Sıradaki içerik:

Tapınak Şövalyeleri ve Kutsal Topraklar

e
sv

Tapınak Şövalyeleri ve Kutsal Topraklar

avatar

Fatma Betül Altay

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

BİRİNCİ BÖLÜM

1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Selçuklu Türkleri güçlü bir hakimiyet kurmuş ve Anadolu Türkleşmeye başlamıştı. Suriye ve Filistin’i dahi alan Türkleri Hristiyan dünyası tedirginlikle izliyordu. Bütün bunların ardından Bizans İmparatoru I. Aleksios Türklere karşı Papa’dan yardım istedi. Papa, doğudaki kutsal toprakları ele geçirmek, Papalığın görüşlerini benimsemeyen “Heretik” Doğu Hristiyanlarını kontrol altına almak ve Avrupa’yı içinde bulunduğu krizden kurtarmak istiyordu. Bu sebeple imparatorun yardım isteğini kabul etti ve kutsal toprakları ele geçirmek, özellikle havarilerin yaşadığı yerlerin ve onlara ait kalıntıların müslümanların elinden alınması için yapılacak olan, kendileri adına kutsal bir savaşa Hristiyanları davet etti. Ve böylece kutsal topraklara Haçlı akını başlamış oldu, 1099 yılı temmuz ayında Kudüs kuşatıldı.

“15 Temmuz günü şehir kuzeydoğu kapısı önünde bulunan kuleden Flandralı şövalye ilk defa şehre girmeyi başardı. Sonra Godefrol de Bouilion, kardeşi ve askerleri de şehre girdiler, diğer kule ilerleyemedi. Haçlı komutanlarından Raymond Saint Gillies, Fatımi kale komutanı İftikar El-Devla’ya bir haberci ile teslim olursa kendisi ve ordusu için serbestçe Kudüs’ten ayrılma izni verileceğini bildirdi. İftikar El-Devla ve ordusu 15 Temmuz akşamı kendi mezhebinden olanları da yanlarına alarak Kudüs’ten ayrılıp Askelon kalesine gitti. Kudüs Haçlılar tarafından ele geçirildi ve geriye kalan sünni halk, haçlı askerleriyle baş başa kaldı.

Diğer taraftan Tapınak Tepesi’nden ve civarından 15 Temmuz 1099 günü öğleden sonra, akşamüstü ve ertesi sabah Haçlı ordusu mensupları Kudüs’te bulunan bütün müslümanları ve yahudileri öldürmeye başladılar ve büyük bir katliam gerçekleştirdiler.”

Kaynak: Runciman, Steven (çev. Fikret Işıltan) (1998) Haçlı Seferleri Tarihi I. Cilt (Birinci Haçlı Seferleri ve Kudüs Krallığının Kuruluşu)

Ankara Türk Tarih Kurumu Yayınları

İKİNCİ BÖLÜM

Birinci Haçlı Seferlerinin ardından Kudüs Krallığı’nın kurulmasıyla birçok hacı “Kutsal Topraklar”ı ziyaret etmek için Avrupa’dan yola çıktı. Fakat savaşlardan sonra düzeni bozulan bu topraklarda birçoğu haydutlar tarafından soyuldu ve katledildi. 1118 yılında Fransız soylusu Hugues de Payens ve arkadaşı Godfred Saint-Omer, hacıları korumak amacıyla kuracakları topluluğa destek sağlamak için Kudüs Kralı II. Baudoin’e başvurdular. Kral onlara müslümanların Zeytin Dağı olarak adlandırdığı kendilerinin Tapınak Dağı dediği bölgede bir yer verdi ve Hugues de Payens 9 şövalyeden oluşan bir grup kurdu. Bu topluluk, bulundukları bölgeden ötürü Tapınak Şövalyeleri, İsa’nın ve Süleyman Tapınağı’nın Takipçileri isimleriyle anıldı. Beyaz renkli kıyafetlerinin üzerinde kırmızı haçlarıyla bilinen Tapınak Şövalyeleri, 1129 yılında Katolik Kilisesi tarafından resmi olarak tanındı. Daha sonra Papa II. İnnocentius tarafından yayınlanan özel bir fermanla tarikat mensupları bütün ülke sınırlarından serbestçe geçme, vergi ödememe ve Papa dışında hiçbir otoriteye karşı hesap vermeme gibi geniş haklara sahip oldu. Papa’dan gördükleri bu destek sonrasında Avrupa’da soylulardan para, arazi ve asker desteği gördüler.

Tarikatın askeri kanadı savaşlarda ün kazanırken tarikata bağlı diğer gruplar Avrupa genelinde ve kutsal topraklarda geniş ölçekte yapılandı. Ellerine geçen mâlî güçle ilk çek senet sistemi sayılabilecek sistemi geliştirdiler. Bu sisteme göre Kutsal Topraklar’a gidecek kişi Avrupa’daki bir tarikat mensubuna parasını yatırıp sadece tarikata üye kişilerin çözebileceği bir kodlama ile yazılmış bir mektup alırdı. Daha sonra gideceği yere vardığında oradaki üyeden yatırdığı parayı alırdı. Bu şekilde yolculukta bir soygun ihtimaline karşılık mal kaybının önlenmesi amaçlanmıştı. Böylece, paranın bir Tapınak Evi’ne yatırılıp başka birinden çekilebildiği ilkel bir bankacılık sistemi geliştirilmiş oldu. Avrupa’daki Paris Tapınağı, finans merkezleriydi.

Haçlı Savaşları’nın başlamasından yaklaşık bir yüzyıl sonra gidişat Hristiyanlar için değişmeye başladı. Selahaddin Eyyubi 1187 yılında Hittin Savaşı ile güçleri kırılan Hristiyanlardan Kudüs’ü geri aldı.

Daha sonraları Kudüs tekrar Hristiyanların eline geçse de bu sefer Memlükler şehri ellerinden geri aldı. Böylece şövalyeler de askeri yönden zayıfladıkça zayıfladı ve tarikata gelen yardımlar da azalmaya başladı.

Haçlı Seferleri’nin hezimete dönüşmesi üzerine kuruldukları zaman halka sundukları misyonları bitmesi gerekirken Tapınak Şövalyeleri maddi ve siyasi güçlerini arttırmaya devam etti. Bir müddet sonra Papalık bu durumun önüne geçilmez bir hal almadan durdurulması gerektiğini Fransa Kralı IV. Philippe’e bildirdi. Zaman içinde Tapınak Şövalyeleri hakkında çıkan eşcinsellik, dinden sapma, kilisenin dışında gizli ritüeller yapma, şeytana tapma ve büyücülük söylentileri üzerine Papa V. Clement’in emriyle bazı şövalyeler geri çağrıldı ve haklarındaki suçlamalardan ötürü  işkence edilerek ve sonrasında yakılarak öldürüldüler.

1314’te Tapınak Şövalyeleri’nin büyük üstadı Jacques de Molay ve 34 üye Paris’te kazığa çakılarak yakılmıştır. Sonraki yüzyıllarda farklı örgütler adı altında yeraltına inerek varlıklarını devam ettirmişlerdir. Resmi kayıtlara göre 1314’te sonlanmış olarak bilinmektedirler. Ancak 21. Yüzyılın dünyasına baktığımızda ne kadar “var” oldukları, bize dayatılan hasta ruhlu yeni dünya düzeninde açıkça görülüyor…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.