Sıradaki içerik:

Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Vefatı

e
sv

Yahya Kemal Beyatlı

avatar

Kübra Seydioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. Şiirleri Divan edebiyatı ile modern şiir arasında köprülük görevi üstlenmiştir. Türk edebiyat tarihi içinde Dört Aruzcular’dan biri olarak kabul edilir (Diğerleri Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Ahmet Haşim’dir). Sağlığında Türk edebiyatının baş aktörleri arasında kabul edilmiş ancak hiç kitap yayımlamamış bir şairdir.
 
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde milletvekilliği ve bürokratlık gibi siyasi görevler üstlenmiştir. Gerçek adı Ahmed Agâh olan Yahya Kemal, Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci Bey ve şair Leskofçalı Galib’in yeğeni olan Nakiye Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Göçebe bir hayat yaşadı. 1903’te Paris’e giden Beyatlı, çeşitli eğitimler alarak, Fransızca bilgisini geliştirdi.

1904’te siyasal bilgiler yüksek okuluna girdikten sonra “Jön Türkler” olarak da tabir edilen Genç Osmanlılarla ilişki kuran Beyatlı, Ahmet Rıza, Abdullah Cevdet, Samipaşazade Sezai, Prens Sahabettin gibi dönemin ünlü kişileriyle tanıştı. Şefik Hüsnü ve Abdülhak Şinasi Hisar’la arkadaşlık kuran Beyatlı, 1912’de İstanbul’a döndü. Usta yazar, 1913’te Darüşşafaka’da edebiyat ve tarih öğretmenliği yaptı ve Medresetü’l Vaizin’de uygarlık tarihi dersi verdi.

Mütarekeden sonra “Âti”, “İleri”, “Tevhid-i Efkâr”, “Hakimiyet-i Milliye” isimli dergilerde yazı yazdı. Arkadaşlarıyla “Dergâh” dergisini kuran Yahya Kemal, edebiyatçılığının yanı sıra, siyasi hayatıyla da aktif bir rol üstlenerek yazılarıyla Milli Mücadele’yi destekledi. Doğumundan vefatına kadar sürekli göçebe bir hayat yaşayan ve aile kurmayan Beyatlı, bir arkadaşıyla hasbihali sırasında, “Ben evlenmedim, yalnızlığın acısını hâlâ çekiyorum.” şeklindeki ifadesinde aktardığı gibi “göçebe ve yalnız” geçen bir hayatın verdiği hasret serencamını yazdığı şiir, nesir ve mektuplarına nakşetti.

Usta şair, yakalandığı bir çeşit bağırsak iltihabı nedeniyle tedavi için 1957’de Paris’e gitti. Bir yıl sonra 1 Kasım 1958 Cumartesi günü Cerrahpaşa Hastanesinde hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi. Başta şiir olmak üzere 20. yüzyıl fikir, kültür ve sanat hayatının önemli simalarından olan Beyatlı, şiirleriyle olduğu kadar şiirle ilgili görüşleriyle de büyük yankı uyandırarak, Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana yaşadığı kimlik problemine şiirleriyle cevap üretmeye çalıştı.

Sanatçının kendi milletinin dilini bulması gerektiği noktasındaki düşünce ve fikirlerini okuyucusuna aktaran Yahya Kemal, “Bu dil, ağzımda annemin ak sütüdür” mısrası, Türkçeye olan sevgisini ifade ettiği en meşhur mısraları arasında gösterildi.

Ebediyete intikalinden sonra yayımlanan “Kendi Gök Kubbemiz” ve “Eski Şiirin Rüzgarıyla” isimli kitapları iki bölüm halinde değerlendirilerek, Yahya Kemal’in şaheserlerini edebiyatseverlerle buluşturdu.
 
“Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık; / Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık; / Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et! / Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!”

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.