Sıradaki içerik:

Tapınak Şövalyeleri ve Kutsal Topraklar

e
sv

Yangının Galibi Kimdi

avatar

Hamide Akkaya

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Sanma ki susuyor dilim, konuşmuyor gözlerim, hissetmiyor gönlüm. Hayır… Hala haykırmakta içim, konuşmakta dilim, ona eşlik etmekte gözlerim ve yangını hissetmekte gönlüm. Sadece şu sıralar, yangından kalanlarla meşgul her yanım. Ve şu sıralar küllere rağmen yanmaya devam eden bir ben ile meşgul olmaktayım.

İnsanın meşguliyeti kendine dönünce unutuyormuş birçok şeyi. Konuşurken hangi kelamın yüreklere tesir ettiğini, susarken yürekte kalanların muhasebesini nasıl yaptığını ve hislerinin ruhuna sirayet edişindeki huzuru unutuyormuş. Ve insan unutunca, birçok şeyi yapmayı bıraktığı sanılıyormuş. Ve insan unutunca, sanrıların en büyüğüne kendisi kapılıyormuş.

Sanıyorum ki sustum, konuşmadım; yüreğime dönmeyi bıraktım, hissetmedim… Dahası, sessizliğin ardına saklanarak tüm kelamların diyetini ödedim. Suskunluğu kullanarak tüm haykırışların hakkına girdim. Hissetmeyi öteleyerek ruhumu huzurla yalnız bıraktım. Kendi mi de benle ve koca bir yangının külleriyle…

Sanırım insan kendisiyle baş başa kaldığında yangını hiç sönmüyor. Sönmeyen yangında bir şey yok da sönmüş yangının külleri ile meşgul olmak sorun. Sorun mu sahi? Hele ki o küller unutturuyorsa birçok şeyi. Bilmiyorum… Bildiğim bir şey var ki ben, yüreğimde taşıdığım küllenmeyen yangınla diriydim. Yangından geriye kalanlar yaşamayı da unutturdu bana.

Yaşamayı unutmayı bilir misin? Bu, diğer unutulanlara hiç benzemiyor. Neye benzediğini bilmek için göğe bakabilirsin. Gökyüzünde uçan kuşların, kanat çırpmayı unuttuklarını düşün…  “Kuşların kaderiyle sarıp sarmalandı sanki kaderim. Gökyüzünde bir kuş muyum ben? Kanat çırpıyorum durmadan, hayat için…”

Yaşamayı unutanın sonu, kanat çırpmayı bırakan kuşlar gibi mi olur? Belki… Eğer unutulanların hesabı iyi yapılmazsa, bir kuşun yere çakılışı gibi olur insanı bekleyen son. Küle aldanıp yangını unutanların, sessizliğe gömülüp haykırışları hiçe sayanların, hissizliği bilip ruhu yok sayanların, huzura nankörlük edenlerin yaşadığı sonlar gibi. Sanırım en ağır sona, unutulan yaşamın içindeki ‘ben’i bilmeyip, asıl benliğini unutanlar maruz kalıyor. “Bir ateş vardı yüreğimde, küle dönen. O ateş, yangındaki ben ile küllerdeki beni karşı karşıya getirdi. Hangimiz galiptik bilemedim. Sahi galibi var mıydı bu işin? Peki mağlubu? Bu işin mağlubu, unutan mıydı unutulan mıydı? Bilemedim…”

Sanma ki meşguliyetimden hicap duyuyorum, unutturdukları yüzünden. Hayır… Çünkü neyi unutup unutmadığımı biliyorum, hatırlamanın umudunu içimde taşıyarak. Her gün göğe bakarak da umudumu tazeliyorum. “Kuşlar hala uçuyor bak. Kanat çırpmaya devam ediyorlar. Kuşların umuduyla sarıp sarmalandı benim de umudum. Yere çakılan bir kuş değilim ben! Kanat çırpıyorum durmadan, hayat için, umut ve unutmamak için…”

Sanıyorum ki unutmadım. Hatırımda kalan bir yangın var bende. Onları unutmaya yakın olduğumda, külden ziyade yangına dönüyorum; suskunlukta dahi olsa haykırışlara kulak veriyorum, tüm kelamları dinliyorum unutma beni diyen… Yanmaya devam eden kendimle meşgulüm dedim ya; bu meşguliyette şunu öğrendim: Kül o yangına ait, sessizlik o haykırışların limanı, hissizlik o huzurun kırıntısı… Ve her biri Onu arayan, hayatımın farklı parçaları.  Biliyorum ki her unutuş hatırlamanın sancısını çekmekte. Her kendine dönüş ise ‘ben’ olmanın… Hayatta çektiğim tüm sancılar Onu aramakta. Sanma ki buldum Onu. Hayır… Hala aramakta benliğim, unutsam da unutmasam da. Yangının ortasında kaldığım ya da küllerin arasında olduğumsa hiç fark etmiyor. “Öyle bir kaderle sarıp sarmalandı ki ömrüm… Sanıyorum ki arayışlarım hiç bitmeyecek. Bitmesin! Öyle bir arayış var ki hayatımda, ‘Buldum’ dedirtmeyecek. Dedirtmesin… Bazen galibi, bulunanlar değil, arananlar belirler.”

Bilir misin, kimdi galip?

1992 İstanbul doğumluyum. Doğduğum ve yaşadığım bu şehre sevdalıyım. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünü hayatımda, fikir ve ilim dünyamda en güzel etkileri olan Sakarya'da okudum. Söylediğim ya da söyleyemediğim her şeyi yazılara dökme fikri de Sakarya'da ortaya çıktı. 2015'ten beri yazma serüveninde yol alıyorum naçizane. Yazarak yaşayanlardan, hislerini kağıtlara dökerek nefes alanlardan, sessizliğini satır aralarında bozan, haykırışını harflerde yatıştıranlardanım. Kısacası hayatını yazdığı yerden başlatanlardanım...

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.