Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Toprak

avatar

Emrullah Atabey

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Avuçlarımdan süzdüm toprağı. Beni ve her toprağı süzen zamana bakmak istedim. Kaldırdığım bakışlarım önce ufka değdi. Ardından zamanda süzülen başka bir toprak, bakıyor gibi geldi bana. Gözlerimi ona çevirirken, onun da bakışları başka bir yöne çevrildi. Umutsuz hissettim kendimi. “Herhalde, iletişim ya da etkileşim kurabileceğim bir başka insan bulamayacağım kendimden başka,” diye düşündüm. Gözlerim ıslandı. Burnuma bir acı doldu. Bu kadar mı çabuk ağlayacaktım? Bu kadar mı acıydı yalnızlık. Yalnızlık değil de yalnız olmak acıydı belki. Değil miydi ki ateşe çok yakın olan yanardı da ateş olan yanmazdı. Yakardı belki. Sustum. Yorgun gözlerim ufukla bakıştı. Bir rüzgâr okşadı saçlarımı. Sıcak bir rüzgâr değdi koluma. Eşimi düşündüm. Halimi gören deniz sitemini savurdu ve ağladı kayalar. Kaçıncı, bu duygudaşlık?

Sustular. Güneş de susacak son kanını da yitirince. O da susunca, mumumu yakacağım. Evim burası olacak bugün. Gelse birileri de misafir etsem. Yanımda durmaları da gerekmez. Uzaktan izlerim. İkram edebileceğim tek şey de bu değil miydi? Bakış.
Uyumaya yaklaşıyorum. Gözlerim perdelerini çekiyor yavaş yavaş. Işıklar sönüyor. Son tınısını duyuyorum. Uyumak üzereyim ya; rüzgârı annem sanıyorum. Uyanıyorum. Hala karanlık. Bu kez soğuk da. Annemi düşünüyorum yine. Burada olabilseydi, ne örterdi üzerime?..
Üşüyorum. Toprağa değiyor ellerim. Örterim belki üstümü şimdi. Eşiyorum biraz. Toprağı örtüyorum üzerime. Sıcak şimdi. Kapıyorum gözlerimi. Uyuyorum yine. Rüya görüyorum. Farkındayım. Mezar gibi bir şey gördüğüm. Ama bana çok benziyor. Ben ve mezar. Gülüyorum. Sesim çıkmıyor. Korkuyorum. Yine bir karabasan mı? Yok, diyorum. Sırt üstü yatmışımdır. Yatmadığım geliyor aklıma. Korkuyorum yine. Dönmüşümdür, diyorum. İçim rahatlıyor. Geçer birazdan, diyorum. Geçiyor… kalkıyorum. Yürümek istiyorum. Ayağım bir şeye takılıyor. Toprağı kendine yorgan yapmış biri. Gülüyorum kahkahalarla. Çocukken, bu adam gibi yapmak istemiştim kaç kez. Acıyorum sonra adama. Yürüyorum. Biraz yüzünü görmek, biraz da uyandı mı diye. Ödüm kopuyor. Bana ne kadar benziyor? Kaçıyorum. Toprak garip. Ayağım batıyor hep. Düşüyorum. Kalkıyorum. Düşmek için sanki. Buluyorum sonra çözümü. Denize yürüyorum. Ayaklarım batmıyor. Islanmıyor da. Yine korkuyorum. Rüyaysa, uyanayım istiyorum. Olmuyor. Arkama bakıyorum. Uyuyor hâlâ adam. Öldüysem… öldüysem, bilmek istiyorum. Değişmiyor hiçbir şey. Duruyorum öyle. Karanlık sadece. Bedenime bakıyorum. Etlerimin üstünde toprak. Çözüyorum bu kez. Yürüyorum adama. İçine yatıyorum.

Uyanıyorum sabah. Yine o toprak duruyor ötemde. Bu kez kaçmıyor bakışını. Selam veriyorum. Konuşmak isterken, eriyor. Düşüyor her uzvu toprağa. Susuyorum. Gözlerim ufukta.

İstanbul Üniversitesi, Dilbilimi bölümünden mezun, çeşitli dergilerde çalışmalarına yer verilmiş, 24 yaşında, arkadaşlarının çoğu hayata gözlerini yummuş kişilerden meydana gelir. (yazar burada okuduğu ve beğendiği yazarlardan söz etmektedir) Şiir ve öykü yazar. Eserse, yazarın tinsel ve içinde bulunduğu ortamı göz önünde bulundurarak, bazılarının da tabii olduğu Alımlama Estetiği çerçevesinde, kitap yorumu yapar. Artık bir klişe görüntüsü verilse de, fani ve faniliğinin bilincinde. Misafir olduğu dünyada Ev Sahibi'nin istediği surette yaşamaya çalışır. Ve bazen günde bir kitap okur. =)

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.