Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Virüsler de Allah’ın Ordularıdır

avatar

Serdar Üstündağ

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Bizler her meseleye Allah’ın işaret buyurduğu zaviyeden bakmakla mükellefiz. İşaret buyrulan pencereden bakarsak ancak o zaman görmemiz gereken hakikatleri görebiliriz. Sünnetullah gereği vâki olan her şey bir sebebe bağlı olarak gerçekleşir. Yağan yağmurun bulutlar sebebiyle yeryüzüne inmesi, her ölüm hadisesinin bir kaza, hastalık vb. sebeplerle meydana gelmesi gibi. Yaşanan her hadisenin bir görünen (maddî) birde görünmeyen (manevî) sebebi vardır. Bir hadisenin görünen sebebini inkâr edemeyiz fakat arka planda buna sebep olan manevi sebepleri görmeyenlerin yaşananlardan ders ve ibret alması mümkün olabilir mi?

Okuyup ibret almamız için Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de bizlere işaret ettiği ve geçmişte helak edilen kavimlerin başına gelenleri hatırlayalım. Bu kavimlerden bazıları Allah’a açıkça meydan okuyup nefislerini ilah edindiği için, bazıları zenginlikleriyle kibirlendikleri için bazıları da zulümde veya ahlaksızlıkta haddi aştıkları için helak edildiler.

Nuh Kavmi putperestliğin öncüsü olan bir kavimdi. Kendilerine gönderilen peygamberi bile inkâr ettiler sonunda da tufan ile helak edildiler.

Ad Kavmi kendilerine verilen bol yeşillikli verimli arazilerle sınandılar. Uzun sütunlardan evler yaptılar. İrem Bağları verildiği halde şükretmek yerine onlar âsi olmayı tercih ettiler. Allah’ın gazabına uğrayıp kuvvetli bir rüzgâr ile yok olup gittiler.

Semûd Kavmi aynı şekilde nankörlük etti. Kendisinden önce helak edilen Ad Kavmi için “Onlar evlerindeki sütunların temelini sağlam yapmadıkları için evleri rüzgâra dayanamadı. Bizler sağlam yapacağız bize bir şey olmaz” dediler. Görünen sebeplere takılırken arka plandaki manevi sebepleri göz ardı ettiler ve Cebrail a.s’ın kuvvetli bir sayhasıyla yani ses ile helak edildiler.

Tarihte dört kişi bu dünyaya tam olarak hâkim olmuştu. Bunlardan ikisi Müslüman ikisi kâfirdi. Müslüman olanlar Süleyman a.s ve Zülkarneyn a.s; kâfirler ise Şeddat Bin Ad ve Nemrut. İşte Babil Kralı Nemrut gücüne ve saltanatına güvenip nefsini ilah edinen, kendisine Hakk’ı tebliğ eden İbrahim a.s’ı ateşe attırmaya kalkan zalim biriydi. “Ben sizin apaçık ilahınızım” diyen Nemrut, Allah’ın gönderdiği sivrisinek istilasına karşı koyamamış odasına kendisini kilitlemişti. Fakat Allah’ın takdir ettiği azaptan kim kaçabilmişti ki o kaçsın? Kapısının anahtar deliğinden giren zayıf bir sivrisineğin burnundan içeri girmesine mani olamamıştı. Sivrisinek beynini yemeye başladıkça sancıdan kıvranıyor ancak başına bir şey ile vurulursa sinek ancak o zaman duruyor o da rahatlıyordu. Başına diktiği nöbetçiler sırasıyla tokmakla başına vurması emredilince darbelere dayanamayan Nemrut, ilahlık iddiasında bulunurken bir sivrisinek tarafından hükümranlığı sona eriyordu.

Lut kavmi, malumunuz ahlaksızlıkta emsali görülmemiş günahların öncüsü oldular. Allah tarafından vazifelendirilen Cebrail a.s onların bulunduğu beldenin altını üstüne getirdi. Ters çevrilen belde yerin altına şiddetle çakıldı. Oradan pis bir su çıktı. Bugün Ürdün sınırları içerisinde bulunan “Lut Gölü” veya “Ölü Deniz” diye bilinen yerin dört yüz metre altında kıyamet sonrası azap gününü beklemekteler.

Firavun, emri altında milyonluk ordu, zenginliğin, ihtişamın içerisinde ilahlık iddiasında bulunan bir zalimdi. Kafasına göre insanları acımasızca katlediyor ama kendisine hesap soracak bir muhalifi bulunmuyordu. Başına buyruk tek başına acımasız hayatını zulümle devam ettiriyordu. Ta ki sadık bir rüyada gördüğü şekilde Yahudi kavmi içerisinden bir peygamberin dünyaya gelip kendisiyle beraber saltanatını yerle bir edinceye kadar. Kur’an-ı Kerim’de Allah: “Biz de açık seçik mûcizeler olmak üzere onların üzerine tûfan, çekirge, haşerat, kurbağalar ve kan gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim olmakta direndiler”(Araf 133) buyurur. Ayette belirtildiği şekilde tufan, çekirge, haşerat ve kurbağa istilası onun aklını başına getirmemiş Kızıldeniz’de o ve avanesi helak oluncaya kadar direnmişti.

Şuayb a.s’ın gönderildiği Medyen ve Eyke halkı da azgınlıkta haddi aşanlardandı. Öyle ki ticarette hile, aldatmaca ve sahtekârlıkta sınır tanımadıkları gibi kendilerine gönderilen peygamberi yalanlıyorlardı. Sonunda şiddetli gürültü sarsıcı depremle helak edildiler.

