Sıradaki içerik:

Tapınak Şövalyeleri ve Kutsal Topraklar

e
sv

Serçenin Seslenişi

avatar

Uğur Canbolat

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

KÂİNATIN bir üyesiyim ben. Hepimiz öyleyiz aslında ama demek istediğim bugün daha çok hissediyorum bunu. Bir serçenin seslenişiyle ayıldım. Demek ki, uyuyordum. Gaflet hali dememek için yumuşattım biraz cümleyi. Karar aldım, gün boyunca kendime iyi davranacağım ve evrenin benim gibi diğer üyeleriyle mümkün olduğu kadar selamlaşıp söyleşeceğim. Ne var ki bunda, herkes yapar demeyin. Belli ki ben yapamamışım. Geride kalmışım. Hem onları hem kendimi ihmal etmişim. Sizi tebrik etmek düşer bana tabi, ihmal etmeden kutlayayım sizi. Önce kendime bir görev vermek istedim sabahın ilk ışıklarıyla. Sonra vazgeçtim, gözüm yemedi bunu. Tırstım. Ürktüm yalan yok. Serçenin seslenişi ile madem kâinat ailesinin bir ferdiyim, o halde hiç olmazsa kuş akrabalarımın adını ezberlemeliyim dedim.

Onlara isimleriyle seslenmeliyim. Hatırlarını bu şekilde sormalıyım. Kısa bir düşünme sonrasında fikrimden hemen döndüm. Tornistan yaptım yani. Başka çıkış yolu bulamadım ama bütünüyle vazgeçmiş de değilim. Bir formül geliştirmem gerektiğine kendimi ikna ettim. Önce bir liste yapmam gerektiğini gördüm. Oturdum masanın başına ve başladım çalışmaya. Ancak bitecek gibi değil. Ne ucu var ne bucağı. Baş edemedim. Sıralama bile bu kadar vaktimi alıyorsa ezberlemem nasıl mümkün olabilir ki? Yanlış bir işe kalkıştım sanırım. Ayrıca bunun bana ne faydası olacak. Görüp göreceğim kaç kuş var ki, onlara isimleriyle hitap ettiğimde onlar sevinip gönensinler.
Dedim ya, beyhude bir çabaydı. Vazgeçtim. Ben öyle sıkı işlere hiç gelemiyorum. Özgürlüğü önceliyorum. Gerçi buna bazıları başıboş anlamında serazad diyorlar ama olsun. Gücenmiyorum. Ben kendimi biliyorum en azından. Gün akşamı bulup kavuştu. Kuşlar yuvalarına döndüler. Bir tek martılar kaldı yüreğime ses katan.

Sonunda ne mi oldu? Bildiklerimi unutmama kararı aldım. Hiç olmazsa bunu yapmalıyım. Kartalı mesela unutmamalıyım. Nice hatırası var merdivensiz indiğim çocukluk yıllarımda. Güvercinleri hep sevmeliyim. Yem atmalıyım onlara, beslemeliyim her gördüğümde. Korumalıyım hatta onları. Efendimizi ve Hazreti Ebubekir’i müşriklerin tasallutundan Hakkın emriyle nasıl korudularsa ben de aynısını yapmalıyım onlara. Bu benim borcum. Keklikler en çok sevdiklerimden. Kanatlarını süzüşüne bayılırım. Bülbüller, ah bağrı kanayan bülbüller, sizler için ne diyebilirim ki… Sarı boğazlı serçeler örneğin hep yakınımda olsun isterim. Su içişlerini seyretmeye asla doyamam. Turnaların yer aldığı türküleri de severim en az onlar kadar. Gönlümden haber taşırlar. Nereye olduğunu söyleyemem, sır bahsine girer bu. Ancak şu kadarını ifade etmemde beis yok. Gönlüme de haber taşırlar. Ben bunları düşünüp kafamda oraya buraya çevirip düşünürken güllerin sitemini aldım.

Diğerleriyle birlik olup kokularıyla mesaj yolladılar.
Lale, gül, menekşe, karanfil, zambak, kasımpatı, nergis, sümbül, yasemin, nilüfer, leylak, şebboy dayanışma içine girmişler. Belki çocukluğumun sarıçiğdemi bile katılmıştır aralarına, bilmiyorum.
Kısacası bu da gösteriyor ki, vazgeçmem doğru bir karar oldu.
Onlarda ezberlenmeyi isterler ve ben onlara da onay verirsem buna nasıl güç yetirebilirim.

Serçenin seslenişi, selamlaması ile başlayan muhabbetimi bu günlük onların bir temsilcisi olarak bitirmem yeterli olacaktır.
Ardından sahlepçi var, kış geldi o da muhabbet ister. Ki, hakkıdır. Ben simitçi ve kestaneciyi de ayrı tutamam, kusura bakmayın.
Serçenin seslendiği bir günü bu duygu ve düşüncelerle tamamladım.
Bir müddet ortalarda görünmezsem merak etmeyin, olur mu?

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.