Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

Sürgün Bir Veli: Niyâz-i Mısrî

avatar

Mürşide Bağatur

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Zât-ı Hak’da mahrem-i irfan olan anlar bizi
İlm-i sırda bahrpâyân olan anlar bizi

17.asrın büyük evliyalarından olan Niyâzî-î Mısr-î hazretleri (k.s.) Halvetî Tarikâtı’nın Mısriyye kolunun  şeyhidir. Tasavvuf tarihinin en bilindik ismi olan Mısrî’nin asıl adı Muhammed ibnî Ali Çelebi’dir.  Mahlası Niyazi olup, uzun süre Mısır’da yaşadığı için Mısrî olarak bilinir.1027 (m.1618) senesinde  Malatya’daki Soğanlı köyünde dünyaya geldi. İlk eğitimine kardeşleri ile birlikte köyünde başlayan  Mısrî, Malatya’daki âlimlerden dînî, tasavvufî ilim tahsil ederek kendini yetiştirdi. Babasının büyük  ümidi odur ki kendi gibi Malatya’daki şeysine intihar etsin. Fakat Mısrî bunun hatır işi olmadığını dile  getirip babasının ısmarlarsın üzerine sadece ilmi için talebe olmayı kabul eder. Malatya’daki şeyhin  vefatı üzerine 20 yaşlarında Malatya’dan Diyarbakır’a oradan Mardin’e geçer. Buralarda da ilmine  devam eder.

Daha sonra Kerbela, Bağdat ve Kâhire’ye gider. Mısır’da bulunduğu dönem boyunca Ezberde ilmî faaliyetlerini sürdürmüş, tasavvuf açısından gelişmelerini devam ettirmiştir. Mısır’dan  ayrılarak İstanbul’a gelir. Artık ona Mısrî lakabı ile hitap edilmeye başlarlar. Şair İstanbul’da fazla kalmayıp önce Bursa’ya sonra Uşak’a gider. Lâkin Uşak’da da fazla kalamaz Bursa’ya irşad işleri için  geri döner. Nihayet gülistânına vardığı Şeyhinin gülü olmak üzere Bursa’ya varır. Artık Şeyhi  Elmalılı Ümmî Sinan’a kavuşmuştur. Uzun müddet Şeyhinin himayesi altında nefis terbiyesi ile  uğraşır. Nihâyetinde hilafet verilir ve ardından tekrardan Uşak’a döner. Bursa’ya tekrar dönerek irşad  devam eder. Kısa süre içinde şöhreti her yere ulaşır. Namı Edirne’de Saray’a kadar uzanır. Edirne’ye  ilk davet edilişi her ne kadar olumlu sonuçlansa da, Bursa’ya dönüp irşadına devam ettiği sırada ikinci  kez Edirne’ye davet edilir. Fakat bu kez konuşmaları Saray’ı rahatsız eder ve şairi sürgüne  gönderilmeye sebep olur. 9 ay boyunca Rodos’ta sürgün edilen şair affedilmesinin ardından Bursa’ya  geri döner. Sultan ikinci Ahmed’in Avusturya seferine talebeleriyle katılmayı teklif eder. Fakat  bu teklifi padişah ferman ile durdurmak ister. Şair fermanı kabul etmeyip, reddedince Limni adasına  sürgün edilir.

VEFATI

Şairin Limni adasındaki sürgünü bu kez dönüş ile bitmemiştir. Gerek madden, gerek mânen yorulmuş, yıpranmış şair Yunanistan’ın Limni adasında dünyaya gözlerini kapamıştır. Şair  1105/1694’te Recep ayının 28’inde Çarşamba günü kuşluk vaktinde vefat etmiştir. Hem şair hem  mutasavvıf olarak devrinde kendini kabul ettirmiş olan Niyâzî-î Mısrî’nin vefatı sevdiklerini oldukça  sarsmıştır. Sevdikleri arasından Bursalı İsmail Beliğ şairin ardından:

“Ruh-ı Mısrî mahfel-î âlîye pervaz eyledi” demiştir. Şairin gerek Türkçe gerek Arapça birçok sayıda  eseri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları;

  • Dîvân-İlâhiyât
  • Risâle-i Hasaneyn
  • Mecmûa-ı Kelimât-ı Kudsiyye

Şairden geriye dillere ve gönüllere mısraları kaldı. Mevlâ Teâlâ hazretleri kendisi ve kendisi gibi nice  evliyasının şefaatine nâil eylesîn. Ruhu şad olsun.

Dermân arardum derdüme derdüm bana dermân imiş
Bûrhan arardum asluma aslum bana Bûrhan imiş
Sağ û solum gözler idam ol can içinde cân imiş…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.