Sıradaki içerik:

Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Vefatı

e
sv

Soyadını Şiirine Yansıtan Şâir: Câhid Zarifoğlu…

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

20.yüzyılın sonları ve 21.yüzyılın başlarında yetişen âşık ve şâir neslin ideâli Cahid Zarifoğlu’nu yazmak bize düştü, haddimiz olmayarak… Ne yazayım, ne edeyim; bilemedim… O Sultan’dı, ben köle… Görmediğini anlatmak da bu köleye düştü… El-aman ya Rabbî!

İsminin baş harfleri ‘acz’ tutan Abdurrahman Cahid Zarifoğlu, Türk şiirinin özgün isimlerinden biridir. Türk edebiyatının başyapıtlarını geride bırakan soyadı ile müsemmâ zarif şair kimdir, anlatmaya çalışalım da Dîlhane’nin kayıtlarına bizden geçsin bir de…

Abdurrahman Cahid Zarifoğlu, 1940 yılında Ankara´da doğdu. Aslen Kahramanmaraşlı. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini Siverek, Ankara, Kızılcahamam ve Kahramanmaraş´ta tamamladı. Zarifoğlu, Kafkasları çok sevdiğini, soylarının da Kafkasya’dan gelip Maraş’a yerleştiklerini söyledi. Zarifoğlu, Rasim Özdenören ve Necip Fazıl Kısakürek’in tavsiyesi üzerine Berat hanımla evlenmiş 4 çocuk sahibi olmuştur.

Şair Zarifoğlu serüvenperest, girişimci ve gezgin bir ruha sahip olmasının yanında içe kapanıklığı, dalgınlığı ve zekîliğiyle bilinirdi. Serüven ehli olması ile ilgili şunları söyleyebiliriz:
1967’de otostopla Avrupa’nın bazı ülkelerini gezmiş ve dostlar edinmiştir. Lise yıllarında güreş sporuna da ilgi duyan Zarifoğlu, pilotluğa merak saldı ise de iç kulağındaki bir rahatsızlığı nedeni ile pilotluğa kabul edilmedi.

Berat Hanım’la evlenen Zarifoğlu’nun nikah şahitliğini evlenmesine bizzât aracılık eden Necip Fazıl Kısakürek yapmıştı.

“Ey Berat hanım dersen ki
“Bu ne zalim adam
Halimi bilmez halden anlamaz
Küçük bir şeyi mesele yapar”
-Ne büyük yalan-
Doğrusu var hakkın
N’etsem, n’apsam
Kollarını bilezik
Boynunu kordon
Ayağını hal hal donatsam
Yine hakkın kalır”

Edebiyata lise yıllarında şiir ve kompozisyonlar yazarak başlayan şair, Rasim Özdenören, Âdil Erdem Bayazıt, Alaaddin Özdenören ile aynı sıralarda okudular. Lise yıllarında okul dergisi olan “Hamle”de şiirlerini yayınladı. Memleketi Maraş’ta öğretmenlik yapan Zarifoğlu, 1961 yılında İstanbul’a geldi. İstanbul’daki edebiyat dergilerinde şiirlerini yayınlamaya devam etti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim görürken maddi imkansızlıktan dolayı muhtelif gazetelerde sayfa sekreterliği yaptı. Bu sebebden öğrenim hayatı aksamalar içinde geçti. Zarifoğlu, yaşadığı bu aksaklı dönemi “vazgeçmediğim, değişmeyen, istikrarlı bir yönüm vardı, o da şairliğim ve yazarlığımdı” olarak belirtirdi.

Aristo… Artist…

Zarifoğlu içine kapanıklığı, sürekli sâkin kalışı, hep içi ile meşgûliyeti okulda onun bir derdi olduğu “aşk acısı çektiği” şeklinde yorumlanırmış. Bu durum arkadaşları arasında da sürekli konuşulur hale gelmişti. O bütün bir insanlıktan kaçma derdindedir hâlbuki… Hikmeti arayan bir bilge misâli sürekli sakin ve suskun olması bir süre sonra dostlarının ona “Aristo” diye hitab etmesine vesîle olacaktı. Cahid artık “Aristo Cahid” olarak anılmaya başlamıştı.

Cahid yıllar sonra, Necip Fâzıl’ın evinde bir sohbet meclisindedir. Herkes pür-dikkat üstadı dinler… Birisi hariç: Câhid Zarifoğlu… Cahid Zarifoğlu yerinde duramayarak ayağa kalkar ve evin içinde dolaşmaya başlar. Necip Fâzıl’ın kitaplığına bakıyor, plaklarını karıştırıyordur… Ve onun bu hâli, Necip Fâzıl’ın dikkatini de çekmiştir. Necip Fâzıl o nüktedan sözlerinden bir ile durumu tespit eder:
“Yahu burada muhteşem bir konser varken; sen notalarla meşgulsün artist!”

“Artist” söylemi Nuri Pakdil tarafından da daha sonra tekrar dile getirilecek, Nuri Pakdil: “Yedi güzel adam içerisinde en artist mizaçlı kişi Câhid Zarifoğlu’ydu.” diyecektir.

Dergiler… Eserleri…
Şiirlerini Yeni Dergi, Türk Dili ve Soyut gibi edebiyat dergilerinde yayımlar. Nihayet söz konusu edebiyat dergilerinde yayınlanmış olan şiirlerini aç kalma pahasına “İşaret Çocukları” adlı eserde kitaplaştırır.

İlk şiir kitabı olan ‘İşaret Çocukları’nı baskıya yollar. Ancak bu kitabı öyle zor şartlarda basmıştır ki; ekonomik anlamda neredeyse çökmüştür… Tüm parasını ‘İşaret Çocukları’ için harcayan şair Zarifoğlu, maalesef bu meyvenin tadına bakamaz… Zira çok az kısmını dağıtabildiği kitabının büyük bir kısmını aracı olan bir arkadaşının dayısının işyerine bırakmıştır. Emanet bıraktığı kitapları birkaç ay boyunca almayan şair, bir süre sonra kitaplarının işgüzar dayı tarafından ısınmak için yakıldığını öğrenir. Genç şairin tüm emeği bir sobanın içinde küle dönüşmüştür…

Şair´in, “İşaret Çocukları”yla başlar şiir serüveni… “Yedi Güzel Adam”la sürmüş, “Menziller”de odaklanmış ve ‘Korku ve Yakarış’la sonlanmıştır. Nuri Pakdil ve arkadaşlarının yayın yaptığı ‘Edebiyat’ dergisinde yazmaya başladı. 1976’dan itibaren, ‘Mavera’ dergisinde şiirleri, hikayeleri, senaryoları ve günlükleri yayınlandı. Zarifoğlu daha sonra Savaş Ritimleri ve çocuk edebiyatı dalında da kitaplar yazdı. Onların kalem sultanlığını yaptığı ‘Mavera’ sonradan edebî bir hareket ismini alacaktı.

Zarifoğlu, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt ve Alaaddin Özdenören’i “Yedi Güzel Adam” şiirinde anlatmış ve bu grubun adı artık, “Yedi Güzel Adam” oldu.

Câhid Zarifoğlu, sadece şâir değildi. Yukarıda da belirttğimiz gibi ona sadece şair diyemeyiz. O bir ressamdı, o bir güreşçi idi. Fırsat verilseydi eğer bir pilot olacaktı. Gezgindi hem de… Tiyatro eserleri de vardı, öyküleri de vardı. Çocuk öyküsü künyesi ile künyelenmiş ama koca koca adamlara hayat dersleri veren çocuk öykülerinin yazarı idi. “Kuşların Dili, Motorlu Kuş, Serçekuş, Ağaç Okul, Ağaçkakanlar ve Yürekdede ile Padişah” Nitekim Yürekdede ile Padişah’ı dergimizde anlatmıştık. Çocuklara hediye olarak masal kitaplarıı yazan Zarifoğlu, yalnız kendi çocuklarınca değil tüm çocuklarca sevilirdi. Hatta araştırırken edindiğim bilgilere göre şâir arkadaşı merhum Erdem Bayazıt dermiş ki: “Bizim çocuklarımız bizden çok ona yakındı.

