Tanzimat Döneminde Tiyatro Nasıl Gelişti?

Tanzimat döneminde tiyatro hareketlerine padişahların ve hilafetin destek vermesi tiyatroyu istemeyen bazı çevrelerin itirazlarına engel olmuştur. Üçüncü Selim, İkinci Mahmut, Abdülmecid ve İkinci Abdülhamit’in tiyatroya verdikleri destek Tanzimat döneminde tiyatronun gelişmesi ve önünün açılmasında büyük etkendir.

Saray en baştan beri tiyatroya destek veriyordu. Padişahlar sarayda ve dışarıda çeşitli oyunlar ve şenlikler tertip ettiriyorlardı. Sûr-i Hümayun denilen şenliklerde padişahlar Batı kökenli tiyatro oyunları da oynatıyorlardı. Örneğin Dördüncü Mehmet sünnet ve evlilik törenlerinde bir opera bile getirtmek istemiştir. Üçüncü Selim ise sarayın içinde ve dışında tiyatro salonları kurdurmuştur. Sarayın dışındaki binaysa Beyoğlu’nda ahşap binadır.

İkinci Mahmud’un kütüphanesinde tiyatro eserlerinin çokluğu onun tiyatroya ilgili biri olduğunu gösterir. O yıllardaki bir kaynağa göre İkinci Mahmud’un kütüphanesinde 500 civarı tiyatro eseri olduğu söylenir.

Padişah Abdülmecid ve İkinci Abdülhamid Han Dolmabahçe ve Yıldız saraylarında tiyatro salonları inşa ettirmişlerdir. Saraya yabancı tiyatro toplulukları çağırtmışlardır. Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı oyunu ise sarayda oynanmak üzere ısmarlanmıştır.

Padişahların yanı sıra devlet adamları da tiyatroya önem vermişledir. Mehmet Sadrettin Paşa Çemberli taştaki konağına tiyatro inşa ettirmiştir. İkinci Abdülhamit Han’ın baş mabeyncisi Arif Bey’de Talat Paşa’nın arsasında bir tiyatro inşa ettirmiştir.

Elçiliklerinde tiyatronun gelişmesinde büyük rolü vardır. Avrupa ülkelerinden gelen elçilerde zaman zaman kendi ülkelerinden tiyatro ekipleri getirmişler bunların ülkemizde oynanmasıda tiyatronun gelişmesine katkı sağlamıştır.

İstanbul’daki Yahudi ve Hıristiyan topluluklarında tiyatronun gelişmesine katkı sağladıkları görmezden gelinemez.

Osmanlı’da batılılaşma hareketleri Lale Devrin’de Üçüncü Selim’le başlayıp İkinci Mahmut’la devam etmiştir. Üçüncü Ahmet döneminde Barok ve Rokoko üslupları Türk sanatına girdi. Tiyatro alanında Batı etkisi on dokuzuncu yüzyıldan itibaren görülür. Bir önceki yüzyılda meddahlık, gölge ve orta oyunu gibi kırsal oyunlar daha yaygındı.

Tiyatro etkisini ilk olarak Levanten ve Ermeni vatandaşlar üzerinde kıpırtı oluşturmuştur. Zengin Ermeniler 1820 yılından itibaren evlerinde oyunlar oynamış ve oynatmışlardır.

1824’te İkinci Mahmud bir opera ekibi kurmuş ve başına Mankel adında bir yabancıyı atamıştır. Tarihe Donizetti Paşa olarak geçen müzisyen yine İkinci Mahmut döneminde getirtilmiştir. Ardında Abdülmecit Han tahta geçtikten sonra batı tarzı tiyatro iyice yayılmıştır.

Tanzimat’ta tiyatroya Avrupa’nın etkisi aşikardır. Sultan Abdülmecit Han Donizetti’den saraydaki operada görevli gençlerin müzikli tiyatro oyunlarını oynamasını istemiştir. Bu vesile ile saraydaki bu gençler oynanması kolay olan La Somnambula’nın oyunundan bir bölüm oynanmıştır. Bu gençler işlene ek olarak oynadıkları ve kapalı bir yerde kısıtlı kişilere oynadıkları için tarihimizde ilk tiyatro oyuncuları olmaktan uzaktır.

Abdülmecid Han halkın gittiği tiyatrolara giden ilk padişahtır. İlk saray tiyatrosunu 1858 başlatmış Şinasi’nin Şair Evlenmesi oyununun oynandığı sene açılmıştır. Açılışına Avrupa’dan opera sanatçıları davet edilmiştir. Ama ne yazık ki Sultan Abdülaziz döneminde, 1863’te yanmıştır.

