerini okuduğu Yahya Kemal’in Edebiyat Şubesi’nde ders verdiğini öğrenince kaydını hemen bu şubeye yaptırdı. Vermiş olduğu bu karar ve Darülfünun yılları edebi dünyası bakımından onun hayatının dönüm noktası olacaktı. Burada başta Yahya Kemal olmak üzere Mehmet Fuat Köprülü, Cenap Şahabettin, Ömer Ferit Kam gibi hocaların derslerine devam etti. 2

Mezun olduktan sonra yine birçok belde gezerek öğretmenlik yaptı. Edebiyat Fakültesi’nde 19. Asır Türk Edebiyatı kürsüsünde profesör olarak atandı. İlerleyen zamanlarda çeşitli görevlerde bulunsa da kürsüdeki görevine tekrar geri döndü. Ömrünün en verimli dönemlerini de bu kürsüde görev yaptığı yıllarda geçirmişti. Son yıllarında artan sağlık problemleri nedeniyle sıkıntılar çekmekteydi. En son 1962’nin kışında 23 Ocak günü kalp krizi nedeniyle hayata gözlerini yumdu. 2

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak kabul ettiğimiz Ahmet Hamdi Tanpınar kendini “bir gönül adamı” olarak tanımlar. Yazdığı tüm şiirler onun gönül dünyasından süzülerek kâğıda dökülmüş hisler ve fikirlerdir. Daha gençliğinin ilk yıllarından itibaren şiirle bağını sıkı tutmuş ve bu bağı bir ömür hiç koparmamıştır. Estetik bir bakış açısıyla oluşturduğu şiirlerinde vermek istediği duyguları akıcı ve duru dili ile okuyucuya aktarmıştır.

Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında ödev hazırlaması istenen Antalyalı bir lise talebesinin ona yazdığı mektubuna cevaben kaleme aldığı “Antalyalı Genç Kıza Mektup” adlı poetika mektubunda kendi hayatı ve şiirine dair önemli anekdotlar aktarır. Bu mektuptan anlaşıldığı üzere Tanpınar’ın edebiyat araştırmacısı, romancı, deneme yazarı gibi tüm kimliklerinden ötede ilk olarak bir “şair” olarak anılmayı arzuladığını görüyoruz. O hayata, sözcüklere hatta düzyazıya dahi şiirsel bir bakış açısıyla bakar. Kendi deyimiyle özenle oluşturduğu şiirini, “En uyanık bir gayretle dilde rüya halini kurmak.” olarak tanımlamıştır. Rüya ve gerçek arasında gidip gelme hali, iki dünya arasında sıkışmışlık onun sanat ve estetik anlayışının şiirine tezahür eden en önemli hislerdir. İnsanın uyanık olduğu halde dilde rüya halini yaşayabilmesi, hissedebilmesi zor olsa da bilakis Tanpınar’ın altından kalkabileceği bir iştir.

Yaşadığı dönem içerisinde toplumun geçirdiği değişim ve dönüşümler, görmüş olduğu onlarca şehirde edindiği tecrübeler onun şiirinde ve romanlarında dahi gözlemlediğimiz zaman ve mekân imgelerinin oluşumunda son derece önemlidir. Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Tanpınar’ın zamana bakışıyla ilgili şu yorumda bulunmuştur: “Duygu ve düşüncesini ses haline getirebilen Tanpınar’ın başlıca özelliği, zamanı bir bütün olarak ele alması ve hemen hemen her meseleyi tarihî bir perspektif içinde düşünmesiydi.”

Bu bakış açısını en belirgin gördüğümüz eserlerinden birisi de şüphesiz ki Bursa’da Zaman adlı şiiridir. Bu şiirinde düşsel ögelerden ziyade bu sefer canlı bir atmosfer tercih etmiş böylece üst düzey bir mekân tasviri oluşturmuştur. Yine bu şiirde oluşturduğu zaman imgesi okuyanları Bursa’nın o eski zamanlarına götürebilecek kadar etkilidir.

