Sudan’dan Balkanlara Bir İslâmi Uyanış Hikâyesi: Drina Köprüsü

Drina Köprüsü, uzun yıllar Balkanlarda bulunmuş olan Sudanlı Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif'in hatıralarından oluşan bir kitap. Müslümanların son kahramanlarından olan Aliya İzzetbegoviç ile sağlam bir dostluğu ve yol arkadaşlığı da bulunan yazar, tüm gerçekliği keskin kalemi ve akıcı üslubuyla aktarıyor. Drina Köprüsü, hem yazarın şahsında hem de inançlarını yaşama gayesinden başka gaye gütmeyen Müslüman toplulukların İslâm sancağını yere düşürmeme savaşı olarak da okunabilir.

Kitap, yazarın hayat hikâyesiyle başlıyor. İsminin Fatih olmasından dolayı duyduğu memnuniyetsizliği anlattığı satırlarda babasının kendisine abdest aldırıp iki rekât da namaz kıldırdıktan sonra Osmanlı ve Fatih Sultan Mehmet hayranlığından bahsedişi ve "Fatih"in artık ismiyle gurur duymaya başlaması gerçekten tekrar tekrar okunacak satırlar... Osmanlı'nın ana gövdesini oluşturan bizlerin değil de ruhunun kol gezdiği topraklarda yaşayanların bu büyük cihan devletine özlem ve hayranlık duyması ayrıca tartışılması gereken bir başka konu.

Doğu Avrupa’ya Gidişi

Dr. Muhammed Şerif'in Doğu Avrupa serüveni üniversite yıllarından itibaren başlıyor.
Bu arada Sudan'ın 1950'li ve 60'lı yıllarda uğraştığı problemler daha sonra çıkacak iç savaşın habercisi olarak algılanabilir. Müslüman bir memleket olması iç savaşın, darbelerin, bölünmenin baş sebebi olarak gösterilebilir. Kitapta yazarın okul yıllarına denk gelen dönemde ülkenin içinde bulunduğu durumu görmek de mümkün. Şimdiki Sudan'ın çektiği sıkıntıları görünce bu milletin hiçbir zaman rahat bırakılmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

1964'te üniversite okumak için Yugoslavya'ya gelen yazar, burada çeşitli öğrenci gruplarıyla bir araya gelerek birtakım faaliyetler içinde bulunuyor. Sosyalist yönetimin dikkatinden kaçmayan bu "örgütsel faaliyetler" anbean, fotoğraf fotoğraf, isim isim takip ediliyor. Dini herhangi bir hassasiyet taşımayan ve hatta tam tersi hassasiyetleri olan bir devlette inancını yaşamanın ne kadar zor olduğunu Dr. Muhammed Şerif'le beraber bizler de anlıyoruz. Yönetimden aldıkları ilk uyarının Yugoslavya'nın mevcut rejimini yıkıp yerine şeriat hükümlerinin geçerli olacağı bir rejimin kurulması tehlikesi olması bir hayli ilginç. Çünkü orada bulunan ve toplanan öğrencilerin hemen hemen tamamı yurt dışından gelen öğrenciler. Mareşal Tito’nun yönettiği bir ülkede bu kadar "korkaklık" ve hassasiyet fazla doğrusu.

Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif, yurt dışı programına katılan alelade bir öğrenci değil. Bir hedefi, uğrunda mücadele edeceği bir davası var. Gittiği yerlerde yeni kişilerle tanışması, onlarla ülkü birliği yapması bunun bir göstergesi. Elbette Aliya İzzetbegoviç'le tanışması ve onunla yürümesi Müslüman toplum üzerinde büyük etkiye sahip olacaktır.

Müslüman Ne İçin Yaşar?

Osmanlı'nın o bölgeden çekildikten sonra yönünü Batı'ya döndüren Türkiye'deki yeni rejiminin buralara hiç bakmaması ve buraların dertlerini dert edinmemesi muhakkaktır ki orada yaşayanlar üzerinde bir hayal kırıklığı meydana getirecektir. İşte Muhammed Şerif'in genç yaşında Sudan'dan kalkıp Yugoslavya'ya gidişi, orada rejimin baskılarıyla unutulmaya yüz tutmuş İslâmi yaşam tarzını yeniden hatırlatması ve en azından buna çabalaması şimdilerde sadece kişisel olarak dinini yaşamak isteyen bizlere örnek olmalı. İslâm'ın eylemler dini olduğu, şahsen yaşamanın yanında toplumlara mal edilmesi yani nurunun tamamlanması için gayret sarf edilmesi gereken bir inanç sistematiği olduğu açıktır. Bu nedenle Müslüman, çevresine ve hatta kendisine göre dünyanın öteki ucundaki bir başka Müslüman’a faydalı olacak işler yapmak ve bu yolla da Allah rızasını kazanmak mecburiyetindedir. Görüyoruz ki Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif bu yola kendisini adamış ve yaptıklarıyla ismini tüm Müslüman âlemine duyurmuştur.

Yugoslavya'daki faaliyetler Kur'an eğitimi başta olmak üzere evlenme, doğum gibi hayatın her alanında gerekli olacak programlar çerçevesinde yürütülen faaliyetleri kapsıyor. Bu arada Seyyid Kutub, Muhammed Kutub, Yusuf el- Karadavi gibi çok önemli isimlerin kitaplarının çevirileri de yapılıyor. İslami bir şuur kazandırmak amacıyla yürütülen bu faaliyetler baskılara meydan okuyan ve tam manasıyla zoru seçen bir Müslümanın üstlendiği şeyler.

