Vaziyetimin Şiiri

Meşhur bir filozofun anlam cümlelerinde arama beni,
Eski lisan bir lügatin sayfalarında gezinir dururum.
Pencere pervazında yahut gökyüzünde arama beni,
Bak,
Eski bir çay ocağında demlenir dururum.
Acılarım tebessüme evrilir,
Güldüm sanırsın.
Yaşamak azminin yükü boynumu büker,
Öldüm sanırsın.
Beni bende değil,
Küsmüş bir çocuğun bakışında tanırsın.
Toprak bir köy yolunda adımladım ben bu şehrin yokuşlarını,
Taşlardan taçlar yaptım başıma.
Umuda ulaşmak için parmak uçlarımda yükseldim.
Ellerinden tutup kaldırdım yıkılmış devletleri.
Acının baş harfini bileklerime işledim.
Biliyorum,
İçtiğim zehir dindirmeyecek gerçeğin apaçık sancısını.
Biliyorum,
Kestiğim bileklerim birleştirmeyecek zihnimdeki kutupları.
Kitaplarımı yakarak silemeyeceğim hakikati belleğimden.
Biliyorum…
Lâkin, idrak edemiyorum.
Yine bir pazar sabahı irkilip aniden bürokratlara kızacağım.
Ezberlediğim gazelleri ilk kez dinleyeceğim.
Ateşi keşfedeceğim kütüphanemin soğuk raflarında dinlenirken.
Fethedeceğim İstanbul’ u Fatih henüz beşiğindeyken…
Ben bu vaziyetteyken,
Ne diye yanaşırsın yanıma?
Çağdaş hicviyelerden kaygı damıtırken heybeme,
Ne diye süzersin beni?
Hiç Kürtçe bir ağıtta ağlamadıysan,
Tanrı Dağı’nda ulumadıysan örneğin,
Dinlenemediysen şimdinin gölgesinde,
Varamadıysan bin dört yüzyıl öncesine,
Var git, kapıma ilişme!
Ben avuturum yine kendimi.
Avcuma yıldız doldurur, çocuklara dağıtırım.
Gül kokulu şiirler yazarım yol kenarındaki dikene.
Saçlarımı nisan yağmurunda yıkar, ağustos sıcağında kuruturum.
Bir acı kahve yapar, acımla baş başa otururum.
Bir meşgale bulurum kendime,
Kelimelerden bir şehir kurar,
En izbe mahallesinden bir ev tutarım.
Hanımeli dikerim bahçeme,
Ayrık otlarıyla konuşurum.
Bulurum kavgalarımı dinleyecek yeni bir kitap sayfası,
Gözümden akıttıklarımı mürekkeple kuruturum.
Bir gün şiirlerde dinlenir, bir gün masallarda kaybolurum.
Ne bekliyorsun ki,
Yolum adın kadar kısa, adımlarım kadar sonsuzken,
Kalbim fikirlerim kadar yalnız, İstanbul kadar kalabalıkken,
Yarı karanlık düşlerimin arasında kuru bir yaprak gibi savrulurum.
Sonra; belki bir gün,
Elbet bir yolunu bulur,
Ben de yola koyulurum…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kurulu Sofralara Özlem

Meşhur bir filozofun anlam cümlelerinde arama beni, Eski lisan bir lügatin sayfalarında g...

Kınanmış Panorama

Meşhur bir filozofun anlam cümlelerinde arama beni, Eski lisan bir lügatin sayfalarında g...