Suya Gider Allı Gelin – Abisinin Annesi Gelin Oldu

Türküler, bizi bize anlatan nadir eserlerdir. Kendilerine has üslûplarıyla her şeyden öte bizimdir. Çünkü türkü kelimesi Türk’ten gelir ve sonuna ilgi eki "î"nin getirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu sâyede oluşan "Türkî" kelimesi ise; Türk ile ilgili ve Türk'e özgü anlamındadır. Tam olarak burada Âşık Veysel merhumun: “Türk’üz, türkü çığırırız” lafını anımsatmak elzem.

Anadolu insanı kimi zaman sevdasını dökmüş türkülere; kimi zaman gurbeti, kimi zaman evlat hasretini, kimi zaman yitirdiklerini ve kimi zaman da yurdunun sevgisini… Türkü için ‘yazmak’tan ziyade ‘yakmak’ ifadesi kullanıldığını en baştan söyleyelim. Anadolu insanı gönüllerinin türlü harçlarını türkü denen kalıba dökmüş. Türküleri kimin yaktığı belli olmasa da zamanla tüm Anadolu’nun öz ürünü olmuş ve hâl-i hazırda yıllardır sevinçlerimizi, acılarımızı, hasretlerimizi, yitirdiklerimizi, yalnızlıklarımızı türkülere bulayarak dinlemişiz. Türküler buralarda yazılmış bizim olmuş, biz de türkülerin olmuşuz.

Hepsi bir anlam ifade eden türkülerden bahsedelim biraz:

Gayet meşhur bir türkü olan Kütahya’nın Pınarları’nın hikâyesi oldukça hüzünlüdür. İçinde geçen ‘Asalı, Vehbi’ aynı kişidir ve eşini kaçıranlar tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür. Olayı öğrenen halktan biri Vehbi’nin katli ardındab mezkûr türküyü yakmıştır.
Karadır Kaşların Ferman Yazdırır’ı özellikle anayım. Çünkü türkü bizim Eskişehir’in türküsü. Türküde geçen hikâye bizim ilçe Seyitgazi’de geçmiş. ‘Ormanların gümbürtüsü’ bizim Seyitgazi’nin ormanları. ‘Yeni Cami Avlusunda Ezan Sesi’ türküsü ise Batı Trakya öresine ait bir Balkan harbi yanmasıdır. Hikâyesi internette dolaşıyor ama itibar edilesi, değil. Dolayısıyla sadece yöresini söylemekle iktifa ettim. Severek dinlediğim bir Ege türküsü var bir de: Gerizler Başı… Türküde geçen ‘geriz’ dere, pınarbaşı gibi anlamlarda kullanılır. Türkü hakkında rivayetler muhtelif ama cephanelerini toplayamayan bir efe çırağından yahut ahbâbı tarafından ihanete uğrayan bir efeden bahsedildiği kesin…

Gelelim yazımızın başlığına…

Yıllar önce türkü dinlerken annem yanıma yaklaşmıştı ve:

“Gençliğimizde köyde ‘Suya Gider Allı Gelin’ türküsü çalınırdı, pek severim” demişti. O gün bugündür ‘annemin sevdiği türkü’ olarak dinler dururum… Zihnimde ve gönlümdeki karşılığı ‘annemin sevdiği türkü’dür. Geçenlerde ise bambaşka bir anlam yüklendi o türküye… Kız kardeşim ve aslında en iyi arkadaşım gelin olup uçtu gitti yuvasına… Peygamberimiz (sav)’in kızı Hz. Fatıma’ya ‘babasının annesi’ imiş ya; ben de kız kardeşime ‘abisinin annesi’ ismini takmıştım, yıllardır telefonumda böyle kayıtlı… Evlenmek Allah’ın emri, peygamberin sünneti amma velâkin; hasreti ve yokluğu yadsınamaz bir gerçek… Ben 29 yaşındayım, o 26 yaşında ve bu zamana kadar birkaç günden fazla ayrı kalmamıştık. Lâkin Allah’ın takdiri geldi ve güzel bir sebep ile; evlilikle bizim yuvamızdan uçtu, kendi yuvasını kurdu… Kız kardeşimin kuşağı bağlanırken bakamadım. Evden babam ve iki dedem indirirken ben sadece kapıda bekledim. Gelin arabasına bindiğinde ise kaçamadım oradan ve gidene dek onu seyrettim. O ânda gözlerimdeki yaş ile dudaklarımda bir türkü mırıldanmaya başlamıştım kendimden habersiz:
“Suya gider allı gelin
Has gelin, has gelin
Topukların nokta nokta bas gelin
Bas gelin, bas gelin, aman

Bu güzellik sade sana has gelin, has gelin
Bilmiyon mu benim sana yandığım
Yandığım yandığım, aman
Ellerin köyünde garip kaldığım
Kaldığım, kaldığım, aman (…)”


İyi ki türkülerimiz var… Onlar olmasaydı; biz derdimizi, kederimizi, sevincimizi, yitirdiğimizi neyle, nasıl anlatırdık ki?

Şimdi bu yazıyı okuyan; aç bir türkü, bir de benim için dinle…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Selam Olsun

Türküler, bizi bize anlatan nadir eserlerdir. Kendilerine has üslûplarıyla her ...

Dikkat, Açımız Daralıyor!

Türküler, bizi bize anlatan nadir eserlerdir. Kendilerine has üslûplarıyla her ...

At Murattır

Türküler, bizi bize anlatan nadir eserlerdir. Kendilerine has üslûplarıyla her ...