Yazarın 1965'te ilk kez ziyaret ettiği Saraybosna'da bulunan ve Bosna Sancak Beyi Gazi Hüsrev Bey tarafından 1531 yılında Mimar Sinan'a inşa ettirilen Gazi Hüsrev Bey Camii'nde gördüğü manzara her şeyi anlatıyor. Hatta kitabın özü de buradadır diyebiliriz. O yıl camide namaz kılanların en gencinin altmış beş yaşında olduğunu söyleyen yazar özellikle Aliya İzzetbegoviç'in tercüme çalışmaları sonucu sonraki zamanlarda caminin gençlerle dolduğunu söylüyor. Bu değişim baskıcı ve yıkıcı bir rejime rağmen kazanılmış bir zaferdir aynı zamanda.

Dergi Çalışmaları Diğer Faaliyetler

Bir de dergi çalışmalarından bahsediliyor. O dönem her grubun bir dergisi olduğunu ve kitlelerine özellikle dergi yoluyla ulaştıklarını görüyoruz. Baasçılar, Nasırcılar, Komünistler fikirlerini dergiyle ifade ediyor, daha çok insana ulaşabilmek için bu yolu kullanıyordu. İslâmcılar da bu fikirle başta zorlansalar da daha sonra rayına oturttukları dergi çıkarma işine girişeceklerdi. Adını Sudan'daki bir savaş ve zaferden alan Şeykân, fikirleri ve gözlemleri Müslüman kitleye ulaştırmada bir alternatif olacaktı.

Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif ve arkadaşları yürüttükleri faaliyetleri Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Çekoslovakya, Yunanistan ve Sovyetler Birliği'nde de devam etmek üzere dağılıyorlar. Daha çok kişiye dinlerini anlatmak, İslâmî bilinç oluşturmak için farklı ülkelerde farklı faaliyetler içinde ama koordineli bir biçimde hareket ediyorlar.

Kitabın dikkat çekici bölümlerinden birisi de doktorun İstanbul'a yaptığı ziyaret... Bu ziyaret geçiş, vize gibi konular hesaba katıldığında epey meşakkatli bir yolculuktan sonra gerçekleşiyor. İstanbul'a geldiğinde Türkiye'nin en önemli hadis âlimlerinden Emin Saraç Hocaefendi ile görüşüyor. Sonraki yıllarda da bu görüşmelerin devamı geliyor.

Kitapta kısa bir Bosna Hersek tarihi de var. Burada bölgenin Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi ve sonraki süreç ele alınıyor. Bulgaristan’da yaşananlar da ayrı bölüm olarak anlatılıyor. Fakat Bulgar mezalimini okumak isteyenlere yazarın “Endülüs’ün Kız Kardeşi” isimli eserini öneririm. Orada yakın zamana kadar süren Müslüman halkın çektiği acılar tüm çıplaklığıyla ve birinci ağızdan hatıralarla aktarılıyor.

Drina Köprüsü

Son bölümde kitaba adını veren Drina Köprüsü hakkında bilgiler verilmektedir. Aynı adla Nobel ödüllü Sırp yazar Ivo Andric‘in yazdığı kitaba da atıfta bulunuluyor. Bu kitapta yazılanların gerçeği yansıtmadığı ve esasında yazarın bu nedenle ödüllendirildiği de yazar tarafından söyleniyor. Hatta Aliya İzzetbegoviç de bu yazara “Tarihe Tanıklığım” isimli kitabında atıfta bulunarak Bosna’ya uluslar arası görevle gelen yabancı temsilcilerin Bosna fikrini Andric’in romanlarından önyargılı biçimde edindiklerini belirtiyor. İzzetbegoviç, Andric’in Müslümanlara kinini ve oluşturduğu olumsuz havayla ördüğü önyargı duvarını hatırlatıyor. Ivo Andric’in “Drina Köprüsü” kitabını okuyacaklara da buradan bu hususlara dikkat etmelerini öneririm.

Şule Yayınları’ndan çıkan Drina Köprüsü, Osmanlı sonrası bir daha eski günlerine dönememiş Balkanlar’ın hikâyesi. Yazar, Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif’in Sudan’dan kalkıp binlerce kilometre ötede arkadaşlarıyla yürüttüğü faaliyetler İslâm davasını yüreklerinde hissedenlerin örnek alacağı dersler içeriyor.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kitap Tahlili: İslam’ı Düşünmek: Bir Dini Anlama Denemesi

Drina Köprüsü, uzun yıllar Balkanlarda bulunmuş olan Sudanlı Dr. Fatih Ali Hasaneyn M...

Kitap Tahlili: Medine Toplumu (Ekrem Ziya el-Umerî)

Drina Köprüsü, uzun yıllar Balkanlarda bulunmuş olan Sudanlı Dr. Fatih Ali Hasaneyn M...

Kitap Tahlili: Sultan Aziz Niçin Tahttan İndirildi, Nasıl Şehid Edildi?

Drina Köprüsü, uzun yıllar Balkanlarda bulunmuş olan Sudanlı Dr. Fatih Ali Hasaneyn M...