Her ne kadar kendisi şair kimliğiyle ön plana çıkmayı tercih ettiğini ifade etse de aynı zamanda nesir konusunda da oldukça ustadır. Hikâyelerinde ve romanlarında insanın iç dünyasına, nesne olan ilişkisine bilinçaltına yönelen bir anlatımla ışık tutar. Toplumun dönüşüm değişim kargaşasında öz değerlerini koruyup yeni ile kadim olanı harmanlama usulünü benimseyen Tanpınar, eserlerinde taklitçiliğin ironik eleştirisini ve kıyaslamasını yapar, zaman kavramı etrafında dönen kurgusal ve yer yer mistik ögeler kullanır. Hemen her eserinde yer verdiği rüyaları etkin bir tarzda, alışılmışın dışında bir bakış açısı ile sunar. 3

Hikâyelerini, romanlarını ve denemelerini kendi hayat süzgecinden geçirerek elde ettiği en kesif ve en duru tecrübelerinden yola çıkarak oluşturur. Hikâye ve romana olan bakış açısını şu sözleriyle özetler: “Şiir, söylemekten ziyade bir susma işidir. İşte o sustuğum şeyleri hikâye ve romanlarımda anlatırım. Onun için mümkün olduğu kadar kapalı âlemler olmasını istediğim şiirlerimin anahtarlarını, roman ve hikâyelerim verir. Mamafih roman anlayışım şiir anlayışımdan fazla ayrılmaz. Orada da rüya kelimesi için söylediğim şeyler, hatta rüyanın nizamı hâkimdir. Şu farkla ki şiirde dolayısıyla kendimin, hikâye ve romanlarımda kendimle beraber mümkün olduğu kadar hayatımın ve insanların -kendimden başkalarının- peşindeyim. Ve başkalarına ait zamanın peşinde…”4

Onlarca emek, araştırma, estetik ve sanatsal uğraşının karşılığını hayatta iken tam manasıyla alamadığını da ifade etmeliyiz. Şahsiyeti ve eserleri o hayattayken yeterince ilgi görmeyen Tanpınar bu şikâyetini günlüklerinde ifade etmiştir. 2

Eserleri hakkında oldukça sessiz kalan, yorum ve eleştirilerde bulunmak kendisinin de mensubu olduğu o dönemki edebiyat camiası için “Bir sükût suikastına uğradım.” demiştir. 1970’li yıllardan itibaren ise dikkate değer bir şekilde gittikçe artan bir okuyucu ve tenkitçi kitlesi bulmuştur. Bütün eserleri yeniden ve tekrar tekrar yayımlandığı gibi dergilerde ve defterlerinde kalmış, hatta tasarı ve müsvedde halinde bulunan yazıları, mektupları, günlükleri yayımlanarak ilgiyle okunmuştur.2 Bunun en temel sebeplerinden biri ise Tanpınar’ın Türk toplumu ve kültürüne dair dikkate değer, gerçekçi gözlemleri ve Batılılaşma- Şarkiyatçılık gibi akımlara taraf olmak yerine Türk toplumuna uygun dengeli bir sentez anlayışı sunmasıdır.

Yaşamı, eğitimciliği, eserleriyle Türk kültürünü ve geleneğini aşırılıklara kaçmadan en doğru ve kendine has nitelikleriyle anlamayı başaran Tanpınar’ın, edebiyatımız aracılığıyla bunu bizlere ve bizden sonraki nesillere anlatabilme çabası onu Türk edebiyatı tarihinde ölümsüz kılan en önemli özelliğidir. Toplumun geçirdiği değişim ve dönüşümün getirisi olan kafa karışıklığı ve kargaşayı “öz değerlerini koruyup yeni ile kadim olanı harmanlayan” bir usulle çözümlemeyi hedeflemiştir. Dileriz onun bizler için öngördüğü bu usulü doğru bir biçimde anlar, gelenek ve kültürümüzün öz cevherlerini koruyarak bu gelenek ve kültürü gelecek nesillere taşıyabiliriz…

KAYNAKÇA:

1) UÇMAN, Abdullah. “Değişen Değerler Karşısında Ahmet Hamdi Tanpınar.” Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi 7 (2006): 479-510.

2) OKAY, M. Orhan. “TANPINAR, Ahmet Hamdi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 2010

3) https://www.diyanethaber.com.tr/aile-dergisi/kultur-birikimcisi-ahmet-hamdi-tanpinar-h6880.html

4) Özkırımlı, Atilla. (1976, 24 Ocak). “Olağanüstü bir öğretici, şair, hikâyeci ve romancı…”. Cumhuriyet, s. 13.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.