Yazamıyorum!

Başlıktan da anlaşılacağı gibi sorun tam olarak şudur; yazamıyorum! Halbuki bendenizi tanıyanlar bilir, okuduğum metinlerde de yazdığım yazılarda da fazlasıyla başlığa önem verir, ince eler sık dokurum. Fakat bu yazıya başka bir başlığı yakıştıramadım…

Yazamıyorum dedim başlıkta, şöyle bir de sonuna hokkalı bir ünlem koydum; tamamdır… Ünlem işareti tam da bunun için değil mi zaten? Korku, endişe belirten durum var işte gönlümde. İnsanın gönlünde biriktirdikleri bir işarete sığar mı? Orası bambaşka bir husus. Çok şey söylenir de dedim ya temel sorunum tek kelime; yazamıyorum!

Yazamadıkça endişem artıyor, endişem arttıkça kelimeler zihnimde muğlaklaşıyor. Deprem anında insanların telaş halindeki kaçışmalarını düşünün yahut bir patlama anında oluşan izdihamı. İşte bildiğim bütün kelimeler zihnimde bu tabloyu oluşturuyor.

Kimileri var her ortamda, her durumda yazı işçiliğine devam edebiliyor. Kıskanıyorum böylesini. Bense öyle değilim. Kalemimin tutukluk yapmaması için gönlümün, zihnimin, dikkatimin de tutukluk yapmaması gerekiyor.

Yazmak benim için kendimle başbaşa kalmak demek. Derdimi anlattığım bir terapist gibi kağıt. Modern hayat, koşturmacalar, yetişme ve yetiştirme telaşı insanı en çok kendisine yabancı ve yalancı hale getiriyor. Kendimden uzaklaşıyorum, kendimi bulamıyorum ve kendimde olduğum yalanına inanıyorum.

Yazamıyorum… Hadi diyelim buldum bir zaman ve aldım elime kalemi, başlayacağım yazmaya. İşte geldik en büyük soru ve soruna. Ne yazacağım? Söylenmedik söz kaldı mı ki gök kubbe altında? Yazılmadık konu mu var?

Okuyorum, geziyorum, insanlarla konuşuyorum ama yazamıyorum. Yazmak da nasip işi. Nasip işi kalemin kağıda teması, nasip işi mürekkebin gönle tercüman olması.

İnsan biriktirdikçe değil paylaştıkça kemale yaklaşır. Biliyorum. Yine de yazamıyorum. Kelimeler biriktiriyorum gönlümde; sonra tüm servetini, kazanımını bir gecede kumar masasında yitirmenin çaresizliğine benzer bir halde kelimelere veda ediyorum. Yazamadıkça kayboluyorum, yazamadıkça kaybediyorum, yazamadıkça kendi manamdan uzaklaşıyorum.

Yazamıyorum desem de yazmak istiyorum. Bir kuş şakımasını, bir düğün heyecanını, karlı dağları, bozkırı, sevdalı gönülleri, insanı, insanlığı… İstiyorum ama yazamıyorum. Neden diye çok düşündüm. Cevabım yok. Dedim ya yazmak da nasip işi.

Derdini çekmezsen yazamazsın, sancısız doğum olmaz diyorlar. İyi de daha ne kadar derdini çekeyim! Derdim bu işte benim. Yazamıyorum. Şu hale bakın; elimde kalem, önümde defter oturmuşum uzun uzun yazamamayı yazıyorum…

(1) Yorum
  • Yazamamanında şükrü olur mu? Yazamamak da insanı tefekküre götürür mü? Yazmışsınız, olmuş... Kaleminize, yüreğinize sağlık

Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Başlıktan da anlaşılacağı gibi sorun tam olarak şudur; yazamıyorum! Halbuki bendenizi tanıyanlar bil...

Boşluk

Başlıktan da anlaşılacağı gibi sorun tam olarak şudur; yazamıyorum! Halbuki bendenizi tanıyanlar bil...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Başlıktan da anlaşılacağı gibi sorun tam olarak şudur; yazamıyorum! Halbuki bendenizi tanıyanlar bil...