Türkiye’de ikinci saray tiyatrosu İkinci Abdülhamit döneminde Yıldız Sarayında yaptırılmıştır. Burada Güllü Agop, Abdürrezzak gibi tiyatro sanatçıları sahne almışlardır. Abdülmecit Han’ın tiyatroya olan ilgisi halkı da etkilemiş bu etki İkinci Abdülhamit döneminde de sürmüştür.

Tanzimat’ta tiyatro açısından önemli bir olay ilk kez yabancı bir oyunun Sırabyon Hekimyan tarafından Osmanlı diline çevrilerek 1858’de oynanmasıdır. Riyakâr ve Müseyyip (Yalancı ve İhmalci) adıyla dilimize çevrilen bu oyun kapalı tiyatroda Türkçe oynanan batılı anlamda ilk tiyatrodur. Bu tiyatroda oyuncular Osmanlıca konuşan Ermenilerdir. Devam eden yıllarda Müslüman gençlerden iki üç kişi ancak sahneye çıkmıştır. Bu dönemde de tiyatroyla alakalı yazılar yazılmasına rağmen oyunculuk sanatı üzerinde hiç durulmamış, tiyatrocularımız batıyı taklitten öteye geçilememiştir.

Batılılaşmayı destekleyen Abdülmecit Han döneminde Mustafa Reşit Paşa’nın da desteğiyle 1839’da Tanzimat Fermanı ilan edilmesiyle Osmanlı kapılarını batıya doğru tamamen açtı. Abdülmecit yeniliklerin halkın arasında tamamen yayılmasını istiyordu. Piyano ilk defa 1840’tan itibaren İstanbul’a girdi. Piyano konserleri verilmeye başlandı. İtalyan besteleri halk arasında yaygınlaştı.

Bütün bu yenilikler arasında tiyatronun özellikle Osmanlının başkentine gelmesi çok normaldi. Giustiniani adında İtalyan bir mimar tarafından Beyoğluna İtalyan mimarisine uygun bir tiyatro salonu yapıldı. Adına “Fransız Tiyatrosu” adını aldı.

1842’den itibaren birçok yabancı tiyatro eseri Türkçeye çevrilmeye başlandı. Belisario bu eserlerin ilkidir. Bu eser oynandıktan sonra Abdulhak Hamit’in babası Hayrullah Efendi, Hikaye-i İbrahim Paşa ve İbrahim-i Gülşeni isminde bir tiyatro yazmış ve oynanmıştır. Ayrıca padişah tarafından da eserler yazdırılıp oynatılmıştır. Bunlarda gösteriyor ki Tanzimat yıllarında opera ve operetlere büyük önem verilmiştir.

Bütün bunlar olurken kendi tiyatro geleneğimizde olan meddah, karagöz ve Hacivat, ortaoyunu sadece ramazanlarda oynanmıştır. Batılı anlamda tiyatro gelişirken geleneksel tiyatromuz yerinde saymıştır.

Batılı anlamada ilk tiyatro eserimizi Şinasi kaleme almıştır. O bu eserde doğu ve batı sentezi yapmaya çalışmıştır. Bu alanda hiç örnek yokken böyle bir eser ortaya koyması büyük bir başarıdır. Şinasi bu eserinde görmeden evlenmeyi eleştirmektedir.

Şinasi’nin Şair Evlenmesi’nden sonra tiyatro yazma çalışmaları bir süre duraklamıştır. 1872’den sonra ise hız kazanmıştır.

Batıyı izleyen Türk yazarlar çokta geride kalmamışlardı. Tolstoy Çar Boris’ini bitirdiğinde Namık Kemal romantik oyunlarını yazıyordu. Romantizmin en iyi temsilcilerinden Richard Wagner Pacifal’i Ebuzziya Tevfik’in Ecel-i Kaza’sından on yıl sonra yazmıştır.

İlk manzum tragedya denemelerini Ali Haydar Bey vermiştir. Üç bölümlük sergüzeşt-i Perviz ve iki bölümlük İkinci Ersas Ali Haydar Bey’in eserleridir. Yazar her iki eseri de trajedi şiirimize trajedi yolunu açmak için yazmıştı. Tragedyaya ilk örnekler arasında Yeğenzade Hüseyin Fazıl’ın Ahenk ve Mustafa Hilmi’nin Bahtiyar ya da son gürlüğü eserleri vardır.

