Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Suyun Söndüremediği Ateş

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Koşuyorum. Kavga hâlinde içimde iki ses. Biri eğer nefes almadan koşarsam yetişebileceğimi, tutup ellerinden durdurabileceğimi savunuyor ısrarla. Öteki kabullenmiş, tüm takatimi çekip bedenimden yere yığmak için uğraşıyor beni. Zihnim ilgilenmiyor onlarla, sadece adımlarıma odaklanmış. Sanırım o da inanmıyor aldığı habere.

Ağlayamıyorum. O kadar canım yanıyor ki, ağlayamıyorum. İçimde hissettiğim acıyı attığım hızlı adımlara yoruyorum. Üstünden bir hışımla geçmeye çalıştığım su birikintisi içimdeki o ümitsiz sesle işbirliği yapıyor, zeminle buluşturuyor bedenimi. Kahretsin! Annem çok kızacak şimdi. Dikkatli yürümemle ilgili bir ton nasihatte bulunacak. Kolum kanıyor. Annem görürse telaşlanır. Yağmur benim yerime ağlıyor gibi, artırıyor şiddetini git gide. Kalkmakla kalkmamak arasında tereddütte kalıyorum birkaç saniye. Ama sonra nereden geldiğini bilmediğim bir kuvvet birden kaldırıyor beni ayağa.

Ha gayret, az kaldı. Yetişeceğim, sarılıp bırakmayacağım annemi. Kızacağım ona, nereye gidiyorsun diyeceğim. Kızacak bana onunla böyle konuştuğum için. Olsun. Kıyamaz o bana, biraz kızar sonra affeder.

Telefonumun bugün nefret ettiğim melodisi tırmalıyor yine kulaklarımı. Her şeyden nefret ediyorum bugün. Cumartesi gününden, nisan ayından… Açmıyorum telefonu, açamıyorum ki… Zihnim sadece koşmaya odaklanmış, onu dinlemekten başka çarem yok. Yaklaşıyorum git gide eve. Annem camda beni bekliyordur yine. Üstümün halini görünce kaşları çatılacak, hatta almayacak başta beni eve.

Tuhaf bir şey oluyor. Eve yaklaştıkça içimdeki koşma hevesi kırılıyor yavaş yavaş. Takatim çekiliyor bedenimden. Aniden durduruyorum adımlarımı. Evden gelen feryatları duyabilecek kadar yakınım. Birkaç adım daha atarsam karşı karşıya kalacağım evimle. Ölesiye korkuyorum. Keşke şu an burada ölsem de atamasam o adımları. Önümdeki yol birden alev çukuruna dönüyor gözümde. Geri çekiliyorum bir adım. Şimdiye kadar yaşadığım onca yıl siliniyor birden hafızamdan. İki yaşındayım sanki yeniden. Yürümeyi yeni öğrenmişim, öylesine çekiniyorum adım atmaktan. Biraz ilerlesem buhar olup havaya karışacakmışım gibi. Oturuyorum olduğum yere. Kuru tek bir yer kalmadı üzerimde. Su ateşi söndürürdü. Uzanıyorum olduğum yere. Yağmur damlaları sırılsıklam ediyor her zerremi.

En ufak bir hafifleme yok içimdeki ateşte. Yalanmış demek. Hafifçe doğrulup kollarımı sarıyorum dizlerime. Hiçbir şey görmek istemiyorum. Başımı dayıyorum dizlerime. Gözlerimdeki düğüm çözülüyor, gözyaşlarım sıra gözetmeksizin akıyor gözlerimden. Aniden ayağa fırlıyorum. Bu ne kabullenmişlik! Siliyorum gözyaşlarımı sinirle. Eve gitmekten korktuğumu, çok korktuğumu saklamaya çalışıyorum kendimden. İnsanlar çevremi sarıyor yavaş yavaş. Etraf kararıyor. Hiçbir şeyi net göremiyorum artık. Gözlerim kapanıyor. Son hatırladığım bedenimin ıslak zeminle sertçe buluştuğu. Sonrası yok. Sonrası karanlık. Sonrası boşluk…

Nedime Akçay

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.