Sinema ve Tiyatronun Hayatımıza Etkileri

Biz mütedeyyin kesimin büyük ölçüde ihmal ettiğimiz sinema ve tiyatro sanatları, genelde azınlıkların inhisarı altında faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu güruh, senaryolarını bu milletin ahlâkını bozmaya, yeni nesilleri dinine, imanına, milletine, tarihi değerlerine karşı tavır almaya yönelik bir şekilde tasarlayıp icra ettiler. Bu bağlamda İslâmî değerleri, sembolleri, şeairleri küçümsetici replikleri ve söylemleri insanımızın dillerine pelesenk ettiler. Meselâ “Receb, Şaban, Ramazan” gibi isimler İslâm’da oldukça önemli kavramlar olduğu halde, bu isimleri halkın nazarında aşağı derecede göstermeye çalıştılar. Hacıyı, hocayı toplumun pespayeleri şeklinde lanse ettiler. Şeriat, İslâm’ın ta kendisi ve Allah’ın emir ve hükümleri olduğu halde, kafa ve kol kesen cellat gibi teşmil ettiler…

Her ne kadar son zamanlarda bazı dizi filmlerde etkili olmuşsak da yine de yeterli bir şekilde bu sahalara ağırlık verilememiştir. Oysa sinema, dizi filmler, sosyal medya, tiyatro gibi sanat dalları yetişen her yeni nesil üzerinde büyük bir tesiri vardır ve hayat tarzlarını şekillendirmektedir. Bu bağlamda ailelerin yeni nesiller üzerindeki etkisi yüzde yirmi civarında ise, bu sanat dallarının etkisi yüzde seksen civarındadır. Bu yüzden, bu alanlara büyük yatırımların yapılarak bu sanatların vasıtasıyla gelecek yeni nesillerin vatanına, milletine, dinine ve imanına saygılı nesiller yetiştirilmesine çalışılması gerekmektedir.

Bendeniz çocukluğumdan çok iyi bilirim ki, bazı sahneleri gayri ahlâkî olmakla birlikte yakında Rahmet-i Rahman’a kavuşan Türk sinemasının efsanevi ismi Cüneyt Arkın’ın başrolde oynadığı “Fatih’in Fedaisi Kara Murat, Malkoçoğlu” gibi filmler, bizim dünyamızda oldukça önemli etkiler yapmıştır. Her şeyden önce bu tür filmler, Osmanlı sevgisi ve atalarımıza karşı saygı ve sevgi bağlarını güçlendirici etkiler yapmıştır. Bilhassa, düşmana karşı kahramanca savaşların ve meydan muharebelerinin olduğu ve galebe çaldığımız sahneler bizleri mest ediyor ve kahramanlık duygularımızı depreştiriyordu. Cüneyt Arkın, bu filmlerle ilgili bir televizyon konuşmasında, tarihi filmlerin millî şuuru koruduğunu söylemişti ki, gerçekten oldukça önemli bir noktaya temas etmişti. Tarihî filmler, ecdadımızla ve tarihimizle irtibatımızı ve millî şuurumuzu diri tutmakta ve sevdirmektedir. Ancak bu tür filmlerin tarihi gerçeklerle çelişmemesine de ihtimam gösterilmesi elzemdir.

Keza son zamanlarda icra edilen “Payitaht Abdülhamid, Diriliş Ertuğrul, Alparslan Büyük Selçuklu” gibi diziler de çocuklarımıza ecdadımızın kahramanlıklarını telkin ederek saygı ve sevgisini kazandırmaktadır. Bu bağlamda, yeni nesillerin hiç olmazsa bir kısmı ecdadına saygı ve muhabbeti hasretmelerine sebep oldular. Hatta bırakın yurt içindeki müspet etkilerini; yurtdışında da müspet anlamda etkiler yaptılar. Mesela ABD'nin Wisconsin eyaletinde "Diriliş Ertuğrul" dizisinden etkilenen 60 yaşındaki bir bayan, Müslüman oldu ve "Hatice" ismini aldı. Hatice hanım Müslümanlığa uzanan hikayesini şöyle dile getirdi: "Köy denebilecek kadar küçük nüfusa sahip bir yerleşim bölgesinde yaşıyorum. Moralimin düzgün olmadığı bir gün Netflix'te gezinirken, 'Diriliş Ertuğrul' diye bir diziyle karşılaştım. Hakkında hiçbir şey bilmediğim bir tarihten bahsediyordu. Allah, İslam, barış, adalet ve mazlumlara yardım hakkında duyduklarım çok ilgimi çekti ve beni diziye bağladı." Hatice hanımın dizideki en favori karakteri ise, "İbn-i Arabi imiş. Onun hakkında ise şöyle diyor: "Onun söylediği sözler, beni çok düşündürüyor, bazen gözlerimin dolmasına neden oluyordu."

Hatice hanım söylerini şu ifadelerle sonlandırıyor: “Tarihe olan merakım beni diziye bağladı. İyi ki seyretmişim, bu dizi benim gözümü açtı ve İslam'ı tanıdım. Dizideki karakterler gibi yaşamak ve onların taşıdığı değerlere sahip olmak benim gözümde takdire değer bir durumdu. Baptist bir Katolik olmama karşın İslam ile daha çok ilgilenmeye başlamıştım. Bu dizinin karşıma çıkması bir işaretti ve içimi bir huzur kaplamıştı. Dizi sayesinde kafamdaki soru işaretleri azaldı ve sonunda inancım konusunda tamamen kafam netleşti. Artık inandığımdan emindim. İnternetten araştırınca yaşadığım bölgede sadece küçük bir mescit olduğunu fark ettim. Oraya gittiğimde karşılaştığım her Müslümanın çok nazik olduğunu gördüm. Namazın ardından şehadet getirdim ve ismimi de Hatice (Khadija) olarak değiştirdim." Bu olay, başlı başına oldukça önemli ve ibret verici bir vakadır. Tek başına bile “Diriliş Ertuğrul” dizisinin hedefine ulaştığının göstergesidir. Demek ki, inancımızı doğru bir şekilde yansıtan filmler ya da tiyatrolar, sadece yurt içinde değil; aynı zamanda yurtdışında da insanlar üzerinde büyük etkilere sebep olabilmektedir.

Sinema, tiyatro, sosyal medya gibi hayatın önemli bir yerinde yer etmiş unsurlar, hayatımızdan sökülüp atılamayacak değerler olduğuna göre, bunlardan soyutlanmak yerine mecralarını değiştirmek ve müspete yöneltmek gerekir. Yetişen yeni nesillerin ahlâklı, vatanına milletine bağlı, dinine ve imanına saygılı, aile ve çevresine hürmetli olmaları için didaktik; yani öğretici bir şekilde donanımlı hale gelecek filmlerin ve oyunların tasarlanıp icra edilmesi oldukça önemlidir. Bu bağlamda, bilhassa Millî Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın bu konularda önemli projelere imza atmaları gerekmektedir. Aksi takdirde, azınlıkların kendi ahlâklarını ve yeni nesilleri dejenere edici görgü kurallarını ülkemizin yeni nesillerine enjekte etmesine göz yumulmuş olunacaktır. Böylece bu nesillerin de sapkın ve ülkesine düşman akımlara kapılmaları, bu yolla oldukça kolay hale gelebilecektir. “Zulüm 1453’de başladı,” diye duvar yazıları yazan, gezi olayları gibi olaylarda millî servetlerimizi tahrip eden, devletin sırlarını düşmanlara üç beş bin dolara satan, dağa çıkıp ülkesine ihanet eden hainlerin yetişmemesi için sinema, tiyatro, sosyal medya vs. unsurların yapıcı ve öğretici olmaları için devletimizin oldukça fazla dikkat etmesi ve bu tür unsurların gösterime girmesi konusunda seçici olması gerekmektedir.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Parçalı Umutlu

Biz mütedeyyin kesimin büyük ölçüde ihmal ettiğimiz sinema ve tiyatr...

Laal Singh Chaddha’nın Düşündürdükleri

Biz mütedeyyin kesimin büyük ölçüde ihmal ettiğimiz sinema ve tiyatr...

Nesrin Abla ve Huzurun Kokusu

Biz mütedeyyin kesimin büyük ölçüde ihmal ettiğimiz sinema ve tiyatr...