Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Savaş Yıllarının Yakın Şahidi Ömer Seyfettin’in Lisanda Bir İhtilal Gayesi

avatar

Gülnihal Yeşiltepe

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

“Dil manevi vatandır. Bu bozulursa ne millet kalır ne devlet.”

Modern Türk öykücülüğünün önemli isimlerinden biri olan ve milli edebiyat akımının öncüsü kabul edilen Ömer Seyfettin 1884 senesinde Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu. Öğrenim hayatına Gönen’de başlayan Ömer Seyfettin, babası Ömer Şevki Bey’in görevi sebebiyle çeşitli yerlerden sonra İstanbul’a geldi. Burada önce Aksaray’daki Mekteb-i Osmânî’ye daha sonra 1893 yılında Askerî Baytar Rüştiyesi’ne yazdırılan Ömer Seyfettin, Askerî Baytar Rüştiyesi’ni 1896’da tamamlayarak Edirne Askerî İdâdîsi’ ne kaydoldu. İlk edebi çalışmaları olan şiirlerini de buradaki öğrenciliği esnasında yayımladı. Askeri İdâdî’yi bitirdikten sonra İstanbul’a gelerek Mekteb-i Harbiye’de okumaya başlayan Ömer Seyfettin’in o yıllarda Mecmuâ-i Edebiye dergisinde şiirleri yayımlandı. Yine Tenezzüh (İhtiyarın Tenezzühü) adlı ilk öyküsü bu dönemde, 1902 yılında Sabah dergisinde yayımlandı. 1903 yılında ise Makedonya’da cereyan eden olaylardan dolayı “Sınıf-ı müstacele” hakkıyla sınavsız olarak mezun oldu. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra İstanbul’ da teğmen -o zamanki adıyla mülâzım- olarak orduya katıldı. Asker bir aileden gelen Ömer Seyfettin de böylelikle askerlik yapmaya başladı. Asker olması sebebiyle dönemi ve mekanı oldukça yakından tanımış ve etkilenmiştir. Onun düşüncelerini oluşturan ve onu esaslı bir milliyetçi yapan şey cephede ve cephe gerisinde tecrübe ettikleridir.

Çeşitli yazılarında da bu tecrübelerini anlatan Ömer Seyfettin 1909’da Selanik’te görevli olduğu sırada arkadaşı Ali Canip’e önemli bir mektup yazmıştır. “Sevgili Canip Bey” diye başladığı mektubunda düşüncelerini ve isteklerini dile getirdikten sonra “Geliniz Canip Bey, edebiyatta, lisanda bir ihtilâl vücuda getirelim. Ah büyük fikir, sa’y, sebat ister.” diyerek Ali Canip’e bir teklifte bulunmuştur. Daha sonra hem Ziya Gökalp’in tavsiyesiyle hem de mektupta yazdıklarını gerçekleştirmek amacıyla askerlikten ayrılmış ve hayatına yazar ve öğretmen olarak devam etmeye karar vermiştir. İdealist bir kimliğe sahip olan ve Ömer Seyfettin’in dil konusundaki düşüncelerinin bir özeti olan bu mektup, Yeni Lisan makalesine öncü bir adım olmuş ve Yeni Lisan hareketinin başlamasında önemli rol oynamıştır.

Modernleşme, milli bir kültürün oluşmasını gerektirir. Ömer Seyfettin, 1911’de Genç Kalemler’ de dilde milli bilinci anlatan, modernleşme manifestosu olarak nitelendirilecek Yeni Lisan isimli bir makale yazmıştır. Makale imzasız bir şekilde yayımlanmış daha sonra Ali Canip makaleyi yazanın Ömer Seyfettin olduğunu bildirmiştir. Bu makale, dilde sadeleşmeyi ve edebiyatta millileşmeyi şiar edinen milli edebiyat dediğimiz akımın başlamasında etkili olmuştur. Yirmi dört- yirmi beş yazı olarak devam eden makalede, özellikle ilk yazısında milli edebiyat anlayışının temel ilkeleri bildirildiği için milli edebiyat akımının bildirgesi olarak düşünülür. İçeriğinde yeni bir şey söylenmeyen makale aslında daha önce söylenenlerin derlenmiş, toplanmış halidir. Ziya Gökalp “Yeni Hayat ve Yeni Kıymetler” makalesinde “İslam aleminde de artık sömürge hayatına son vermek için Müslüman kavimlerde milli bilinci kuvvetlendirmekten başka çare yoktur.” der. Bu bilinci her alanda aşılamak gerektiğini savunur ve düşüncelerini yazarak simgeleştirirler. Yeni Lisan makalesinin de böyle bir amacı vardır. Unutmamalıdır ki son yüzyılda edebiyat dahil her şey ideolojiler etrafında şekillenir. Ömer Seyfettin, “Eski Lisan, Edebiyatımız, Milli Edebiyatımız, Şarka doğru, Garba doğru…” gibi alt başlıklara ayrılan Yeni Lisan makalesinde sadece dil ve edebiyat hakkındaki görüşlerine yer vermekle kalmamıştır. Eksikliklerin nasıl giderileceğine, yanlışların nasıl düzeltileceğine dair “Türkçe sarfımızı tanımalı, onun üzerinde ifsad edici bir leke gibi düşen ecnebi kaideleri atmalıyız. Arabi ve Farisi edatları asla kullanmamalıyız. Hele terkipleri mutlaka, mutlaka Türkçe kaidesiyle yapmalıyız.” gibi çözüm önerileri sunmaya çalışmış, “Tasfiye Sarfı” isimli alt başlıkta yapılması gerekenleri maddelemiştir.

Maddelerden anlaşılacağı üzere çok katı olmayan makale, başka dillerden kelime almaya karşı çıkmaz. Burada bahsettiği alınan kelime ve terkiplere Türkçe kuralları uygulanması gerektiğidir.  Yazar amacını “Gaye” isimli alt başlıkta açıkça yazmıştır. “Gayemiz milli bir lisan, milli bir edebiyat vücuda getirmek olacaktır.” En son da “Netice” kısmında özellikle gençlere hitap eder ve “Esaslarıyla, kaideleriyle yaşayacak olan Türkçemizi yazalım.” , “ Evet ey gençler! Hepiniz yeni lisanı ihya ve icada çalışınız. Zekanızı, maharetinizi, dünküleri körü körüne taklide değil, yeni lisanı vaz ve tesise sarf ediniz.” gibi nasihatlerde bulunur.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.