Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Sinesinde Hakk’ı Saklayan Bir Milletin Hakkı Bağıran Sesi

avatar

Sena Topaloğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

“Atıldı dağlardan zafer topları
Yürüdü ileri asker Bismillah!
O, Han Sarayı’nda çiçekli bir kız
Bekliyor bizleri zafer,
Bismillâh!”⁴

Asırlar boyu toplumlar, milletler bekâ ve hürriyet sahibi olabilmek adına tarihe kazınan mücadeleler vermiş, bedeller ödemişlerdir. Bu mücadeleleri ve ödenen bedelleri destanlarla, öykülerle, şiirlerle en eski zamanlardan bizlerin yüreklerine kadar taşımış yazarlarımız, şairlerimiz. Ve öyle şairler gelip geçmiş ki edebî dünyadan, onların yıllar yıllar önce kaleme aldıkları o dizeler bugün hâlâ taptaze, hâlâ canlı, hâlâ tüylerimizi diken diken etmekte.

İşte bu dizelerin sahibi şiirleriyle yaşayan şairlerin en güzel örneklerinden, günümüzde bestelenerek dilden dile dolaşan “Çırpınırdı Karadeniz” şiirinin de yazarı, Azerbaycan’ın milli şairi ve önde gelen fikir adamlarından Ahmet Cevat’tır.

Bu günlerde elim hadiselerle adını duyduğumuz Azerbaycan’ın Gence şehrinde bir köyde 1892 yılında okuryazar ve ilim ehli bir ailede dünyaya gelen Ahmet Cevat (Ehmed Cavad), daha küçük yaşlarda İslami İlimlere dair eğitimler almaya başladı. Henüz yedi yaşındayken Kur’an’ın tamamını ezberleyerek hafız oldu. Çocukluk döneminde babasını kaybetti fakat ailesi onun eğitiminden asla taviz vermedi.

Gence’ de eğitim hayatına Şah Abbas Mescidi’nin medresesinde devam ederek Arapça, Farsça ve Rusça öğrendi. Burada İslami İlimlerle beraber; Tarih, Coğrafya, Edebiyat gibi pozitif ilimlerle ilgili eğitimler de aldı.

Ahmet Cevat, kendisini bildiği ilk yıllardan itibaren yetiştiği ailenin, çevresinin ve aldığı eğitimlerin etkisi ile yüksek bilinç sahibi, vicdanlı ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir genç olmuştur. Medrese eğitimini tamamladıktan sonra zaten içinde bulunduğu gönüllü faaliyetlerden de aldığı ilhamla Kafkas Gönüllü Kıtası’na katılarak İstanbul’a gitti. Trakya’da Osmanlı askerleriyle birlikte Bulgar ordusuna karşı savaştı. Yurduna dönünce de Gence’ de öğretmenliğe başladı.¹

Aynı yıllarda edebi faaliyetlerde de bulunan Ahmet Cevat, ilk şiirlerini bu dönemde yazmaya, çeşitli gazete ve dergilerde yayımlatmaya başladı. Birkaç yıl içinde patlak veren I. Dünya Savaşı’nda meydana gelen gelişmeleri de yakından takip etti ve bu konuda haberler, makaleler yazarak halkı bilinçlendirmeye çalıştı.² I. Dünya Savaşı yıllarında; işgal edilerek Batum’a bağlanan Artvin’de, Rize’de, Trabzon’da ve Erzurum’da bulunmuştur. O dönemde Kafkasya’daki Türk esir askerlerinin dahi sevgisini kazanmıştır.

Sadece kalemiyle değil aynı zamanda fiilen de milletine destek olmayı bir düstur edinen Ahmet Cevat, Bakü’ de kurulan Müslüman Cemiyet-i Hayriye’si aracılığıyla yapılan yardım çalışmalarında aktif görev aldı. Topraklarını ve milletini müdafaa etmek onun kendine atfettiği ilk sorumluluktu. Yardım çalışmaları sürerken bir yandan da Türk milletini yüreklendiren, moral veren yüreğindeki duygu selini aktardığı eserler kaleme almaktaydı. İşte tam bu dönemlerde, 1914 yılında Ruslara karşı Karadeniz’de kazanılan zaferin ardından o meşhur “Çırpınırdı Karadeniz” şiirini hislerinin bir tezahürü olarak kâğıda dökmüştü.

Yıllarca milletine ve değerlerine hizmet etmek için oradan oraya koşturarak kalbinde büyüttüğü güçlü duygularla yazdığı şiirleri 1916 yılında “Koşma” adıyla kitaplaştırılarak yayımlandı. Ziya Gökalp, şairin ilk kitabı hakkında 1918’de Yeni Mecmua ‘da şunları yazmıştı: “Ruslarla savaştığımız sırada Kafkasya’da intişar eden bir şiir mecmuası elimize geçti. Koşma isimli bu kitabın yazarı Ahmet Cevat isminde bir Türk’tür. Bu milliyetperver şairin bütün şiirleri, Osmanlı Türklerine, ana vatana, orduya ithaf edilmiştir.’’ ³

Takvimler 1918 yılının Mayıs ayını gösterdiği sıralarda Azerbaycan bölgesinde işgal altında bulunan topraklarımızı geri almak için kurulan Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu Bakü’ye ulaştı. İşte o tarihi günde Azerbaycan’ın ünlü bestecisi ve fikir adamı Üzeyir Hacıbeyli tarafından bestelenen şu muhteşem dizeler bu şanlı orduya bir vefa borcu olarak büyük bir coşkuyla sunulmuştu…

“Çırpınırdın Karadeniz,
Bakıp Türk’ün bayrağına.
Ah”
diyerdin, hiç ölmezdin,
Düşebilsem ayağına!

İnciler dök, gel, yoluna,
Sırmalar düz sağ soluna,
Fırtınalar dursun yana,
Selam Türk’ün bayrağına!”⁴

Şairin sanatının en verimli dönemleri bu tarihten sonra başlamıştı. Halkını, milletini yüreklendiren o şiirleri hürriyetin getirdiği coşkuyla daha bir başka yazıyordu. Fakat bu durum, ne yazıktır ki o kadar uzun süremedi. Tam iki yıl sonra Azerbaycan topraklarının Bolşevik işgaline maruz kalmasıyla Rus yöneticilerin en büyük hedefi Azerbaycan aydınları ve sanatçıları olacaktı… Komünist yönetim döneminde çeşitli görevlerde bulunsa da aslında tamamen göz hapsindeydi. Bütün hareketleri izlenmekte, yazdıkları takip edilmekteydi. Bu durum dahi onun içindeki azme engel olamadı.

Enstitülerde akademisyenlik yaptı, çeşitli yöneticilik görevlerinde bulunarak arka planda yine milletine faydalı olmaya çalıştı. Çünkü o kendini, yüreğindeki coşkuyu dizelerinde şöyle tanımlıyordu; “Ben çiğnenen bir ülkenin / Hak bağıran sesiyim!”³

Yıllar içerisinde asılsız suçlamalarla defalarca Sovyet Rusya tarafından tutuklandı ve serbest bırakıldı. Bu tutuklamalar sırasında çeşitli işkenceler de gördü. Onun en büyük suçu milletine, topraklarına ve inancına sevdalı olması, hakkı savunması ve haykırmaktan korkmamasıydı… Takvimler bu kez 13 Kasım 1937 tarihini gösterdiğinde çeşitli suçlamalarla yargılandı ve çıkan karar neticesinde kurşuna dizilerek idam edildi. Eşi sürgüne gönderildi ve üç çocuğu hapsedildi. Onurlu bir şekilde Hakk’a yürüyüşünden tam on sekiz yıl sonra 1955 yılında, SSCB Başsavcısı’nın hakkındaki suçlamaların asılsız olduğunu belirterek beraatına karar vermesi ise o yıllarda Azerbaycan Türklerine yaşatılanların bir özetiydi aslında…

Tarih boyu tek bir ağacın birbirine bağlı dallarında aynı kökten hayat bulan; aynı bayrağın, aynı hilalin ve yıldızın gölgesinde yaşayan bizleri Ahmet Cevat’ın “Al Bayrağa” şiirinden dinleyerek sözü noktalayalım;

“Yol üstünde dertli nine
Görür seni ağlamaz.
Sen öyle bir şiirsin ki,
Sevmeyenler anlamaz!

Ey sevgili bayrağımın
O dalgalı duruşu
Sandım selam resmî’ sana Bulutların yüzüşü!

Sen ey hilal, al koynuna
Aldın
gökden yıldızı
Meftun ettin sen kendine
En sevdalı bir kızı!⁴ 

Kaynakça:

1)TAN, Nail. (Eylül 2012) Azerbaycan’ın Millî Şairi Ahmed Cavad 120 Yaşında. Dil ve Edebiyat Dergisi. Cilt; CIII Sayı; 729: 70-76.

2)https://www.aa.com.tr/tr/dunya/cirpinirdi-karadenizin-sairi-ahmet-cevatin-dogumunun-128-yili/1829433#

3)MEMMEDLİ, Afina. (2008) Azerbaycan İstiklâl Şâiri Ahmet Cevat ve Türkiye. Bizim Ahıska. Sayı; 9: 24- 26

4)Gürcan, Servet. (Kasım 1990). Ahmet Cevat Şiirler –I- Çırpınırdı Karadeniz. Göktuğ Yayınları. Ankara

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.