Sarayların Sultanı

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Sultan 2.Mahmud ile Zenginar Hanım’ın kızları olarak 23 Mayıs 1826 tarihinde dünyaya gelen Âdile Sultan; Sultan Abdülmecit ve Sultan Abdülaziz’in kız kardeşi, II. Abdülhamit’in ise halasıdır. Dolayısıyla babasının himayesinde oldukça iyi bir eğitim alarak yetişirken, üç Sultan’ın saltanatı boyunca da itibar görmüş, hürmet edilmiştir.

Saraydaki özel hocalarından Farsça, Arapça, musiki, hat ve edebiyat dersleri alan Âdile Sultan, özellikle edebiyata ve şiire ayrı bir meyil göstermiştir. Hanedan üyeleri arasında divan sahibi tek kadın Sultan olarak tarihe geçmiş ve herkes tarafından büyük saygı görmüştür. Fındıklı, Kandilli ve Validebağ’da sahip olduğu saray ve kasırlarda haraketli bir yaşam sürmüş, bu yerler edebiyat ve sanat hayatının nabzının attığı yerler olmuştur. Bütün imkânlara sahip olarak yaşayıp, döneminde hanedanın en itibar gören kadını da olsa hayatı tamamen mutlu geçmemiştir.

Eşinin ve dört evladının da ölümünü gören Âdile Sultan, hayatının son dönemlerini tamamen maneviyata ve vakıf işlerine ayırmıştır.

Âdile Sultan, Tophane Müşiri Mehmed Ali Paşa ile evlenmesi üzerine Fındıklı’da yer alan sahil saraya yerleşmiştir. Abdülmecid tarafından kızları Cemile Sultan ve Münire Sultan için yapılan ve Çifte Saray olarak adlandırılan bu yapı topluluğu günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi olarak kullanılmaktadır. Saray, dönemin İstanbul siluetini belirleyen ünlü mimar ve müteahhit ailesi olan Balyanlar tarafından inşa edilmiştir. Münire Sultan’ın 18 yaşında ölümü üzerine, Âdile Sultan’a verilmiş ve “Âdile Sultan Sarayı” olarak adlandırılmıştır.

Hanım Sultanlar için tahsis edilen yazlık ikametgâhlar Üsküdar ile Beykoz arasında Boğazın en güzel köşelerini süslemekteydi. Sultan Abdülaziz’de kız kardeşi için Kandilli ’de böyle bir saray-köşk yaptırmıştır. Önden üç, arkadan iki katlı olarak karşımıza çıkan bu yapıda Balyan ailesine ait nadide bir eserdir. Saray, 1916 yılında “Âdile Sultan İnas Mekteb-i Sultanisi” adıyla kızlara özel bir okula dönüştürülmüştür. Cumhuriyet döneminde de Kandilli Kız Lisesi olarak eğitim alanında kullanılmaya devam edilmiştir. 7 Mart 1986’da çıkan yangın ne yazık ki Saray’ın tarihi döneminin sonunu getirmiştir.

Âdile Sultan’ın yazlık saray olarak kullandığı bir diğer yerde Çamlıca eteklerinde yer alan Validebağ Kasrı’dır. Bezmialem Valide Sultan ve Pertevniyal Valide Sultan tarafından da kullanılmış olan yapı Sultan Abdülaziz tarafından yıktırılıp, genişletilerek 1863 yılında Âdile Sultan’a hediye edilmiştir. Daha sonra Âdile Sultan Kasrı olarak anılan yapı, Cumhuriyet döneminde eğitime hizmet etmiştir. Hababam Sınıfı’nın da çekildiği mekân olan kasır günümüzde Öğretmenevi ve Kültür Merkezi olarak kullanılmaktadır.

Sultan Abdülaziz’in ablasına ne kadar ehemmiyet verdiği sadece bu iki örnekte bile görülmektedir. Aralarındaki kardeşlik bağı, Abdülaziz’in ölümüne dek sürmüştür. Âdile Sultan’ın kardeşine olan sevgisi, ölümünün ardından yaktığı ağıttan daha derin nerede hissedilebilir ki…

“Nasıl yanmam ki ben oldu olanlar Şah-ı devrana,
Bilinmez oldu hali, kıydılar ol zıll-ı Yezdana.
Cihan matem tutup kan ağlasın Abdülaziz Hana,
Meded Allah mübarek cismi boyandı kızıl kana.”

Sarayların Sultan’ı olarak yaşamış olan Âdile Sultan; kocasının, evlatlarının ve kardeşlerinin ölümü üzerine kendini hayırseverliğe, vakıf işlerine adamıştır. Yaşamı boyunca 14 vakıf kurduğu belirtilir. Kullandığı saray ve köşklerin ölümünden sonra eğitim ve sağlık için kullanılması, hayrının ölümünden sonra dahi devam etmesini sağlamıştır. Zaten önemli olan, asıl gaye de bu değil midir?

Dolmabahçe Sarayı’nda doğan, Beylerbeyi Sarayı’nda büyüyen, Münire Sultan Sarayı’na gelin giden, kendi adına köşkler ve kasırlar yapılan Âdile Sultan, Sarayların Sultanı olarak Fındıklı’da yer alan sarayında ailesine olan derin özlemiyle 1899 yılında hayata gözlerini yummuştur. Ardında bir divan, onlarca hayır eseri, ismiyle anılan saraylar ve saygın bir ad miras bırakarak…

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir