Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

Ve Sen Doğdun Kızım

avatar

Tahir Ceyhun Yıldız

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Seni Es-Selâm olan Allah’ın selâmı ile selâmlıyorum kızım… Sana Rabbim’den selâmet, esenlik, bereket dilerim. Kızım; sen körpeyi de, ben kocayı da kâdir-i mutlak Allah’ımız yarattı. Ki Allah’ımız Hâlık’tır, yaratandır. Hayy’dır diriltendir. Sen de O Kâdir-i Mutlâk’ın bana, bize emânetisin kızım. Rabbimiz buyuruyor ki:

“Ve onlar ki: “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözler(imizin) nuru (olacak iyi insanlar) lütfet ve bizi (fenalıktan) sakınanlara rehber yap.” derler.”

Evlenmemizin ilk hazırlıklarından itibâren; nişânımızda, nikâhımızda âilecek bu duâya sarıldık kızım. Senin bana göz aydınlığı, gönül sürûru olmanı diledim hep. Seni bekledim. Seni özledim. Senin hayâlini kurdum hep. Bir bebeğimiz olacağını öğrendiğimde ilk sözüm hamd ile şükür idi ve ‘kızım’lı duâlara başlamış idim. Kızım olacağını hissediyordum. İsmin, daha annen hayatımda yokkenden hazır idi. Mürşidimiz Abdullah Fârûkî el Müceddîdi Hazretleri’nin Zâhîri ve Bâtınî Edebler kitabında kız evlat ile ilgili şöyle buyurmuş: “Sâlik, çocuğuna güzel bir isim bırakıp Cenâb-ı Hak kendisine çocuk verdiğinden dolayı sevinmelidir. Eğer çocuk kız çocuğu ise çocukların en hayırlısı olduğunu bilmelidir. Salik, ilk çocuğu olur da adını Hatîce bırakırsa, o âileye Cenâb-ı Hakk’ın hem dîni yaşamakta kolaylık hem de maddî-mânevî zenginlik verdiğini bilmelidir. Fakat salik yine de İslâm’a uygun olan diğer isimleri de verebileceğini bilmelidir.” İşte bu sözlerden dolayı adını Hatice koyduk kızım. Senin olacağını öğrendiğim gün dışarıya çıkıp, evimiz için bir şeyler almam gerekti. Giderken yüzümde garip bir tebessüm vardı, hissediyordum. “Allah’ım benim bir kızım mı olacak? Ben baba mı olacağım inşâallah?” diyordum. Ayaklarım yere basıyordu ama aslında gökte gibiydim. O hissi ne sana tarif edebilirim ne de kelama dökebilirim kızım. Ağır bir yük vardı bir yandan. Kız babası olmak çok ayrıcalıklı geliyordu, ne yalan söyleyeyim. Hz. Peygamber’in kızlar babası olduğu geliyordu aklıma. Kız evlatlar hakkında hadisler…

Dualarımda bir kız çocuğu büyütüyordum. Hayâllerimde bir kız çocuğu yetiştirdim. Rahmân’ın bize bir kız evlat vereceğini duyduğumuzun 2.gününde Ankara’ya gittim kızım. Aracımızda bir abinin bu dünyaya getirilecek çocukların, dünyanın ahlâksızlığından, pisliğinden nasıl muhafaza edileceğinden dem vurarak çok ümitsiz konuştuğunu duydum. ‘Bu dünyaya çocuk getirilmez’ dedi ve ben de ümitsizleştim bir an! Evet haklı olduğu tarafları vardı ama korkumuza Allah’ın emanetini istemeyecek miydik? Evet sen çocuğun annesi, babası olabilirsin ama Yaratan’ı, yaşatanı mıydın ki dünyaya getirmemekten bahsediyordun? Rabbimize emânetiz. Çocuklarımız da biz de.

