Sıradaki içerik:

Mamafih

e
sv

Tiran (Tirana) Arnavutluk

avatar

Firdevs Ağaoğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Bu ay için ilk durağımız, Arnavutluk’un başkenti Tiran. Tiran şehri Arnavutluk’un en büyük şehri özelliği olmasına sahip, fakat Dünya ölçeğinde küçük bir şehir olarak karşılıyor bizi. Şehri gezmeye, İskender Bey Meydanından başlayalım. Meydan ismini tam ortasında atının üstünde duran İskender Bey Heykelinden almaktadır. Heykelin çevresinde ise kocaman bir şehir meydanı, meydanın bir tarafında Osmanlı yapısı Ethem Bey Cami ve Saat Kulesi diğer tarafta Ulusal Tarih Müzesi, resmi devlet binaları… İlk Olarak Ethem Bey Cami den başlayalım. Ayakta kalan nadir Osmanlı Eserlerinden biri olan cami, şehrin tam meydanında güzel bir konumda bulunmaktadır. Her vakit namazında cami cemaati hatırı sayılır bir sayıda oluyor. Cami 1966 yılında ne yazık ki Ülkedeki Komünist sistemden dolayı ibadete kapatılarak müze haline getirilmiştir. 1992 yılında ise büyük bir ayaklanma ile ülkede sistemin yıkılmasından sonra onarılıp ibadete açılmıştır. Cami tek kubbeli, tek minareli ve kare şeklinde bir camidir. Dış tarafında ki revaklar ise çok nazik ve güzel işlemelidir. Özellikle revakların iç tarafındaki süslemeler usta ellerden çıkan el boyaması işlemelerdir. Caminin içine girdiğinizde alışkın olmadığınız bir süsleme sizi karşılar. Doğadan ilham alınarak yapılan süslemeler içinizi ferahlatan cinsten. Cami Revaklarından adımınızı atar atmaz yeşillerle ve çiçeklerle bezenmiş süslemeler sizi çok sakin bir ortamda ibadete çağırıyor. Özellikle kubbenin işlemeleri görülmeye değer. Caminin hemen yanında bulunan Saat kulesi de Camiyi yaptıran Hacı Ethem Bey tarafından 1822 yılında yaptırılmıştır. Kule 35 metre yüksekliğindedir ve Tiranın en yüksek binasıdır. Saat Kulesine ücreti karşılığında çıkılabilmektedir. Fakat asansör sistemi olmadığı için 90 merdiven ile inip çıkmayı göze almanız gerekmektedir.

Fakat Tiran şehrinin dört bir yanını yukarıdan gözlemleyip, fotoğraflar çekmek isterseniz kesinlikle önereceğimiz bir noktadır. Ayrıca saat kulesinin yanındaki dar sokaklar Tiranın otantik ürünlerini ve yaşantısını görebileceğiniz çok güzel örnekler sunan, gezmenizi tavsiye edebileceğimiz noktalardan biridir.

Meydanın Ortasında Arnavutluk için büyük öneme sahip bir kişi olan İskender Beyin heykeli var demiştik. Peki, kimdir İskender Bey? İlk Duyduğumuzda balkan coğrafyası için çok önemli öneme sahip Büyük İskender olduğunu düşünmemiz gayet normal olsa da, işin aslı öyle değildir. İskender Bey (Skanderbeg) 1448-1468 yılları arasında Arnavutluk’taki Osmanlı Egemenliğini engellemiş ve Ülkeyi bağımsızlığına kavuşturmuştur. Ancak 1501 de Osmanlı bu toprakları geri alabilmiştir. 1912 yılında Bağımsızlığını tekrar ilan eden Arnavutluk o günden sonra istikrarlı bir yönetim şekli görmemiştir. 1966 yılında komünist sisteme karşı milletinin ayaklanması ile Ülke Demokrasi ile yönetilmeye başlanmıştır.

Meydanın arka tarafında küçük bir ağaçlık parktan sonra karşımıza Bloklar Bölgesi denilen bir yapı çıkmaktadır. Komünist yönetim zamanında sadece Komünist Parti Üyelerinin, yöneticilerin ve deyim yerinde ise kalburüstü zümrenin girebildikleri bir merkez olarak yapılmış ve kullanılmıştır. Yönetim değişince AVM tarzı genelde yeme ve içme üzerinde mekânların bulunduğu bir yer olarak hizmet vermektedir. Tabi ki Arnavutluk ve Tiran denilince ilk akla gelen yiyecek; “Trileçe” dir. Arnavutluk’a özgür bir tatlı olmasa da Türkiye bu tatlıyı Arnavutluk sayesinde tanımıştır. Tirana gidip Trileçe yemeden ayrılmamanızı öneririz. Az önce bahsettiğimiz Bloklar bölgesinde gözünüze güzel görünen bir mekânda tadabilirsiniz. Özellikle denemenizi öneririz. Bir parantez ile bu bölgedeki mekânların kahvelerinin de güzel olduğunu belirtmekte fayda vardır. Tabi ki her zaman dediğimiz gibi bir şehri yaşamak için akşamlarına da tanık olmada fayda vardır. Çok hareketli olmasa da otantik ve hoşça vakit geçireceğiniz, çayınızı ve kahvenizi içebileceğiniz güzel mekânlar mevcuttur. Ülkenin %80’i Müslüman olduğu için yemek konusunda biraz daha rahat olsa da hassas davranmakta fayda vardır.

