Sıradaki içerik:

Bir Olur

e
sv

Tik Mi, Tok Mu?

avatar

Yusuf Duru

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Menşei Çin. Tıpkı bu koronavirüs gibi. Yani covid19. Hatta kanaatimce daha tehlikeli. Çünkü hayati tehlikesi yok gibi görünüyor ama biraz derinine indiğiniz zaman hem hayati tehlikesinin, hem de akli tehlikesinin aşikar olduğunu görüyorsunuz.

Bir anda karşınıza çıkıveriyor. Hiç beklemediğiniz, hiç ummadığınız hatta hiç alakası olmayan zamanlarda bile. Küt diye düşüveriyor ekranınıza. Garip garip hareketler yapan, acaib konuşan tek başına yada iki kişi veya grup halinde çekilmiş kısa videolar.

Sözde hayata renk katıyor, enerji veriyor ve güya büyük bir keyifle paylaşım dedikleri o acaibi garaib tarz hareketler, konuşmalar, duruşlar yapıyorlar. Adına da eğlence diyorlar. Ne menem bir mai içtikleri belli değil. Öyleki esrük bir halde, aklı başında bir adem oğlunun düşmeyeceği durumlara düşüyorlar.

Bir anda yaşı hayli ilerlemiş bir hatun ya da er kişinin, hiç beklemediğiniz halü tavırlar gösterdiğine şahitlik ediyorsunuz. Bu hale düşenlerin söyledikleri şey ise bugünün dili ile pozitif enerjilerini dışa vurmak oluyor.

Şaka adı altında hakikaten insan onurunu ayaklar altına alan tarz hareketlere şahit oluyor ve hiç tanımadığınız birileri adına utanıyor, mahcub oluyorsunuz.

Kurtulmak mümkünmü? Seyretmemek? Elbette. Kapatırsınız görmezsiniz. Ancak yine hiç ummadığınız bir anda ana haber bülteninde karşınıza çıkıveriyor. Adına da fenomen diyorlar orada boy gösteren kişi ya da kişilere. Yani herkes tarafından seyredilip beğenilen. Peki ne kadar sürüyor bu beğeni. Saniyeler içinde bitiyor tabi. Birde bunun arka planında ruh sağlığını etkileyen, ruha sıkıntı veren halleri var.

Beğeni adedi ne kadar yüksek olursa, yeni projeler üretmek üzere, yeni çekimler yapmak üzere kafa yormaya başlıyor insan. Sonra daha yenileri, sonra daha da yenileri, hep yenileri derken öyle hızlı, öyle çabuk tüketiyor ki, bir anda sona geldiğinde ne olduğunun farkına varmadan dibe vuruyor. Sonra da çağın hastalığı diye bir ad veriyorlar. Bazen tükenmişlik sendromu diyorlar, bazen yok olmuşluk sendromu… Adı her ne olursa olsun bitiriyor insanı ve insanlığı.

Gelin isterseniz bu meret uygulamanın bir de arka planına bakalım. Bir teori geliştirelim. Hatta bir komplo teorisi üretelim bakalım nereye varacağız.

Bu tiktok denen meretin mucitleri insanın düşünmesini, uzun soluklu üretime katkıda bulunmasını, üretmesini, hayatını güzel ve edebli bir şekilde yaşamasını istemiyorlar. Evet insan sosyal bir varlıktır ama sosyal medyaya malzeme olacak bir varlık değildir. Bu sosyal medya uygulayıcıları, program yapımcıları, platform üreticileri insanın sosyal bir varlık olduğu gerçeğini sürekli pompalamaktalar. Sonucun her türlü kötülüğe meydan vermesi onlar için çok da önemli değil. Onlar için önemli olan, bu aklını yitirmiş milyonlarca kişi üzerinden yaptıkları reklamlarla kazandıkları paralar sayesinde keselerinin ne kadar doldurulabildikleri ve keselerini şişirmek için ne kadar daha yeni kurbanlar bulabilecekleri.

Bu tiktok denen meretin dünyada kaç milyon kullanıcısı var bilmiyorum ancak bunun bir sektör haline getirilmesi için yapılan yatırımların, bunun karşılığında elde edilen kazancın rakamlara dökülmesi insanın aklının yerinden oynamasına yetiyor.