Zorlu bir süreci geri bıraktık kızım. Ve sen doğdun kızım, şimdi bizimlesin. Senin yolculuğun esnasında, kontrollerin süresinde bazı rahatsızlıklar ile doğabileceğin söylendi. Çok üzüldüm, yıkıldım say. Ne yiyebildim, ne içebildim, ne uyuyabildim haberi alınca. Ertesi gün hemen huzur penâhımıza, saâdetli Şâhımıza koştum. Durumu arz ettim kızım, gözyaşlarımla: “Her şey Allah’tandır” dedi. “Öyle doğacak diye sen vazgeçemezsin. Bunları zaten biliyorsun” dedi. ”İlk etapta tıpın şartlarına sarılacağız ama ben sağlıklı sıhhatli doğacağını ümid ediyorum.” dedi ve duâ etti: “Allah tüm azalarıyla sağlıklı, sıhhatli bir vaziyette doğmasını nasip eylesin” dedi. Güzelce ağırladı. Ve ben ölü gibi gittiğim huzurdan, yeni doğar bir hisle dönmüştüm evimize… Ve çok şükür ki; doktorların dediği gibi değil; Şâh’ımızın ümid ettiği gibi doğdun kızım. Sağlıklı, sıhhatli tüm azalarınla tam… Ve biz pek sevinmiş, pek mutlu olmuştuk.
Ve sen doğdun kızım… Seni ilk gördüğümde kızım, minicik bedeninle pır-pır gözlerinde gördüğüm ışıltıya bakarak gözyaşları ile karışık gülümsüyordum… Cuma günü doğmuştun. Seni görmüş, cuma namazına gitmiştim. Camiye giderken; “Allah’ım ben kız babası mı oldum? Allah’ım ben baba mı oldum” diye sevinç gözyaşlarıyla yine yere basmama rağmen gökte gibi gitmiştim. Günlerce hastaneye gidip gördük seni. Bu süreçte bir sürü şeyin sırrına erdiğimi düşünüyorum kızım. Sevinçle hüznün mündemiç olduğunun şuûruna erdim. Erken doğdun diye üzülürken; doktorun tam vaktinde doğmuş, dediğine sevindim. Doğduğuna sevinmiştim ama erken doğduğun için biraz hastanede kalman gerekti. İşte o yüzden biz eve giderken seni hastanede bıraktığımıza üzüldüm kızım. Biri ağlarken; içimden kürreler koptuğunu hiç bu yaşıma kadar hissetmemiştim kızım. Senin ağlamanda hissettiklerimi, içimin ne denli yandığını sana nasıl anlatayım… Şunu anladım kızım; anne-babanın evlad imtihanı, evladı olacağı haberini alınca başlıyormuş… ‘Gülen Adam’ isimli bir film izlemiştim kızım. Filmin kahramanı Yusuf, gülerek doğan ve her olaya da gülerek tepki veren bir adam… Yusuf’un bu durumu çevresindeki kızdırır, doktorlar tarafından ise araştırmaya değer bulunur. Yusuf günün birinde evlenir ve çocuğu olur.

Çocuğunun doğarken ağlaması; ona hayatında hiç yaşamadığı bir hissi yaştır. Yusuf doğumundan beri ağlamamıştır ve çocuğu doğarken ağlıyor diye, ağlar. İşte kızım bir nevi’ gülen adamın durumundaydım ben. Evet tüm hayatımı gülerek geçirmedim. Çok ağladığım oldu. Ama senin doğumunla sorumluluğumun yükü, hayatın yükü, seni bu dünyada yetiştirme kaygısı, doğum sürecindeyken doktorların söyledikleri ve doktorların söylediklerinin aksine her şeyin ile sağlıklı doğuşun, erken doğumuna vesile olan şey, erken doğumun… Her şeyin üstüne hayatımıza girivermen beni ağlattı. Bu biraz hüzün ağlamasıydı ama çokça sürur ve şükürdendi…
Canım kızım…
Dünya pis bir yer. Dünya kötü… Dünyanın derdi büyük. Ama hepsinden büyük Allah’ımız var. Seni dünyaya gönderen, bize nasip eden Rabbimiz senin yolunu da elbet çizmiştir. Rabbimiz sana da bize de yardım etsin. Tüm ümmete yardım etsin.

Ne güzel doğdun, iyi ki doğdun!
Rabbim sana güç, kuvvet, sağlık ve sıhhât ihsan etsin.
Salihâlardan etsin. Beni de bir salihâ babası etsin.

1993 yılının soğuk 1 aralık gününde Eskişehir'de doğdum. Liseyi Eskişehir Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nde tahsil ettim. Lisans eğitimimi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde sürdürüyorum. Şiirlerim ve yazılarım Eskişehir'de yerel bir dergi olan Genç Birlik Dergisi'nde, Konya merkezli ve 5 sayı çıkarılabilmiş Sahhaf isimli matbû dergilerde yayınlandı. Yetkinliğe ilk adım olarak Sergâh Dergi'de yazmaya başladım. Daha sonra Halâskâr Dergi, Efendi Dergi, Şiâr Dergi ve Özlenen Rehber Dergisi'nde yazılarım yayınlandı. Türkülerin gücüne, kuvvetine inanıyor; ilhâmı türkülerden alıyorum. Kitapların varlıklarına her ân ihtiyâç duyuyorum... Eskişehir'de faâliyet gösteren bir haber ajansında editörlük yapıyorum.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.