Safların Belirlendiği Gün

İslam’ın dünyaya hakim kılınması için Müslümanlar Allah yolunda sefere çıkacakları vakit içlerinden bazıları “bağ bahçesini korumak, bazıları çoluk çocuğu, bazıları hastalığı” bahane ederek Hz. Muhammed’in (sav) çağrısına icabet etmeyip geri durmuşlardı. Aslında bu, ümmetin kendi içinden olan insanların onlara karşı yapmış olduğu büyük bir darbeydi.

İşte böyle darbeler gün geçtikçe sözlüğümüze yeni bir sıfatın girmesine sebep oldu “askeri darbe” ya da “kalkışma”. Darbeler genellikle halkın evde tıkılı kalması ve birilerinin elini kolunu sallayarak yönetime el koymasıdır. Yani bir başka deyişle milyonlarca insanın belki ancak yüzlerce olabilecek darbe kadrosuna yenilmesidir. Ancak bu korkak yüreklerin müsaade edebileceği bir iştir. Dünden bugüne çok şey değişti.

Halkın öz kimliği ele geçirilip yok edilmeye çalışıldığı zamandan bu yana hakperestler çok mücadele verdiler ve şimdi sıra bize geldi, biz ne yapacaktık? Olup bitenleri izleyip evimizde korkuyla oturacak mıydık, yoksa sonu şehadet olan bir mücadele için ayağa mı kalkacaktık…

15 Temmuz günü Yatsı namazını kılmış tam evin yolunu tutacakken telefonum çalmıştı arayan babamdı. Oğlum sanırsam darbe oluyor neredeysen eve git, demişti. Eve gittiğimde tabi ilk işim televizyonu açıp neler olduğuna bakmaktı. Dışarı çıkmak için hazırlanmaya başlamıştım ki tam o sırada Cumhurbaşkanımız da halkı direnişe çağırdı.

Bu darbe girişimi tamamen insanlık dışı ve inancımıza tamamen aykırı bir eylemdi.

İlk adımım İstanbul'un tam göbeğinde (Şişli'de) ikamet ettiğim için ilk olarak TRT Radyosuna doğru yönelmek oldu. Yolda dikkatimi çeken en önemli şey birçok insanın ATM kuyruğunda, fırında, manavda kuyruk oluşturmasıydı. Şişli güzergahından ise bir topluluk hızla Taksime doğru yöneliyordu ben de aralarına katıldım. Irk, renk, ideoloji ayrımı olmadan herkes "Allahü Ekber" nidalarıyla yürüyordu. TRT Radyosuna yaklaştığımızda birkaç kurşun sesi geldi üstümüze doğru, biz de yere yattık. Hatta yere yatmayıp ilerlemek isteyen bazı kardeşlerimizin yere yığıldığına da şahit oldum. Hemen arabayla hastaneye götürüldüler. Ölüm haberleri de yavaş yavaş geliyordu. O ara haberlere bakıp Ankara'da feci katliamı da görünce aklıma şehid olarak ölmek geldi. Aileme toplu mesaj atarak "hakkınızı helal edin belki eve dönemeyebilirim" yazdım. Jet uçakları öyle şiddetlilerdi ki sanki etrafımız bombalanmış gibi hissediyorduk. Etrafımıza bakıp acaba nereye bomba düştü diye bakıyorduk.

Sabaha yaklaşınca camiye doğru yöneldim, camide hep bir ağızdan dualar edildi. Yorgunluk ile beraber uyuya kalmıştım. Her şeyin düzelmesi, kontrol altına alınmış olması ümidindeydim, ümidimiz tükenmedi Elhamdülillah. Taksim ve TRT binasının teröristlerin elinden kurtarıldığını öğrenince şükredip eve doğru yöneldim. Sokaklar sessizdi her yere korku salınmıştı. Vatansız yaşamanın, vatanın işgalcilerin elinde olduğu halde nefes almanın ne kadar zor olacağını düşünmek bile ürkütüyordu beni...

Şu an birçok İslâm coğrafyasında bizim 15 Temmuz gecesinde yaşadığımız facia belki her ay değişik kademelerde değişik noktalarda yaşanıyor. Doğu Türkistan’dan, Suriye’ye zulm dinmiyor. İşte bu yüzden 15 Temmuz’da yaşadığımız bu zaferi konuşmak anlatmak gerek. 15 Temmuz falanca siyasetçilerin, A ya da B partisinin ya da sadece belirli bir topluluğun zaferi değil tüm Türkiye halkının ve Müslüman’ların zaferidir. Kabe’de tüm Müslüman’ların bağırarak dua ettiği gündür 15 Temmuz.

15 Temmuz, darbeye sevinen, canilerin katliamına sessiz kalanların, atmlerde parasını kurtarmak ile uğraşanların ise mağlubiyet günüdür. 15 Temmuz hak ile batıl saflarının belli olduğu gündür.

Rabbim birlik ve beraberliğimizi bozmasın ve küffâra karşı dimdik ayakta durabilmek, her daim ümitvar olabilmek bizlere nasip eylesin. İman varsa imkan da vardır. Rabbim vatanımıza ve ümmetimize böyle zor günler yaşatmasın. Bizler Hakka inanan insanlarız elbette imtihanı en ağır olacak insanlar da biziz... Rabbim içimizdeki mücadeleci, sabredici kimliğimizi bize unutturmasın. Böyle zamanlar yine geldiğinde Allah için atan yüreklerle

Allahü Ekber diyerek cihad edebilmek bizlere tekrar nasip eylesin...

Gelmiş geçmiş tüm şehidlerimizin ve hususen 15 Temmuz şehidlerimizin şehadetleri makbul, makamları âli olsun. O günde canla başla mücadele eden halkımıza, şehid ailelerine ve gazilerimize selâm olsun…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Sermayenin Telkini ve Müslümanların Bigâneleşmesinin Hikayesi

İslam’ın dünyaya hakim kılınması için Müslümanlar Allah yolunda sefere &...

Ahi Teşkilatının Dünü Bugünü ve Sosyal Yönü

İslam’ın dünyaya hakim kılınması için Müslümanlar Allah yolunda sefere &...

“MaşâAllah” Zikrinin Manasına Yolculuk

İslam’ın dünyaya hakim kılınması için Müslümanlar Allah yolunda sefere &...