Yukarıda makalenin başında bu tür uygulamaların covid19 dan daha tehlikeli olduğunu söylemiştim. Gerçekten de öyle. En azından neyle savaştığınızı bildiğiniz covide karşı tedbir alabiliyorsunuz. Ancak nerede ne zaman karşınıza çıkacağını bilmediğiniz bu ve benzeri uygulamalar için alabileceğiniz herhangi bir tedbir yok.

Bizim gençliğimizde, bugün siyasilerin sermaye olarak kullandıkları sağ ve sol davaları vardı. Yani sağcılar ve solcular vardı. Gençlerin büyük çoğunluğu ki bunların ekseriyeti de öğrenci idi. Ya sağcı oluyorlardı ya solcu. Ancak her iki kesime dahil olanında en büyük sorumluluğu okumak, kendini yetiştirmek ve boş yetişmemekti. Düşünen, üreten, zeki ve akıllı gençler olarak bir fikre inanmanın verdiği özgüvenle hayata atılıyorlardı. Zarar gördüklerinde de bu zararı göğüsleyebilecek kadar cesur ve kendilerine güveni olan bir nesil olarak yetişiyorlardı.

Şimdiki gençlere bakıyorsunuz tamamına yakını hızlı yaşayan, çabuk tüketen, geleceğini hiç düşünmeyen, an’ı yaşa gerisini boş ver mantığında, yaşadığı anın da kıymetini idrak edemeyecek kadar boş ve düşüncesiz bir nesil olarak ortaya çıkmış gerçekten ne olduğunu anlayamadığınız bir tür olarak karşınızda duruyor.

Elbette bunların yanında düşünen ve üreten bir nesil yok değil. Ama bunların da sesi maalesef çok cılız çıkıyor. Çünkü karşı cenah kendilerini çağdaş, demokratik ve ilerici olarak görüyor. Hatta ilkokuldan beri kendilerine dayatılan medeni muasır seviyeye ulaşmış olarak istediklerini yapma özgürlüğünün ellerinde olduğuna inanıyorlar.

İşte tiktok, reels ve bunun gibi uygulamaların tamamı gençlerin beyin kapasitelerini sıfırın altına indiriyor. Anlama eşiklerini düşürüyor. Düşünen bir nesli düşünemeyen bir sürü haline getiren bu uygulamaların en kısa sürede yasaklanması, ülke gündeminden kaldırılması, uygulamayı kullananlara ağır yaptırımlar uygulanması gerekiyor. Bunu söylerken afaki bir düşünce olarak söylemiyorum. Çok ciddi ve ayaklarım yere basarak söylüyorum. Çünkü bunun önünü alınamazsa, hızlı düşünen ama mantıklı düşünemeyen, karar veremeyen, ne yaptığını bilmeyen, bilmek için de hiç çaba sarf etmeyen, taklitçi, sadece kendisi için yaşayan, her an şöhret olarak kalmak, izleyici sayısını arttırmak, kendisini tıklayanların artması içinse her türlü çılgınlığı yapmayı mubah gören bir kitle ile karşı karşıya kalacağız böyle biline.

Sevgili okurlar. Nesilleri bir ideal, dava ve gelecek şuuruyla yetiştirmezseniz boşlukta kalırlar. Boşlukta kalan her şey ise esen rüzgara veya üfleyen, yön gösteren kişi yada kişilere göre hareket etmeye meyleder. Birilerinin yönettiği, birilerinin istediği gibi yönlendirdiği bir gençliğin ortaya çıkması, milletin içinde bunların sayısının her geçen gün artması gerçekten büyük bir tehlike.

“fenomen” kelimesi ile kendilerini tanımlayan bir güruh var. Bunlar ellerinde teknolojinin kendileri için hazırladığı büyüklü küçüklü kayıt cihazları ile bugün ne saçmalayayım, bu hangi mantıksız işi yapayım, bugün kime iğrenç şakalar yapıp bunu medya hesabımda paylaşarak binlerce kişinin beni tıklamasını sağlayayım diye düşünerek hayatını sürdüren, bununla para kazanan, hatta çok yüksek miktarlarda paralara çok genç yaşta sahip olan bu fenomenler ise ayrı bir mecra.

Bir sivil toplum örgütünün bu sosyal medya fenomenlerini bir araya topladığı bir programa Meddah olarak katılmıştım. Sizler ne yapıyorsunuz diye sordum birisine. Hiç sadece seyrettiriyoruz demişti. Evet sadece seyrettiriyorlar. Ama yüzbinlerle hatta milyonlarla ifade edilen takipçileri var. Bu sivil toplum örgütü faaliyetlerini, farkındalık oluşturup milyonlarca kişiye ulaştırabilmek için aslında etkili bir yolu tercih ederek, sosyal medya fenomenlerine ulaşmış. Onları bir araya toplamış, onlara gayelerini, hedeflerini ve yapmayı planladıları tüm faaliyetleri anlatmış. Akşamında da ben onlara bir meddah gösterisi yapmak üzere davet edilmiştim.

Ertesi gün hiç tanımadığım yüzlerce isim beni takip etmeye başladı biliyor musunuz? Bu nedir diye baktığımda yapmış olduğum gösterinin paylaşımından sonra hesabımı takipe alanların tamamı, sosyal medya fenomenleri üzerinden gelen isimler.

Yani otuz kişiyi toplayıp, hedefinizi anlatıyorsunuz. Videolar çekiyorlar. Anında paylaşıyorlar ve otuz bin, üç yüz bin, hatta üç milyon kişiye bir anda ulaşıveriyorsunuz. Çünkü takipçiler çılgın, hatta çılgında da öte aklını yitirmiş gibi o fonemen dedikleri kişinin peşine düşmüş gidiyorlar. Adamlar siyasi parti liderlerinden daha etkililer.

Arap yarımadasında sadece çektiği resimleri sosyal medya hesabında paylaşan bir bayanın tek başına beş milyon takipçisi var. Kaldı ki bahse konu bayanın yaşadığı ülkede bu tür işlerin yasak olduğunu düşünürsek hayli yüksek bir rakam olduğunu görürüz.

Gelelim sonuca,

Sahip olduğunuz genç nesli doğru bilgilerle besleyip, beyinlerini, gönüllerini, uğraşlarını, geleceklerini bu doğru bilginin yönlendireceği idaealle dolduramazsanız, birileri boş şeylerle doldururverir.

Bir milletin gençliği, o milletin geleceğidir. Bilgisiz, yetkisiz, karar verebilme yeteneğinden yoksun, sadece anı yaşayan, yaşadığı anın da kıymetini bilmediği için ne yaşadığının farkında olmayan, beyinsizlerin hep genç kalacağını zannetmiyorsunuz sanırım. Ülke yönetiminden, uluslararası mecrada faaliyet yürütmeye kadar sayamayacağımız kadar çok alanda bu gençler görev alacaklar. Temeli sağlam olmayan binanın üzerine yüklediğiniz ağır yüklerden dolayı nasıl çökeceğini de bilmek için müneccim olmaya hacet yok.

Siyasi bilgisi olmayan, içtimai bir birikime sahip olmayan, hakiki manada bildiğinin ne olduğunu dahi bilmeyen bir neslin, mensubu olduğu milletin geleceğine yüklenen dinamit lokumu olduğunu unutmayın.

Tiktok denen illetten çıkıp buraya nasıl geldiniz demeyin. Çünkü tiktok denen meretin insan zihni üzerinde gerçekten çok büyük bir tahribat yaptığını görmek gerek. Manasız, mesnetsiz, acaibi garaib bir sürü hareketle dikkat toplama ihtiyacı hisseden gençler, aileler, yaşlılar, orta yaşlılar herkes hep büyük bir ilginin peşine düşmüş dikkatleri kendi üzerlerine çekme sevdasındalar.

Onlar bu sevda ile yaşarken düşman ülkemin, milletimin temel değerlerini nasıl alt üst ettiğini, nasıl yer ile yeksan ettiğini, nasıl yokettiğini, savaş meydanlarında kazanamadığı zaferi tiktokla sosyal medya meydanında nasıl kazandığını görüp, zaferinin tadını çıkarmakla meşgul.

Zaman geçmeten tedbir alınmalı vesselam.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.