Manastır (Bitola)- Makedonya

Manastır’ın Ortasında Var Bir Havuz //Bu kentin Kızları Hepsi De Yavuz // Biz Çalar Oynarız.” diye eski bir türkü vardır. Şehir sizi bu türkünün ritmi ile karşılıyor resmen. Sanki doksanlık ihtiyar bir nine köy düğünlerinde başköşeye oturmuş o kadar yaşanmışlığa, yıkılmışlığa rağmen ulu bir çınar gibi tüm heybeti ile duruyor, bir türkü çalıyor içi gidiyor belki, ne kadar dimdik duruyor olsa da düğün alayına katılamıyor. Ama varlığı, orada bulunması ve gölgesi bile düğünü şereflendiriyor, şenlendiriyor. Manastır da tam böyle bir şehir. Eski ihtişamlı halinden, dimdik sağlam Osmanlı yapılarından, kalesi, saat kulesi ve hükümet konağından birer harabe kalmış ama Ulu bir çınar gibi oturuyor hala yerinde, yorgun ama mağrur. Yıpranmış yıpratılmış ama dimdik…

Bir tek, Atatürk ve birçok silah arkadaşının yetiştiği “Manastır Askeri İdadisinin bir bölümü sağlam ve bakımlı duruyor. Orayı da TİKA’nın çalışmaları ile bir Atatürk Müzesi yapılmış. Tabi müzenin yapılması takdiriniz üzre çokta kolay olmamış. Atatürk Müzesi çok iyi dizayn edilmiş. Atatürk’ün gençliğinde kullandığı eşyalardan, üniformalarından daha ileriki yıllarda kullanılanlara göre kronolojik bir düzen yapılmış. Aynı bina içinde birde ülkenin etnografya müzesi de yer almakta.

Yöreden çıkan eski kalıntılardan gününüze gelene kadar kullanılan eserlerin bulunduğu bir müze. Binanın ikinci katına çıkıldığında iki müzenin kapıları karşılıklı olarak çıkıyor karşımıza. Bina aslında tipik Osmanlı medresesi mimarisinde ama aslında çok kullanışlı olan orta avlusu bakımsız durumda ve kullanılmamakta. Bu manzara bizi üzse de elden bir şey gelmiyor.

Müzenin sol tarafından uzanan küçük ama her şeyi bulabileceğiniz işlek bir şehir çarşısı var. Çarşısının bir ucunda Askeri idadi var, diğer ucunda Aziz Dimitrios Kilisesi ve 2015 de yine TİKA’nın çalışmaları ile ibadete açılan İshakiye / İshak Çelebi Cami var. En eski Osmanlı eseri olan Cami aslen külliye olarak yapılsa da diğer bölümlerinin hepsi yıkılmış ve sadece Cami ayakta kalabilmiş. 2015 yılına kadar bakımsız durumda olan bu cami de TİKA ve Müftülük sayesinde yeniden restore edilebilmiş.

Çarşıya girdiğinizde en fazla 3 katlı eski ama estetik binalar karşılıyor sizi, yan yana duran rengârenk bu binaların farklı bir ritimleri var. Çocuğunu Konsolosluk olduğu bu binalar yasa ile koruma altına alınmış ve sizi eski zamanlarda yürüyormuş hissi verecek kadar özgünlüklerini korumayı başarabilmişlerdir. Anı fotoğrafları için ideal bir manzara. Çarşı gezinizden sonra yorulur ve yemek, içmek isterseniz çarşıda birkaç tane Türk restoran ve kahve içebileceğiniz mekân bulabilirsiniz.

Diğer taraftan çarşının bir tarafında Osmanlı yapısı olan eski Hükümet konağı bakımsız ve atıl durumda. Oysa çok nahif, tarih kokan güzel bir yapısı var, gördüğünüzde bile sizi 1800lü yıllara götürüyor. Birkaç dizi-film için restore edilmiş fakat sonrasında yine terkedilmiş. Hükümet Konağının yanında Sultan Abdülhamid Han’ın yaptırdığı Saat Kulesi mevcut. 17.yy da yaptırılan bu Osmanlı yapısının hikâyesi ise içimizi burkan cinsten. Zira Saat Kulesini 19. Yy da Arapça dua ve künyelerinin bulunduğu kitabesi parçalanıyor ve üzerine büyük bir Haç yerleştiriliyor… Ve tarih Ve mevcut durum bir buz kütlesi gibi yüzümüze çarpıyor. Kulenin yanında Manastır Yeni Cami bulunuyor. Fakat Cami ibadete açık olarak görünse de hep bir bahane ile kapalı oluyor ve içerisinde farklı çalışmaların olduğu söyleniyor. İçeri giremiyorsunuz dışarıdan fotoğraflayabiliyorsunuz. Aslında Manastırda birçok Cami var ama sadece birkaç tanesi ibadete açık. İshakiye Camii ve Yeni Camii şehir merkezinde oldukları için ulaşımları kolay ve gerçekten görünmesi gereken yapılar. Ecdadın kokusunu alabileceğiniz, bir mescit namazı kılabileceğiniz (birinin kapısını açmasalar da), bizde buradayız ve her daim olacağız diye dua edeceğimiz eşsiz camilerimiz. Yorgun, yıpratılmış ama mağrur! 
 
Bu ay iki farklı Balkan şehri ile karşınızda olduk sayın okurlarımız.
Gelecek Ay Allah izin Ederse Gönlümüze en çok dokunan coğrafyadan birinde olacağız…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.