Türkiye’nin Ruhu: Cemil Meriç

“Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi.”

Kendini bu cümlelerle tarif ediyordu Cemil Meriç.

20. yy. Türk düşünce hayatının en parlak yıldızlarından biri hiç şüphesiz ki Cemil Meriç idi. Hafızasını kaybeden Türkiye’de büyük bir arayışın adamıydı. O, iki yüz yıllık modernleşme sürecinin çelişkilerini iyi bilerek yaşadı.

“Biz Osmanlı’dan sonra topraklarımızı kaybettik.” diyen çoğunluğun aksine “Biz Osmanlı’dan sonra hafızamızı kaybettik.” diyen bir üstad, bir fikir işcisiydi Cemil Meriç.

“Ağaç köküyle yaşar, insan da öyle... Bizse maziden koptuk, istikbale bağlanamadık. Türkiye bütün kütüphaneleri yakılan, bütün mazisi imha edilen, altı yüz yılı cerrahi bir ameliyatla içtimaî uzviyetinden koparılıp atılan bedbaht bir ülke. Oysa milletin ana vasfı devamlılık. Tür milleti! Hangi millet? Bu millet on senede bir değişen hafızasız nesiller amalgamı!”

Dört yaşında okumayı öğrenmiş. Akranları kitapların sadece resimlerine bakarken o Mehmet Emin Yurdakul’un çıkardığı Türk Sazı Dergisi’ni elinden düşürmüyordu. Haftada iki defter şiir karalar, kompozizyon da hep birinci olurdu.

Çok okurdu, velûd bir yazardı. Ona göre:

“Kitap, zekâyı kibarlaştırır.”dı.

“Kitaptan değil kitapsızlıktan korkmalıyız.” derdi.

Üstat “Görmek, yaşamaktır.” diyordu. “Vuslattır görmek.” diyordu ama artık göremiyordu. “Görmek, sahip olmaktır.” diyordu ama otuz sekiz yaşında gözlerindeki ışık söndü. Ama dimağ hâlâ alev alevdi. Hiç pes etmedi. Fransızca’dan Türkçe’ye çevirdiği kitapların başarısı onu iyice hayata bağladı.

Işığını kaybetmek, karanlığa mahkûm olmak onu hiç durdurmadı, engellemedi. Göremiyordu evet ama hayata geçirmek istediği şeyler vardı. Yazarlık hayatının en verimli çağını yaşıyordu.

Cemil Meriç, çok başka yerden konuşuyordu. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yeni terkipler kuruyor, Doğu’ya da Batı’ya da bakışımızı derinden etkiliyordu. Çünkü onun Doğu’yu da Batı’yı da aynı anda kucaklayan zengin bir dünyası vardı.

“Türk’ün kılıcı, ülkeler fethederken Türk’ün zekâsı da kelimeler fethediyordu. Ülkeler ne kadar bizimse kelimeler de o kadar bizimdir. Ecdadımız onlarla düşündü, babalarımız onlarla konuştu.” böyle diyordu Bu Ülke’nin sahibi.

Denemelerini saltanatlı Türkçe ile yazdı. Nesirleri bir şiir tadında akıcı ve berraktı. Bir çağın vicdanı olan Meriç; Türkçe’nin yozlaşmasına, nesiller arasında uçurumların meydana getirilmesine şiddetle itiraz etti. Bir dönem Türkçe’deki bazı kelimelerin Arapça-Farsça kökenli olduğu gerekçesiyle tasfiye edilmesinin sakıncalarını ortaya koyan Meriç’e göre Türkçe bir imparatorluk diliydi.

Tefekkürün, çilenin ve bir büyük kültür abidesinin sembolüdür Meriç ülkemizde. Batı’yı da Doğu’yu da ondan öğrendik. O olmasaydı ne bu ülkeyi böylesine derinden tanıyabilecek ne de “Işık, Doğu’dan gelir.” fikriyle kendimize dönebilecektik. Türkçe’nin lezzetini, Türkçe düşünmenin hazzını, bilmediğimiz dünyalara uzanmanın tadını bize Cemil Meriç kazandırmıştır.

Bütün hayatını, bütün zamanını hakikati arama sevdasına adayan bir düşünürün Dünya’da soğuk savaş rüzgârlarının estiği, Türkiye’de ideolojik kutuplaşmanın büyük acılar yaşattığı bir dönemde bütün ideolojik kabukları kırması onu düşünce semamızda biricik kılmıştır. Özellikle Türkiye’nin şu günlerinde yâd etmek, onun eserlerinin verdiği mesajlara yoğunlaşmak son derece ufuk açıcı, yol gösterici olacaktır.

13 Haziran 1987… Türkiye bu tarihte onunla birlikte ruhunu da kaybetti. Hafızası kaybolan bir ülke büyük bir arayışın adamını, Cemil Meriç’i kaybetti. Ardında bizlere miras sonsuz fikirler ve eserler bıraktı.

Mağaradakiler eserinden şu sözleriyle bitirelim:

“Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak bir köprü olmak isterdim. Kelimeden, sevgiden bir köprü…"

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Mümine Gayret Yakışır

“Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir iş&c...

Tıkayıcı Taş

“Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir iş&c...

Teneffüs Öğrenciler İçin Bir Ara mı Yoksa Ders mi?

“Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir iş&c...