Sıradaki içerik:

Mamafih

e
sv

Üsküdar’da Bir Cennet Bahçesi

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Anadolu’nun kapısı Üsküdar, Kabe toprağından sayıldığından manevi huzur iklimiyle kuşanmış bir beldedir. Karşıdan gelip iskeleye daha ilk adımı attığınızda bir huzur ve sukunet insanı sarıp sarmalar. Bu manevi havanın oluşmasında kuşkusuz Üsküdar’ın, hemen her köşe başında karşınıza çıkan dergahları ve toprağın hem altında hem de üstünde berhayat olan erenleriyle gönüllere gıda bir belde olmasının etkisi büyüktür. Üsküdar’ın irfan ocaklarından biri de Selman-ı Pak Caddesi’nden Fıstıkağacı’na doğru çıkarken Horhor mevkiinde bir hazire içinde saklı olan Şeyh Mustafa Devati Camii ve Türbesidir. Her biri adeta bir heykel kadar plastik değere sahip tarihi mezar taşlarıyla dolu kabristan, ulu ağaçları ve hiçbir zaman eksik olmayan kedileriyle serin ve selametli olan mekanı, caddenin karmaşası ve günlük hayatın koşuşturmasından izole eder.

Cadde tarafında nişinde yarım güneş motifi olan zarif bir çeşme karşılar sizi . Ayna taşının üzeri her canlının sudan yaratıldığını ifade eden Ayeti Kerime ile süslenmiştir.
Kapısından girdiğinizde kabristan içinde kıvrılarak uzanan yol sizi şadırvanın bulunduğu alana götürecektir. Şadırvan maalesef orijinal vasıflarını kaybetmiştir. 1650-51 yıllarında Kethuda Arslan Ağazade Mustafa Efendi tarafından yaptırılmış olan camii ve Şeyh Mustafa Devati türbesi buradadır. Caminin banisi olan Arslan Ağazade Mustafa Efendi ile Şeyh Mustafa Devati’nin aynı kişi olup olmadığı konusu kaynaklarda tartışmalıdır. Camii ve türbe 19.yüzyıl sonlarında harap halde iken II.Abdülhamid Han’ın paşalarından Bahri Paşa tarafından esaslı şekilde onarılmış ve gerek caminin gerekse türbenin kapısı üzerinde bulunan kitabeler bu sırada konulmuştur. Bilhassa caminin son cemaat yeri kapısı üzerindeki talik kitabe pek güzeldir. İlk inşa kitabesi ise caminin iç kapısı üzerindedir. Hz. Devati’nin doğum yeri ve yılı kesin olarak bilinmemekle birlikte muhtemelen Üsküdarlıdır. Gençliğinde o zamanlar için mühim bir zanaat olan divitçilikle meşgul olduğu için Devati mahlasıyla tanınmıştır. Gördüğü bir rüya üzerine, Aziz Mahmut Hüdayi (k.s) hazretlerinin halifesi olan Muk’at Ahmet Efendi’ye intisab etmiş, Şeyhi tarafından bir müddet Kastamonu’ya gönderilmiştir. İstanbul’a döndükten sonra hilafet almış, irşad faaliyetine başlamadan önce ilim tahsil etmiş ve müderris olmuştur. Molla Kestel medresesi ve Üsküdar Valide Sultan Dar’ül hadisinde müderrislik yaptıktan sonra 1656 yılında günümüzde Şeyh Camii adıyla bilinen bu mekana bir meşruta ve aşevi ekleyip tekkeye dönüştürerek irşad faaliyetine başlamıştır. 1659 yılındaki vefatına kadar bu vazifesini sürdüren Mustafa Devati Hazretleri tekkenin bahçesindeki türbeye sırlanmıştır. Celvetiyye yolunun büyüklerinden olan hazretin bilinen tek eseri Tuhfetü’s Sufiyyin adını taşımaktadır. Kendisinden sonra Hüdayi Asitanesi’nde postnişin olarak hizmete devam eden oğlu Mehmet Talib Efendi’de türbede medfundur.

Taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiş olan dikdörtgen planlı, ahşap çatılı camiinin oldukça yalın ama ferah bir harimi vardır. Sivri kemerli büyük pencereleri vasıtasıyla içeri davet edilen gün ışığı ile her zaman aydınlık ve iç açıdır. Endamlı servi ağaçları ve mevsimine göre çeşitlenen çiçekler bahçeye ayrı bir letafet katar. Huzurlu mekanları adeta bir radar becerisiyle bulmakta mahir olan kediler, Hz. Devati haziresini mesken tutmuşlardır.

Kah bir şahidenin tepesinde kah bir mezar üzerinde uyuklayan renk renk, çeşit çeşit kedi, Hazretin daimi misafirleridir. Hemen arkada, Sultan tepeye doğru tırmanan yokuşlarda, sakinlerin birbirini tanıdığı huzurlu bir mahalle hayatı akıp gider. Caminin şükür ki halen birbirini tanıyan bir cemaati vardır. Gönenli Mehmet Efendi merhum hayatta oldukları dönemde her Çarşamba bu cami de vaaz verirlermiş. Cemaatin yaşlılarından o güzel günleri rahatlıkla hatırlayanlar vardır. Türbe daha sonraları Gönenli Efendi’nin talebelerinden bir hanım tarafından tamir edilmiş.

Bu asude mekanın manevi atmosferini çok sevdiğimden, hem de Üsküdar’daki fakirhanemiz hazrete komşu olduğundan İstanbul’da bulunduğum vakitler sokağa çıktığımda genellikle ilk işim Hz. Devati’yi ziyaret etmek olur. Mevsime göre bazen kızıl bir gülhatmi bazen sarı gazeller karşılar insanı. Bazen inceden bir yağmur yağar. Çay ocağında namaz vaktini bekleyen ipek sakallı dedeler oturur. Hangi mevsim olursa olsun mekanın değişmez güzelliği kediler ve o doyumsuz huzur atmosferidir. Bir defasında türbeye kadar gelmiş fakat acelem olduğu için içeri girmeyip pencerenin önünden niyaz etmiştim. O sırada içerden hafif ve güzel bir salavat-ı şerife sesi işittim.

Adeta insanı içeri davet eden bu güzel sese karşı koyamayarak içeri girdiğimde, türbenin arka köşesinde bir gurup hanımın salavat-ı şerifeler okuyarak türbenin emaneti olan sakal-ı şerifi ziyaret ettiklerini gördüm. Kandil günü veya herhangi bir özel gün olmadığı halde böylesi bir tevafukla Sakal-ı şerif ziyareti nasip olduğu için bin şükür ve sürurla dışarı çıktım. Böyle kıymetli bir zata hasbelkader komşu olmaklığımızla bahtiyar oldum. O günden sonra işim ne kadar acele olursa olsun, türbeden içeri girerek Hazretime niyaz etmeye gayret ederim. Hz. Muhammed (s.a.v) muhabbetiyle olgunlaşmış ve O’na benzedikleri ölçüde Hz. İnsan olmuş bu gönül insanları işte böyle asırlar ötesinden insana hediyeler verebiliyor. Himmetleri ziyade olsun ve üzerlerimize sayeban olsun. Üsküdar, erenlerin nefesleriyle sırlanmış bu kutlu belde daima şad olsun.

Kaynak: Kitabeleriyle Üsküdar’da bir Celveti tekkesi Şeyh Mustafa Devati Efendi Camii- Tevhidhanesi- Ahmed Tahir NUR , TDV İslam Ansiklopedisi

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.