Şeyda Sultan Duru ile Söyleşi

Merhaba Şeyda Sultan hanım. Meddah Yusuf Duru’nun üç evladından birisiniz. Kendisini biraz daha yakından tanımak adına size birkaç sorum olacak. Öncelikle siz ve kardeşleriniz kaç yaşında, neler yapıyorsunuz? Sizi biraz tanıyalım…

Merhabalar, evet 91'li ağabeyim Mehmet Kürşat ve 2005'li kardeşim Mehmet Bayezid ile birlikte üç kardeşiz. Ben 95 doğumluyum, felsefe ve sosyoloji alanında lisans derecesinde yeni mezunum. Akademik alanda kariyer yapma niyetim var, bunun için çalışıyorum. Aynı zamanda müzik ve resim alanında da kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Rahmetli anneciğim ve sevgili babacığım bizi, hayatımızı idame ettirmek için çabalarken, ruhumuzu dinginleştirecek güzellikleri de gözden kaçırmayalım diye hep destekledi. Annemizi 2015 yılında ebedi yolculuğuna uğurladık. Ağabeyim videographer ve fotoğraf sanatçısı. Özel bir reklam şirketinde dünya bazlı şirketlerle çalışıyorlar. Bir Türkçe öğretmeni olan Selma hanımla evli. Hayalindeki işi ve evliliği yaptığını söyleyebilirim, kameralarla uğraşmak babadan miras, hayalinin peşinden koşmak da anneden tevarüs. Kardeşim Bayezid ise lise 2. sınıf eğitimini bu yıl tamamladı. Şu sıralar gitar öğrenmeye çalışıyor, beceriyor da.

Babanızın tarihi ve kültürel anlamda bir temsilci olması, bu mirası sürdürmesi, nasihat niteliğinde kahramanlarımızı temessülü ev içinde de devam ediyor mu?
Yahut size nasihatleri oluyor mu?

Arkadaşlarım babamı televizyonda yahut herhangi bir yerde sahnede gördüklerinde hep çok şaşırıp, “ünlü birinin kızı olmak nasıl bir duygu oluyor” diye sorarlardı. Yahut bazı televizyon programlarını izlemediğimde şaşırırlardı, nasıl kaçırırsın, diye. Televizyonda veya sahnede görünen kişi ile evde birlikte olduğum kişi birbirinden ayrı değil. Sahnede insanlar için Yusuf Duru olan kişi benim için hala "baba" olarak sahnede kalmaya devam ediyor. Şunu söylemeye çalışıyorum; babamın, mirasını sürdürmeye çalıştığı tüm o kişiler, onlara dair anlatılan hikayeler vs. bizim evimizde.. Karagöz'le salonda çay içiyoruz, Molla Kasım ile akşam yemeği yiyoruz, 2. Bayezid kahvaltıda yine bizimle, yani biz onlara o kadar alışkınız ki, içinde olduğumuz kötü bir durumda “Yunus Emre ne yapardı” biliyoruz. Yahut nasıl davranmamız gerektiğini. Adaletsizlikle alakalı bir haber okuduğumuzda, akşam yemeğinde bunu tartışırken, örneğin Hz. Ömer'den yahut Sultan Mehmet'in kadısından örnekler verir. Elbette nasihat ettiği oluyor lakin bazı değerleri aşılamaları için nasihat etmeye fırsat kalmadan biz onları çoktan özümsemiş oluyoruz aslında. Belki sahnedeki ile tek farkı şu olabilir, evdeyken cübbesi ile oturmuyor. İlk arkadaşımızın karagöz olmasından ya da küçük kardeşimin mesela bu figürleri oynatabiliyor olmasından son derece memnunum.

“Yusuf Duru nasıl bir babadır?” Sorusunun da cevabı oldu bir nevi.

Bu soruya da ayrıca bir şeyler söylenebilir.

Öyle ise biraz da "Baba" Yusuf Duru ...