Şiirlerinden bazıları:

Yedi Güzel Adam
“I.
Bu insanlar dev midir
Yatak görmemiş gövde midir
Bir yara açar boyunlarında
Kolkola durup bağırdıklarında
-Ya kurbanın olam
Dağlar önüme durmuş
Ki dağlanam
Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden
Durdular ite çakala karşı yarin kapısında
(…)

1.
Yedi adam biri bir gün
bir kan gördü
gereğini belledi
yari alsa koynuna
Ayırmaz kanı yanından
Beyaz haberlerim var kardeşlerim
-Bir güzel ince gelin
Kabartır göğsünü toz duman içinde
gelinliği durur çıkartıp bıraktığı yerde

Sultan

“Seçkin bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum”

Abdurrahman Câhid Zarifoğlu Eserleri

Şiir:

  • İşaret Çocukları
  • Yedi Güzel Adam
  • Menziller
  • Korku ve Yakarış

Hikâye:

  • İns

Çocuk Hikayeleri:

  • Serçekuş
  • Katıraslan
  • Ağaçkakanlar
  • Yürekdede ile Padişah
  • Küçük Şehzade
  • Motorlu Kuş
  • Kuşların Dili

Çocuk Şiirleri:

  • Gülücük
  • Ağaçokul (Çocuklara Afganistan Şiirleri)

Roman:

  • Savaş Ritimleri,
  • Ana

Günlük:

  • Yaşamak

Deneme:

  • Bir Değirmendir Bu Dünya
  • Zengin Hayaller Peşinde

Tiyatro:

  • Sütçü İmam

 

“Kırlarda çiçekler artık bensiz açacak…”

Cahid Zarifoğlu merhûmun beni en çok etkileyen yanı vefâtından hemen önce Âdil Erdem Bayazıt’a söylediği sözdü. Cahid Zarifoğlu, pankreas kanseridir. Hastalık onu günden güne eritir… Âilesinin ve sevdiklerinin gönlünde elem ve keder burçları dikilir. Zarifoğlu, yataklara düşer. Güzel adamlar onu sık sık ziyaret eder, yalnız bırakmazlar. O, hastalığının en yakıcı ânlarında, arkadaşlarına durumunun kötü olduğunu belli etmek istemez. Hatta Rasim Özdenören’den fıkra anlatmasını ister, çocuklara gülümser. Ölümünün yaklaştığını hisseder ve o ânda yanında bulunan Erdem Bayazıt’ın elinden tutar:
“Erdem” der “Kırlarda çiçekler artık bensiz açacak…”

Zarifoğlu yine bu günlerin birinde, acılar içinde uyumakta olduğu yatakta âniden uyanır… Bu defa yanında Rasim Özdenören vardır. Bir rüyâ görmüştür ve şöyle anlatır:
“Bir rüya gördüm, Necip Fazıl bana ‘yirmi beş yıl sonra burada buluşacağız’ dedi” Abdurrahman Cahid Zarifoğlu yanlış duydu belki de, aslında 25 gündü.. Ya da 25 yılın bizim bilmediğimiz zamanötesi bir anlamı vardı… Rasim Özdenören’in anlattığına göre yirmi beş yıl sonra değil, yaklaşık yirmi beş gün sonra vefat eder şair. Sultan (cc)’ı ona bir mesaj vermiştir, hayranı olduğu, üstâd dediği zâtın diliyle…

Câhid Zarifoğlu 7 Haziran 1987’de 47 yaşında hayata gözlerini yumdu…

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.