Ve Adına İnsan Dendi

Kaç bahar geçti, yolcu olan ömrümüzden. Kaç kara kışı “biter mi?” diye uğurladık...

Her mevsim her durakta, bakakaldık sevdiklerimizin ardından. Gülerken ağladık, ağlarken ise güldük dost bildiklerimizle. Ve hep bir vedaya çıktı yolumuz en olmadık zamanlarda.

Açılan kapılarda hoş bulduk, gönül koyduk lakin kapananlara... Oysa bir tatlı söz, bir acı kahve idi beklentimiz. Hepsini bahane bildik, gülen bir yüz omuzda bir dost eli idi umudumuz.

Yürekten silinmeyen dertleri silmek gayemiz. Kimine yâr, kimine dost olmak için geçti ömrümüz.

Ervah-ı ezelden, Levhi kalem ile başlamıştı kısacık yolculuğumuz.

Bir bilinenden çıktık yola, kimimiz yalnız kimimiz sorsan hep bahtsız.

Ve her insanın ayrı bir yolu vardı sırtında heybesi, heybesinde biriktirdikleri...

Kimi acı doldurmuş, kederi dost edinmiş. Kimi hasret yüklemiş, taşıyamaz omuzlarında.

Umudunu bohça yapıp düşen de var yollara, ümitsizliğe bel bağlayıp kederini yüklenen de...

Kimi gurbeti dert etmiş, vuslat diye çıkmış yaban ellere. Kimi ise gönlünü taşıyamaz, bel bağlamış olmadık sevdalara.

Sonra ölümü sevmiş, ölmeden girmiş mezara. Sorsan ne zor imiş alışmak, ağıt yakmak yârin ayrılığına...

Dünyada cenneti arayanlar da var bu yollarda, kendi ateşinden kendini yakanlar da...

Aşkı için çöle düşen Mecnun’lar, bir hayalin peşinden koşan Leyla’lar...

Yığılmışlar öbek öbek bir çıkmaz sokakta.

Varlık mı dert olmuştu yoksa yokluk mu hayata?

Şu yağan yağmurun faydası yoktu ki yanan yüreklere...

Olmayanı cefa, olanı vefa görmek mi sabretmek?

Bunca telaş, bunca çaba ezelden ebede var olan.

Nereye idi bu yolculuk? Sahi neydi bu iki heceli “İnsan!”

Film şeridi gibi geçen zaman mıydı, yetişilemeyen ardından.

Yaklaştıkça yolun sonuna tam bitti derken, bir ahvala savrulur durursun.

Yaşanılan tüm güzellikleri bir anda unutursun.

Ve sonra sorular cevapsız, insan suskun!

Ağır gelir taşıdığı emaneti kaldıramaz olur onu can’da!

Ahlar, vahlar boşuna!

Meğer onca yük nafile imiş. Geçmez denilen her ne varsa geçip gitmiş bir anda.

Madem ki böylesine kısa ve tek idi çıktığımız yol,

Nedendi bu ayrılıklar, bu senlik’ler, bu benlik’ler?

İçinde kaybolduğumuz o bilinmeyen denklemler?

Oysa kainat emrine verilmiş, insan bir garip yolcu

Hakikat aradı durdu, marifet umduğu varlığına.

Değil miydi ki bunca çaba, kul zeval getirmesin diye kulluğuna?

Geç de kalsa anladı, kendi kendinin hamalı olsa da taşıdığı sadece nefsi idi.

Kapanırken perdeler onun için dünya sahnesinde, âlem-i mana'dan bir nefeslik can geldi geçti...

Ve adına hayat, adına ölüm ve adına İnsan dendi...

Fadime Çetinkaya

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kendini Tekrarlamak

Kaç bahar geçti, yolcu olan ömrümüzden. Kaç kara kışı “bit...

Dem

Kaç bahar geçti, yolcu olan ömrümüzden. Kaç kara kışı “bit...