Hani bir söz vardır, insan anne-babasını seçemez, diye. Biraz olumsuz bir anlam barındırır bu söz. Ben de şöyle derim, evet anne-babamızı seçemiyoruz ama eğer seçme lüksümüz olsaydı bir an tereddüt etmeden ben yine sizi seçerdim. Gerçekten de bizim ilk arkadaşımız anne-babamız oldu. Evvelinde “karagöz” dedim ama anne-babamızdan sonra ilk arkadaşımız karagöz.

Tartışmalar, zıt düştüğümüz noktalar oluyor elbette fakat babam gönül almayı çok iyi bilir. Bize duyduğu güveni sonuna kadar hissettirir. Ağabeyimle biraz daha zıt düşüyorlar mesela ama bir başkasının onun hakkında olumsuz konuşmasına asla fırsat vermez. Annemi kaybettiğimizde küçük kardeşim henüz 10 yaşındaydı, o minikliğinden dolayı Bayezid'e daha düşkündür. Hepimizin bir zaafı var aslında Beyazıt’a ama baba-oğul diyalogları önemlidir, bilirsiniz. Beyazıt’ın üstüne titrer, kalbi kırılmasın diye uğraşır. Ben babamla her şeyi konuşabilirim, bütün arkadaşlarımı tanır, hepsi çok sever babamı, kelimenin tam anlamıyla arkadaşımdır babam benim. Tabi ben bu ilişkinin annemden sonra çok daha kuvvetlendiğine inanıyorum, babamın bizim için bu denli destekleyici ve sevgiyle davranmasından dolayı şükran doluyum. Bence güzel bir "baba" çok şükür.

Hamdolsun. Allah daim etsin… Peki meşrebi nasıldır? Biz dışardan, kendisinin meşrebini az çok biliyoruz lakin bir de sizden duyalım istedik.

Meşrep konusunu açmanızı rica edebilir miyim?

Dilhâne dergisinde, muhterem bir ağabeyimizdir. Üstad zatlarda, sert bir yaradılış oluyor. Mesela kendisi vatani konularda çok celallidir.

Bazı konularda tavırları çok nettir. Kesinlikle yoruma yahut eleştiriye açık değildir. Örneğin vatani mevzular, Peygamberimiz s.a.v’e olan sevgisi, imanın esasları veya biz çocuklarına karşı tavrı, sevgisi, bizimle ilişkisi v.s. söz konusuysa.. herkes o konuda babamla tartışmaya girmemesi gerektiğini bilir. Bu konularda babamın takındığı tavır sorgulandığında, doğrularını savunmak adına çok ateşlidir. Lakin yeniliğe açık biri olduğunu da söyleyebilirim. ‘Asla eleştiri kabul etmez’ biri değildir. Örneğin, fazla asabi davrandığı sıradan bir tartışma olsun, karşısındakine haksızlık ettiğini fark ederse bunu telafi etmeye çalışacaktır. Oldukça hoşgörülü ve farklı fikirlere açık, çok yönlü biri olduğunu söyleyebilirim. Başta belirttiğim konularda tartışmaya bile girmez ama başka meseleler mevzu bahis olunca öğrenmeye ve yenilikleri kabul etmeye müsaittir.

Biz de Yusuf ağabeyi bu yönleriyle seviyoruz. Çok teşekkür ediyorum.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Dr. Alimcan Buğda ile Doğu Türkistan Üzerine Söyleşi

Merhaba Şeyda Sultan hanım. Meddah Yusuf Duru’nun üç evladından birisiniz. Kendisi...

Dr. İhsan Şenocak ile Bin Yıldır Düşmeyen Cephe Doğu Türkistan Üzerine Söyleşi

Merhaba Şeyda Sultan hanım. Meddah Yusuf Duru’nun üç evladından birisiniz. Kendisi...

Hasan Nihat Sütçü ile Söyleşi

Merhaba Şeyda Sultan hanım. Meddah Yusuf Duru’nun üç evladından birisiniz. Kendisi...