Abdülhak Hamit romantizmin Türkiyedeki en önemli temsilcileri arasındadır. Yazdığı eserlerde Fransız etkisi görülür. İlk tragedyası Nesteren’dir. Nesteren Corneille’in Le Cid eserine benzemektedir. Fakat bitişi Romeo ve Julyet’in bitişi gibidir.

Şairin 1880’de yazdığı Zeynep bir dönüşümü getirdi. Bu oyunda o insan yaşamının mistik ve olağanüstü güçlerini arayış içine girdi. Zaman ögesi ortadan kalktı. Egzotik ögeler ve romantik entrikalar kullandı.

Fantezi oyunlara gelecek olursak Güllü Agop tiyatrosu’nda oynayan Ahmet Necip İdbar ve İkbal oyunu masal havasında gelişen, sahne yatkınlığı olan ilgi çekici bir oyundur. Sanatçı bu oyunu yazarken Gozzi’nin Turandot oyunundan esinlendiği anlaşılmaktadır. Aynı yıl içinde Abdülhak Hamit Maceray-ı aşk isimli fantezi oyunu kaleme almıştır.

Tarihsel oyunlarda Namık Kemal geliyordu. 1876 yılında Celaleddin Harzemşah oyununu yazmasındaki amaç bir İslam birliğinin kurulmasıdır. Aynı yıl içerisinde Hasan Bedrettin ve Şemseddin Sami Ebulûlâ yahut Mürüvvet isimli oyunu yazmışlardır. Şemseddin Sami Gave ve Seydi Yahya isimli iki tarihsel oyun yazmıştır. Bunlardan ilkinin konusu Şehname’den alınmıştır.

Diğer tarihsel oyunlar Sami Paşazade’nin Şîr Abdülhak Hamit’in Tarık yahut Endülüs Fethi, Ahmet Mithat Efendi’nin Siyavuş yahut Fürs-i Kadimde Bir Facia oyunlarıdır.

Namık Kemal’in romantik dram şeklinde yazdığı ilk oyun Raz-ı Dil sansür nedeniyle ismi değiştirilerek Gülnihal olmuştur. Vatan yahut Silistre oyunu güçlü bir oyundur. Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde oynandıktan sonra incelemeye alınmış neticesinde Namık Kemal ve arkadaşları sürgüne gönderilmiştir.

Romantik dram kolunda oyun yazmış diğer sanatçılar ve eserleri şunlardır: Ebuzziye Tevfik Ecel-i Kaza, Mehmet Rıfat’ın Ya Gazi ya Şehit Mehmet Sadettin’in Tuna yahut Zafer, Ahmet Mithat Efendi’nin Ahz-ı Sar.

19. yüzyılda yazılan melodramlar kişisel ve toplumsal konuları işleyen oyunlardı. Dönemin ilk yazılan melodramlarından biri Salim’in Sözde Sebat’ıdır. Masal havasında ve beş bölümlük bir oyundur. Recaizade Mahmut Ekrem’de Afife Anjelik’i Fransız melodramı etkisinde yazmıştır. Ahmet Mithat Efendi’nin Hükm-i Dil adlı melodramı sınıf farklılıklarından doğan bir durumu ele almaktadır.

Entrika komedyasına gelecek olursak Şinasi’nin Şair Evlenmesi’nden sonra Ali Bey’in Misafiri İstiskal adlı eseridir. Yine Ali Bey’in aynı özellikteki Kokona Yatıyor bu çeşite örnektir. 1874’te Fuat Bey’in Ahmak Herif Hasis Karı ve Kendi Düşen Ağlamaz’ı entrika komedyaya örnek verilebilir.

Töre ve karakter komedyasına ise Mustafa Nuri’nin Zamane Şıkları, yazarı bilinmeyen Karı Koca Muazarası, Ahmet Hamdi’nin Sanki Aşkı, Ahmet Mithat Efendi’nin Açıkbaş’ı ve Çengi’si gibi sanatçılar ve eserleri örnek verilebilir.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Bin Atlı Çocuklar Gibi Şendik

Tanzimat döneminde tiyatro hareketlerine padişahların ve hilafetin destek vermesi tiyatroyu ist...

Türk Değilse Yüktür

Tanzimat döneminde tiyatro hareketlerine padişahların ve hilafetin destek vermesi tiyatroyu ist...

Önden Giden Atlar

Tanzimat döneminde tiyatro hareketlerine padişahların ve hilafetin destek vermesi tiyatroyu ist...