Varılamayan İnsan

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Devirler devrilir üzerine ve geçer ey insan
Ve sen hâlâ yalnızlık kuyusuna düşünce ölmektesin
Elemlerle kavrulduğun ateşe dönüp bir baksan
O vakit anlayacaksın, biri iki görmektesin

Çoğaltmakta her yeni mutluluk, hüznünü ve kederini
Duyguların istilasına uğrayıp her gün kaça bölünmektesin ?
Seher vakti gelince dupduru olup anlarsın işlerin hikmetini
Ârif isen bilmelisin, her baktığında biraz sen görünmektesin

Senin kavramın üzerine kördüğümler attı modern dünya
Tarifini yapamadı bilginler, bu sebeble mi gözyaşı dökmektesin ?
Dağların bile taşımaya cesaret edemeyeceği yükü yüklendin ya
KâluBelâ’dan bir nağme işitip, yırtıp gömleğini aşk ile dönmektesin

Dün, bugün ve yarın adlı bir çemberin içine kısılmışsın
Ânın zevkine ulaşmak için mi sefer edip yollara düşmektesin ?
Ne vakit ayna olmaya kalkışsan dertsizlere, kırılmışsın
Dervişlik hırkasını giyip sırtına, bundan mı sessizce gezmektesin ?

Gözlerini kör etmişsin nesnelere, dilini lâl kılmışsın kelimelere
Neyin kokusunu duymaktasın a canım, tenhalarda inlemektesin
Üflemiş kutsal bir nefes ardı sıra kalbindeki mühürlere
Anladım ey dost sen men aref sırrını bilmektesin

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir