Tapduğun Eşiğinde

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Hak aşığı Yunus Emre gönüller sultanı bir erendir. Taptuğuna kul olmuştur adeta. Yunus Emre’nin Tapduk Emre hazret ile bağdaştırılan eşik menkıbeleri önemlidir. Hepimizin bildiği “Bizim Yunus“ menkıbesi yüzyıllardır dilden dile dolaşmaktadır. Bu menkıbe hakkında iki tür efsane vardır. Fuat Köprülünün aktardığı bu menkıbeye göre, Tapduk Emre Yunus Emre’ye her nedense kırk yıl seyahat etmesini söylemiş, kırk sene dağ bayır gezen Yunus hocasının dergahına geri dönmüş; Tapduk Sultanın zevcesi Ana Bacıya, şeyhinin kendi hakkındaki fikrini sormuş. Ana Bacıda, “ Yarın sabah namazında sen gel, şeyhinin yolu üzerine uzan, o bana bu kim diye soracak. Ben de Yunus diyeceğim. Eğer bizim yunus der ise, sen de anla ki çilen nihayete ermiştir.” Ertesi sabah Yunus denileni yapar, şeyhi de bizim yunus mu diye sorunca, çilesinin dolduğunu anlayarak, şeyhinin hizmetine devam ederek hikmetli şiirlerini söylemeye başlar. (1)

En çok ağızdan ağıza dolanan bir diğer efsaneye göre, dergaha, şeyhine odun taşıyan Yunus Emre’nin sırtı yara olmuştur. Her nedense bir gün, “of ” der. Gitmek ister. Tapduk Emre de “Gelen hoş gelir, giden hoş gider der.“ Yunus yola revan olur. Yolda giderken iki dervişe rastlar, onlarla muhabbet eder. Akşam yemeği vakti gelir. Karınları iyice acıkmıştır.

Dervişler yunusa yanında azık olup olmadığını sorarlar. Yunus da olmadığını belirtir. Yunus onlara aynı soruyu yöneltir, dervişlerin biri, “ Dua edelim de Allah(c.c) bize sofra göndersin der.“ ellerini açarak dua etmeye başlar, ortaya bir kap yemek gelir. Sonra diğer derviş dua eder, bir kap yemek daha gelir. Bunu gören Yunus ne yapacağını şaşırır, ya bana sofra gelmezse diye endişelenir. Dua sırası Yunus’a gelmiştir. Mahcup bir şekilde, dua eder. Ona iki kap yemek gelir.

-Dervişler şaşırır, “Sen kimin hürmetine istedin.” diye sorarlar.

– Yunus Emrede, “Siz kimin hürmetine istediniz ise ben de onu hürmetine dua ettim.” der.

-Dervişler, “Nallıhan da Tapduk Emre’nin dergahının odununu taşıyan Yunus varmış, onun adına isteriz derler.“ Bunun üzerine Yunus verilen hikmeti anlayarak, Taptuğun kapısına varır. Ana bacıdan araya girmesini ister. Ana bacıda, “Tapduğun gözlerinin âmâdır. Sen kapı eşiğine uzan, hocan abdest almaya çıktığı zaman, asasıyla sana dokunacak. Bu kim diyecek, ben de Yunus diyeceğim. Bil ki “Hangi Yunus” der ise seni affetmedi. Fakat “Bizim Yunus” der ise hemen ellerine sarıl.“

Kapının eşiğine uzanan Yunus, Tapduk Emre kapı eşiğine gelince, “Kim bu?“ der. Bacım Ana da: “Yunus“ der. Tapduk Sultan, “Bizim Yunus mu?“ deyince, Yunus Emre yerinden kalkar ve hocasının ellerine sarılarak, dergahtan ayrılmasından ötürü pişmanlığını dile getirir ve hocasına hizmetine devam eder. (1,2)

Yunus’u Yunus yapan, gönüllerdeki ilahi aşkı gün yüzüne çıkarmasına vesile olan Tapduk Sultan, Yunus Emre’nin hayatındaki en önemli dönüm noktası olmuştur. Anlatılan bu menkıbeler ne kadar doğru bilinmez lakin gönüllere güzel dokunuşlar yaptığı muhakkaktır.

Yunus Emre’nin Taptuğuna ne kadar bağlı olduğunu gösteren şu hikmetli sözleri ile hepinizi selamlıyorum.

Taptuk´un Tapusunda
Kul olduk kapusunda,
Yunus miskin çiğ idi
Pişdük elhamdülillah.

KAYNAKÇA

  • https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/916488
  • http://www.gazete1453.com.tr/2017/12/26/yunus-emre-neden-mi-adi-emre/

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir