Sanki Hepsi Bir An

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Göremediğimiz ne çok incelik var hayattan kaçırdığımız, duyamadığımız; sevemediğimiz ne çok anlar var. Sevmeyi unuttuğumuz zamanlar…

Hayatın telaşına o kadar kaptırmıştık ki kendimizi, kendimizi unuttuk. Hatırlamanın birçok yolu vardı ama kendimizden kaçtık. Duymadık, görmedik ve belki de kendimizi hiç dinlemedik. Bazen bunu bilinçli yaptık bazen de farkına varmadan…

Peki bu kendim yani ben kimdim?

Hepimizin hikayesi, doğduğumuz yer, yürüdüğümüz yol, gördüğümüz renkler farklı. Ne kadar aynı görünsek de içimizde yanan o ışık farklı. Farklılıklar içinde bir bütünüz, insanız. Dünyaya geldiğimiz ilk ve son anımız ise aynı… Doğanın sessizliği deriz ya hani, doğa gerçekten sessiz mi ya da biz mi sağır olduk? Kuşların cıvıltısı, rüzgarın uğultusu, yaprakların hışırtısı, güneşin tenimize dokunuşu, unuttuklarımız… Geride bıraktıklarımız, bir anı paylaşamadıklarımız, aynı mekanın içinde birbirine yabancılaştıklarımız, unuttuklarımız değil miydi? Her gün aynı gibi görünen o günlük rutinlerimiz elimizden kayıp gidince nasıl da kıymetleniyor oysa ki doğanın bize hatırlatacağı çok şey vardı. Bir evin içinde yaşanmamış ne çok anlar vardı kim bilir?

Birlikte izlenmemiş ne çok filmler, yenilmemiş ne çok lezzetler, duyulmamış ne çok kahkahalar, söylenmemiş ne çok sözler, edilmemiş dualar ve birbirimize sarılmadığımız ne çok anlar… Her şey için bir sebep bekliyorduk. Duymak, görmek, gülmek, sarılmak için ve git gide azalıyorduk biz aslında görebildiğimizin, duyabildiğimizin, koklayabildiğimizin, konuşabildiğimizin ve hatta hiçbir sebep olmadan birbirimize sarılabildiğimizin farkında bile değildik. Bunları da unuttuk. Su gibi akıp giden şu ömürde bu incelikleri, geçmiş zamanı getiremezken, gelecek için planlar yaparken belki de şu anı yaşamayı unuttuk…

Hepimiz için aile kavramı farklıdır. Yaşadıklarımız ve bize anımsattıkları ile… Aile olabilmek için illa kan bağı gerekmez ve hatta bazen yetmez. Bir çiçeğin açmasında nasıl emek ve sevgi var ise size verilen sevgi ve emeğin olduğu yer ailedir. Kimsesiz bir çocuk için tebessüm eden ve ona elini uzatan herkesi, yaşlı bir amca için yardım eden genci, kardeşinin elinden tutan ve sımsıkı tutan bir ablayı, maçlardan sonra birbirini tebrik edebilen taraftarları, sokaktaki kedi için mama veren kişiyi en zor anlarda ve sevinçlerde ve mutluluklarda, hayallerde buluşan arkadaşlıkları ve daha niceleri için işte bu anlar vardır ki en çok aile olduğumuz zamanlardır.

Geçmişten günümüze aile olabilmek, anda kalabilmek ve kıymet vermek üzerine söylenmiş kıymetli sözler vardı;

“Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına en iyi davrananlarınızda.”

Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

“Sizin hayırlı olanınız aile efradına hayırlı olanınızdır.”

Hadis-i Şerif

“Eşlerin birbirine benzemesi lazım. Ayakkabı ve mestin çiftlerine bir bak. Bir teki ayağa biraz dar gelse ikisi de bir işe yaramaz.”

Hz. Mevlâna

“İyi bir aile kurmak iki şeye bağlıdır: Birincisi, doğru insanı bulmaya; ikincisi, doğru insan olmaya.”

Hz. Mevlâna

“Dünyayı tüm aradıktan sonra, mutluluğun kendi öz yuvanda olduğunu öğreneceksin.”

Hz. Mevlâna

“Aile yaşamının güzelliği hiçbir yerde yoktur.”

Oscar Wilde

“Gülerek karşılayın, gülle karşılayın eşlerinizi. Çocukları sevin. Dünya ölümlü dünyadır.”

Cahit Zarifoğlu

Geçmişten gelen miraslarımız ile aile olmak ne büyük mutluluk hem kendi içimizde, hem sevdiklerimizle… Sevdiklerimizi kaybetmeden söylenecek sözleri, birlikte geçirilebilecek birçok anı hatırlayalım. Hatırlatması için çok geç olmadan…

Unuttuğumuz birçok güzelliklere kulak verelim. Yeter ki anda olmaya, yaşamaya ve yaşatmaya gayret edelim.

Bir An

Yaşarsın sebepsiz bir ömür;
Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi,
Sanki hiç tükenmeyecek,
Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi.
Zaman geçer en hızlısından;
Sanki tekrar gelecekmiş gibi,
Sanki hiç gitmeyecek,
Sanki sonsuzluk!
Sanki sınırsızlık!
Seçimler…
Hepsi birer gölge.
Bir umut,
Bir sevinç,
Bir hüzün,
Sanki hepsi
Bir an…

Kübra BAYAZIT

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir