Ümit Meriç ile Söyleşi

Bu röportajımda, Ümit Meriç hanıma kendisi ve babası Cemil Meriç hakkında sorular sorarak ilerledim. “Ayrıca, Türk gençliğinin geçmişi ile bugünü arasında kronolojik bir mukayese yapar mısınız?” sorusu ile birlikte gençlik üzerine de değinmiş olduk . Bu keyifli ve koyu muhabbetle geçen röportaj için Ümit Meriç hanıma teşekkür ediyorum…

Hem yazar hem de bir düşünür olarak kendinizi tanıtıp ailenizden, atalarınızdan ve yaşamış olduğunuz ortamdan bahseder misiniz?

Bismillahirrahmanirrahim. Allah’ın kulu olma şerefine layık gördüğü bir kuluyum. Hafız-i Kuran olan ve ömrü boyunca 1001 tane Kur'an-ı Kerim yazdığı rivayet edilen bir büyük dedenin torunuyum. Gözlerimi bir kütüphanenin ortasında açtım. Annem de babam da öğretmendi. Dolayısıyla okuldaki öğretmenlerim kadar annem ve babamın da talebesi oldum. Üsküdarlıyım. İstanbulluyum. Gözüm Boğaza değmezse kendimi sıkıntılı hissederim. Her gün mutlaka okur ve iki günümün birbirine eşit olmasını istemem. Çalışkanım. İnsanlara hizmet etmeyi severim. En çok da arkamdan beni hayır dua ile anacak insanların olmasını isterim. Bu yüzden 76 yaşıma çeyrek kalmasına rağmen, her gün kitaplarım üzerinde çalışırım

Babanız Cemil Meriç Türk Düşünce hayatında 20. yüzyılın hakikati düşünür adamlarından biri olarak tanımlanırsa, yetiştiği ortamda hayata bakış açısı ile insanlara karşı tutumu nasıldı, Cemil Meriç kişilik olarak nasıl tanımlanabilir?

Cemil Meriç zor bir hayatı çalışarak kolaylaştırmıştır. Gözlerini 38 yaşında kaybetmiş ve vefat ettiği güne kadar öğrenmekten ve öğretmekten vazgeçmemiştir. Dünyada görmeden on iki cilt kitap yazan bir başka insan yaşamamıştır. Müslüman Türk bir ailenin çocuğudur ama çocukluğu Hatay'da Çerkezlerin, Arapların ve sömürgeci Fransızların yaşadığı bir ortamda geçmiştir. Bu çok kültürlülük onun şahsiyetini perdahlayan bir unsur olmuştur. Ayrıca o yıllarda Hatay henüz Türkiye Cumhuriyetinin bir ili olmadığı için Osmanlı irfanının mirasına da konmuştur. Onun şahsiyetini çok cepheli yapan bütün bu özellikler eserlerine yansımıştır. Bizden biridir ama ilgi alanı itibarıyla bir dünya vatandaşıdır.

Cemil Meriç gözlerini kaybettikten sonra” Hayat denilen bu mülakata bu kitabı yazmak için geldim” sözü üzerine “Bu Ülke” kitabını yazdı. Peki, cemil Meriç’in topluma karşı yazdıkları dikkate alınıyor mu, ya da Cemil Meriç gibi insanlar yetişiyor mu?

Cemil Meriç günümüz Türkiye’sinin en çok okunan yazar demeyelim mütefekkirlerinden biridir. Bu Ülke adlı kitabı, 65.baskiya gelmek üzeredir. Okur kitlesi milyonları aşmıştır bir devrin muhasebesini yapmış ve gelecek kuşaklara yol göstermiştir. Gelecek kuşakların da kendi Cemil Meriçlerini yetiştirmesi gerekir.

Cemil Meriç’in yaşamış olduğu dönem boyunca Türk toplumunun o günü ve geleceği hakkında ne düşünüyordu, düşüncelerinin yanı sıra hayal ettiği toplum nasıldı?

Bu sorunun cevabı kitaplarının başlığından çıkarılabilir taklit bir medeniyet olamayacağını bildiği için bir kitabına Umrandan Uygarlığa başlığını koymuştu. Ümran İslam medeniyetinin adıdır Uygarlık Uygurlardan Dil Kurumunun uydurduğu bir kelime. Son kitabı ise Kültürden İrfana başlığını taşıyor. Yani Cemil Meriç İslam medeniyetinin en parlak örneklerinden biri olan Osmanlı'nın sahip olduğu bakış açısının yeni kuşaklar tarafından fethedilmesini ve sadece kültür değil irfan sahibi olan insanların inşa edeceği yeni bir toplum düzenini öneriyordu. Bunu yaparken de diğer medeniyetlere Hint ya da Avrupa medeniyetine olan saygısını da kaybetmiyordu.

Babanızın görmediklerini duyabilmesi için yardım ettiğiniz ve hayatı boyunca destekçisi olduğunuz bilinmektedir. Aranızdaki bağ nasıldı ve babanıza ne katkınız oldu?

Bizim ilişkimiz de dünyada başka hiçbir baba kıza nasip olmayan bir ilişkidir. Hayatının son demlerinde söylediği şu duayı bütün evlatların ana babalarından almalarını isterim. “Ümit, dünya kuruldu kurulalı eğer bir baba evladından razı olduysa o baba benim”. Ne mutlu bana.

Her ikinizde hangi kaynaktan beslendiniz, Gençlere bu konu bağlamında tavsiyeleriniz nelerdir, gençler ne okumalı hangi kaynaktan nasıl beslenmeli?

Ümit Meriç: Zaman değişiyor, ilgiler de değişiyor Ancak bir Müslüman olarak gençlere tavsiyem Kuran i Kerim'in çeşitli meallerini ömür boyu değiştirerek okumalarıdır. Esasen dünyada en çok okunan kitap Kuran-i Kerim, sonra da İncil’dir. Beşeriyetin ortak değerlere sahip olması dünya barışının ilk şartıdır. Nitekim Hazret i İsa da "Birbirinizi seviniz”demiyormuydu? Kendimiz kalarak başkalarını tanımak. Bunun için de bir ayağımız kendi irfanımızda sabit kalarak dünyanın bütün değerlerini tanımak gerek. Evliya Çelebinin Seyahatnamesinden tutun da Amerika'da yaşayan Vietnamlı çağdaş bir yazarın romanına kadar geniş bir yelpazenin orta yerinde olmak gerek. Bunun için de "Durmak yok, son nefesimize kadar yola devam".

Türk gençliğinin geçmişi ile bugünü arasında kronolojik bir mukayese yapar mısınız?

Bugünün gençleri benim gençlik yıllarına kıyasla daha çok imkâna sahipler. Bu klasik bir cümle. Âmâ beraberinde bir takım şanssızlıkları da var. Zamanı çok iyi kullanmasını bilmek gerek. Bu açıdan bilgisayarlı dünyanın onlara bir takım imkânlar getirdiğini girmekle beraber her zaman bu imkânları hayra kullanmadıklarını görüyorum. Bilgisayarlı dünya, gençlerin bir kısmını uyutuyor, felç ediyor, hayatın dışına alıyor, bir kısmını ise uçuruyor, sanat ve kültürün zirvelerine taşıyarak çok iyi yetişmelerini sağlıyor. Aman dikkat. Hiçbirimiz ölümsüz değiliz. Hepimizin kendimize, toplumumuza ve beşeriyete karşı vazifeleri var. Bu şuura sahip bir gençlik yetişirse yeni bir Asr-ı Saadetin sadece Türkiye için değil bütün bir beşeriyet için gelmesi pekâlâ hayal edilebilir.

Sizi hayatınızda en çok etkileyen bir olay ile faydasını gördüğünüz bir hayat tecrübesini bizimle paylaşır mısınız?

Adaletin çok önemli bir kavram olduğunu düşünüyorum. Küçükken annem kedimizle beraber mahallenin kedilerini de aynı anda bahçemizde beslerdi. Kedimiz Pamuğa kedimiz olduğu için hiç iltimas geçmezdi. Onun bu adalet anlayışı benim ömrümü de etkilemiş ve mesela sevdiğim öğrencilerimle bir biçimde uzak olduğumu hissettiğim öğrencilerime not verirken adaletten hiç ayrılmamamı sağlamıştır.

Cemil Meriç gönüllüleri hakkında bilginiz var mı, bu proje hakkında neler düşünüyorsunuz, sizce bu projemizi geliştirmek için ne yapabiliriz?

Evet Esenler Belediyesi'nin gençlerden böyle bir okuma ve çalışma grubu oluşturduğunu biliyorum. Nitekim bu sene babamın ölüm gününün seneyi devriyesinde mezarı başında ellerinde Cemil Meriç kitabı olan gençlerle karşılaştım. Kitaplar okunmuş, tartışılmış ve özümsenmişti. Sıra Cemil Meriç’in gönderdiği diğer düşünürlerle tanışmaya gelmişti. Okumak eğer bizi diğer insanlarla tanışıp, anlaşıp, dünyamızı zenginleştirmeye sağlarsa bir anlam ifade eder. Toplumdan kopmak için değil, toplumumuz ve başka toplumlarda kucaklaşmak için gereklidir. Esenler belediyesi hudutları dâhilinde yaşayan insanlara böyle bir kardeşlik ruhu aşıladığı için Belediye Başkanımız kıymetli dostum Tevfik Göksu beyi de tebrik ediyor ve hepinize güzel bir örnek olarak takdim ediyorum. Rabbim bahtınızı ve yolunuzu açık etsin.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yusuf Duru ile Sinema ve Tiyatro Üzerine Söyleşi

Bu röportajımda, Ümit Meriç hanıma kendisi ve babası Cemil Meriç hakkında so...

Prof. Dr. Muhammed Erat ile Medeniyetler Beşiği Coğrafyamız Üzerine Söyleşi

Bu röportajımda, Ümit Meriç hanıma kendisi ve babası Cemil Meriç hakkında so...