Yemen Valisi Ebrehe’nin Kâbe’yi yıkmak için Mekke üzerine yürüdüğü zaman Mekke yakınlarındaki Mugammes mevkiinde Allah tarafından gönderilen, ayakları ve gagalarında taşıdığı taşlarla Ebrehe ordusunu helak eden Ebabil kuşları bu hadisenin aktörüydü. Fakat Ebrehe ordusunu helak eden, azabı çetin Allah’mı yoksa Ebabil kuşları mıydı?

Okyanus seyahatleri için yapılmış ve “Bu gemiyi tanrı bile batıramaz” diyerek batmayan gemi olarak tanıtımı yapılan Titanik, çıktığı ilk seferinde batmadı mı? Gemiyi batıran maddi sebep geminin çarptığı buzdağları olsa da arka planda manevi sebep neydi?

Challenger yani “Meydan Okuyan” ismini verdikleri uzay mekiği fırlatıldıktan birkaç dakika sonra infilak ederken maddi sebepler teknik hatalar gibi görünse de manevi sebep veya gerçek müsebbip kimdi? Uzay mekiğine “Meydan Okuyan” ismini verenler kime meydan okuduğunu göstermek istemişti?

1347-1352 yılları arasında Avrupa’da “Kara Ölüm” ismi verilen Veba salgınında yaklaşık yüz milyon insan öldü. Yayılmasının önüne geçilemeyen Veba virüsü o zamanlar neredeyse Avrupa’nın üçte birini yok etmişti. Görünen sebep bir virüs olsa da o virüsü yaratan ve gönderen kimdi?

Virüs demişken şu içinde bulunduğumuz günlerde gündemimizde olan Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkıp kısa sürede dünyaya yayılan ve yayıldığı ülkeleri kasıp kavuran “Corona” virüsünden bahsedelim.  İnsan bedenine bulaştıktan kısa sürede yayılması sebebiyle büyük panik meydana getiren, ateş, öksürük, nefes darlığı, ishal, bulantı ve kusma alametleriyle fark edilen Corona virüsünün aşısı henüz bulunamadı. Dünya nüfusunun yüzde on sekizinin yani 1 milyar 400 milyonluk kısmının Çin’de yaşadığını varsayarsak dünya üzerindeki etkisini anlamak mümkün. Rusya, Moğolistan dâhil birçok ülke sınırlarını Çin’e kapattı. Uçak seferleri durduruldu. Yıllardır Çin zulmü altında inim inim inleyen Doğu Türkistan Müslümanlarının gözyaşlarının bu ilahi ikazda payı yok mudur? Çin’e on günde 1 buçuk milyar dolarlık darbenin arkasındaki manevi sebepler nelerdir? Çin, geliştirdiği ve bir kişi nerede bulunursa bulunsun altı dakikada yerini tespit edebilen yüz tanıma sistemini uygulamaya koymuş ve ülke genelinde maske takmayı yasaklamıştı. Fakat ne hikmettir ki Corona virüs salgını sebebiyle yeterli maske bulamadığı için takamayanları saymazsak şimdi maske takmayan kimsenin bulunmadığı Çin’de ekonomi altüst olmuş durumda. Dünya ülkelerinin her türlü alışveriş ve teması kesmek için çaba sarf ettiği dünyanın en büyük ülkesindeki bu salgın bize neyi hatırlatıyor?

Kıyamete yakın büyük yangınlar, depremler, toplu ölümler olacağını haber veren Peygamber Efendimiz “Ben, Rabbimden, benim ümmetimi (topluca) helâk etmemesini istedim” şeklinde dua buyurmasaydı ve bu duası kabul olunmasaydı şimdi halimiz nice olurdu? Hem de Lut kavminin işlediği o melûn günah şuan sadece İstanbul’da hem de bir gecede işleniyorken. Zulüm ve acımasızlıkta Firavun ve Nemrutları geçen insanların mebzul miktarda nefes alıp verdiği; ticarette hile, sahtekârlık ve aldatmacada Medyen ve Eyke halkını mumla aratan küresel güçlerin hâkim olmaya çalıştığı yeryüzündeki bizler kimin duası hürmetine helak olmuyoruz hiç düşündük mü? Geçmiş kavimlerin helak olmasına sebep olan bütün günahlar o zamanlara kıyasla çok daha fazla işlenmekte olduğu ve hala bu günahlara devam edildiği halde nasıl? Nasıl…?

Avustralya kıtasını kaplayan bir türlü söndürülemeyen yangın bizim evimize çok mu uzak? Başta Elazığ depremi olmak üzere ülkemizde şu günlerde peş peşe yaşanan depremlerin bize gafletten dolayı unuttuğumuz bazı şeyleri hatırlatması gerekmiyor mu?

Üzerimizde zararlı bir hayvan gördüğümüzde aniden omuzlarımızı silkelerken; işledikleriyle yeryüzünü fesada uğratan insanlar sebebiyle yeryüzünün omuz silkmesi çok mu garip?

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Allah bazen rüzgârı, sel sularını, depremi, çekirgeleri, fareleri, sivrisinekleri, kurbağaları, haşeratı, kuşları gönderir, insanları uyandırmak veya uyanma ihtimalleri kalmamış âsileri ebediyen azap içinde uyutmak için. Bazen de gözle görülmeyen domuz gribi, kuş gribi, veba, Corona gibi hastalıkların virüslerini gönderir. Peki, görünen sebepler bunlar iken arka plandaki manevi sebep veya gerçek müsebbip kim? Selâm ve dua ile…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.