Sivas’ın Şems’i

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Selçuklu döneminin en güzel eserleriyle tanınan, süslü şehirlerimizden biri olan Sivas’ın havası gibi insanı da sağlamdır. Uzun ve soğuk kışlarına karşın bu şehir, insanın içini ısıtan samimi insanlar diyarıdır. Kültürümüzde iz bırakmış birçok sanat ve fikir insanı yetiştirmiş olan Sivas’ın en önemli değerlerinden biride Şeyh Şemseddin Sivasi Hazretleri’dir.

Anadolu evliyalarının büyüklerinden olan Semseddin Ahmed Sivasi(k.s.) Halvetiyenin Sivasi kolunun piridir. 1519 yılında Tokat /Zile’de doğmuş, Zile ve Tokat’ta eğitimini tamamlamış bir müddet İstanbul’da müderrislik yaptıktan sonra Hacc farizasını yerine getirerek memleketi olan Zile’ye dönmüştür.

Tasavvuf yoluna adanmak gayesiyle Amasya’da Muslihiddin Efendiye intisab etmiş, O’nun vefatından sonra Tokat’ta Şeyh Mustafa Kırbasi isminde bir zata gitmiş fakat kendisi çok yaşlı oluşunu gerekçe göstererek Şemseddin’i kabul etmemiş, dua ederek 6 ay gibi bir zaman zarfında mürşidine kavuşacağını müjdelemiştir. Gerçekten de 6 ay sonra Şirvan’dan gelen Abdülmecid-i Şirvani hazretlerine talebe olmuş, hatta hazret kendisini kabul ettiğinde Şirvan’dan Tokat’a gelme nedeninin kendisini yetiştirmek olduğunu söylemiştir. Şemsi Tebrizi ve Akşemsettin hazretleri gibi Şems lakabını taşıyan Hazret, biraz esmer oldukları için Kara Şems adıyla da meşhur olmuştur. Zahiri ve Batıni ilimlerle donandıktan sonra muhabbet membaı olarak verdiği vaazlar çok sevilmiş, Hasan Pasa’nın davetine icabet ederek Sivas’a göç etmiş ve ömrünün sonuna kadar burada hizmetlerini sürdürmüştür. İleri yaşlarında III. Mehmet ile Eğri seferine Ordu şeyhi olarak katılmış ve evvelinde müjdelediği gibi zafer nasip olmuştur. Talebelerinin yaşlılığından dolayı bu yorucu sefere çıkmamasını rica etmelerine karşılık ResulAllah’ın (s.a.v.) küçük cihat sünnetini yerine getirmek arzusuyla bu yola çıkacağını beyan etmiştir. Vefatına yakın söyledikleri şu güzel kıta ile sevenlerine veda etmiştir.

‘’Rıhlete  azm  eyledik  yârâna  bizden  çok  selâm
Hayr  ile  yâd  eyliyen  ihvâna  bizden  çok  selâm,
Şemsî    tulundı  diyü  unutmasın  ihvân-ı  din
Kabrimi  şâd  eyleyen  hullâna  bizden  çok  selâm’’

1597 yılında vefat ederek, şehrin en işlek noktalarından biri olan Dörtyol mevkiinde Meydan caminin bahçesine sırlanmıştır. Türbesi vefatından 3 yıl sonra inşa edilmiştir. Türbe ve camii zaman içinde yola göre aşağıda kaldığından, yoldan geçerken ancak çatısı fark edilen bu makam Sivaslılar için günümüzde de önemli bir ziyaretgâhdır.

Evliyaullah Hazretinin türlü huyları vardır, kimisi mahfidir, fazla bilinmek istemez. Kimisi meşhurdur geleni gideni çok fazla olur. Kimisini nazlıdır, ziyaret etmeye niyet edersiniz ancak ilk gidişinizde makamını bulamazsınız biraz aramak ister. Defalarca gittiğim bir şehir olan Sivas’ ta onlarca kez önünden geçtiğim merkezi bir yerde olduğu halde Şemsi Sivasi hazretlerinin türbesini fark edememiş olmama sonraları çok şaşırdım. Bir ikindi sonrası Meydan caminin bahçesine inince ancak türbeyi fark edebildim. Camide sütunların birinin altına oturmuş imam efendi bir gurup çocuğa Kur’anı Kerim okumayı öğretiyordu. Bir müddet sessizce izledim. Çocukların kıpır kıpır coşkulu halleri, hocalarının onlara gösterdiği hoşgörü ve şefkatle gerçekten güzel bir tablo idi. Cami pırıl pırıl ve tertemizdi. Meğer bu güzel cami Şemsi Sivasi hazretlerinin Sivas’a yerleştikten sonra sürekli vaaz verdiği yermiş.

“Sür çıkar ağyarı dilden ta tecelli ide Hakk
Padişah konmaz saraya hane mamur olmadan“ beyitiyle tanıyıp sevdiğim Kar şems hazretleri meğer oracıkta sırlı imiş. Kitabesinde şöyle yazıyordu;

“Şehr-i Sıvâs içre cânâ işbudur
Şeyh Şemseddin Kutb’un meşhedi,
Dedi Fevrî künbedi târihini,
Nurla  olsun  musaffâ  merkadi“

Tertemiz güzel kokularla bezenmiş bir türbede, şahidesindeki örtülerle pek heybetli bir sanduka, arkadaki nişin içerisinde de yakınlarından oluşan bir grup sanduka daha yer alıyordu. Huzurdaki feyiz ve muhabbet asırlardan süzülüp insanı sarıp sarmalıyordu.
Onlarca kez geçtiğim bu yeri o güne kadar fark etmemiş olmanın mahcubiyetiyle niyaz ettik.

Ondan sonra Sivas’a ne vakit yolum düşse bu kıymetli zatı ziyaret etmeyi adet edindik.

Yolunuz Sivas’a düşerse bu lütfu keremi bereketli Allah dostunu ziyaret etmeyi ihmal etmeyiniz. Kim bilir, umulur ki manevi ikramlara gark olunur. Şahidesindeki örtüler bir bir aralanıverir, belki de zamanın şemsine kavuşmaya vesile olur. Hazretin mısraları ile noktalayalım;

‘’Hudâvendâ şu âlemde esen yeller seni ister
Ayakları gubâr olmuş tozan yollar seni ister
 
Eger cindir eger hayvan eger melek eger insân
Seni zikr etmede yeksân dönen diller seni ister’’
 
Himmetleri üzerimize sayeban ola!

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir