Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Saadet Asrının Son Yıldızı Hazreti Ebü’t-Tufeyl

avatar

Selman Devecioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Peygamber Efendimizin yaşadığı döneme Asr-ı Saadet denir. Bu öyle bir asırdır ki; toplumun cahillikten ilme, zulümden, adalete, nefret duygularından arınıp şefkat ve merhametle dolu gönüllere doğru yönelişlerinin gerçekleştiği, bütün insanlığın kucaklayıcı cihan şümul bir düşünce ve inanç sistemine eriştiği asırdır. Bu asırda en büyük muallim şüphesiz Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimizdir. Peygamberimizi takiben, Saadet Asrı’na ışık tutan, yolumuzu aydınlatan Allah dostu kutlu sahabeler, öğretici göreviyle, İslam’ın yıldızları olarak bu dönemde büyük sorumluluk üslenmektedirler. Sahabe kavramının tarifi hakkında çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Hadis ehli sahabe ifadesini Hazret-i Muhammed zamanında yaşamış Müslüman olarak Hazret-i Muhammed’i görmüş, mümin olarak son nefesini vermiş kişiler için kullanmıştır. Hadisçilere göre amâ kimseler, görmeseler de onunla birlikte oldukları zaman sahabi olurlar. İbn Ümmü Mektum Hazretleri bunlardandır. Usulcülere gelince onlar sahabi ifadesinin kapsamını daraltarak bazı şartlar öne sürmüşlerdir. Hadis ehline göre sahabi sayılanların birçoğu usulcülere göre bu sıfatı alamamaktadır.

Usulcüler, sahabi olabilmek için hadisçilerin dediği gibi bir vakit Hazret-i Muhammed’i görmüş olmayı yeterli bulmazlar. Peygambere uymak ve sünnetlerini kavramak amacıyla, onunla bir yıl veya iki sene gibi bir süre arkadaşlık yapmış olma, dinin bazı hükümlerini öğrenme, hadis rivayet etme, beraber savaşa katılma gibi ondan etkilenebilecek bir birlikteliği şart koşmaktadırlar. Dolayısıyla dışarıdan gelip, kısa süre görüşüp giden heyetleri bu tarifin içine katmamışlardır. Peygamber Efendimiz, “İnsanların hayırlısı benim yaşadığım devirde yaşayanlar (ashabım)dır. Sonra onları takip eden (tabii) ler, sonra da onları takip eden (etbau’t-tabiin) gelir.” buyurmuştur. Genel olarak sahabe döneminin en üstünü olmakla birlikte, bazıları arkadaşlarına göre Allah tarafından fazilet bakımından derecesi yüksek sayılmıştır. İslam âlimleri sahabeyi çeşitli kategorilere ayırmışlardır. İbnSa’d 5 sınıfa ayırırken el-Hâkim EbûA bdillâh en-Neysâbûri bu sayıyı 12’ye çıkartmıştır. Bizler âlimler arasında daha fazla alaka gören en-Neysâbûrî’nin sınıflandırmasını ortaya koyacağız:

a) Mekke’de inananlar,

b) Hazret-i Ömer’in Müslüman olması neticesinde imanlarını açığa vuranlar,

c) Habeşistan’a hicret edenler,

ç) Birinci Akabe’de bulunanlar,

d) İkinci Akabe’de bulunanlar,

e) Kuba’dan Medine’ye gelişte Peygamber (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimize ilk kavuşan muhacirler,

f) Bedir savaşında bulunanlar,

g) Bedir harbi ile Hudeybiye muhasarası arasında hicret edenler,

ğ) Bey’atü’r -Rıdvan’da bulunanlar,

h) Hudeybiye ve Mekke’nin fethi arasında hicret edenler,

ı) Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olanlar,

i) Fetih ve veda haccında Peygamber efendimizi görenler olarak tasnif etmiştir.

Sahabe (radıyallahu anh) den bir veya birkaçına kavuşup, görüşüp hususi sohbette bulunmuş, bu anı hatırlayacak yaşta olan inananlara tabiin denmektedir. Hazret-i Muhammed zamanında doğan ve Allah Resulünü görüp, iltifatına nail olduğu ancak kendilerinin onu görüp konuşmadığı çocuklar, tabiin statüsüne dâhil edilmiştir. Abdullah b. EbîTalhâ el-Ensârî Hazretleri bu saydıklarımızdan birisidir. Hazret-i Peygamber bu zatile ilgilenmiş ve onun için dua etmiştir. Tabiinden Muhadramin adı verilen bir kesim de vardır. Yani hem cahiliye devrine, hem de Peygamber Efendimizin hayatına yetişmiş olan kimselerdir. Bu kişiler Allah’ın Resulünü göremedikleri için, tabiindendir diye ifade etmişlerdir. Peygamber Efendimizin bir müddet yanında olan, kendisinden hadis nakleden, son şahitlerden Asr-ı Saadet’e en son veda eden sahabeler; Mahmud b. Rabi (ö.99), Medine’de, Enes b. Malik (ö.90 91, 93. yıllarının birinde Basra’da, Amr b. Kuveys, Kufede, Hicretin 100 ve 110 seneleri arasında vefat edip, Mekke’de defnedilen Ebu Tufeyl Hazretleri, dünyadan ayrılan son sahabeler olarak kayda düşülmüştür.

Ebu’t-Tufeyl Âmir b. Vâsile b. Abdillâh el-Leysî, hayatından sekiz seneyi Peygamber Efendimiz devrinde geçirdiğini, belirtmiş, Hazret-i Muhammed’i veda haccında tavaf ederken ve elindeki asa ile ümmeti selamlarken gördüğünü bizzat aktarmıştır. Umare b. Seyban (radıyallahuanh)’ın bizlere bildirmesiyle, Ebu’t-Tufeyl Hazretleri’nin şöyle dediği rivayet edilir: “Resulullah’ı Cirane’de et dağıtırken gördüm. Ben küçüktüm ve kesilen koyunun bir parçasını taşıyordum. Bedevi bir kadın bize doğru yöneldi ve Peygamber Efendimize kadar geldi. Efendimiz onun oturması için elbisesini açtı. Kadıncağız ise serilen yaygının üzerine oturdu. Ben “Bu kimdir” dedim. Oradakiler “Resulullah’ın sütannesi” olduğunu söylediler. Bir başka rivayette ise; Muhammet B. Ömer (radıyallahu anh) şöyle bildirir; Bize Eyvan (radıyallahu anh) anlattı, o Hazret-i Cabir’den o da Amir (radıyallahu anh) den nakletti. Ebu’t-Tufeyl şu şekilde nakletmiştir. “Peygamberimiz insanların arasında iken ondan daha uzun olanını gördüm, insanlardan ondan daha kısa olanını da gördüm. Onun saçı siyahtı ve kendisi beyazdı. ”Giyimi nasıldı diye sorduk, “Bilmiyorum. O yürürken insanlar etrafındaydılar.” demiştir. Usulcülere göre tabiinin büyüklerinden olduğu söylense de, yukarıda aktardığımız bilgilere ve hadis ehline göre sahabi olduğu kesindir. Neysâbûrî’nin üstünlük tasnifine göre de 12. derecede yer almaktadır. Ebu’t-Tufeyl Âmir b. Vâsile b. Abdillâh el-Leysî’nin, Uhud Savaşı’nda (625 senesinde)doğduğu kesin bir şekilde söylenmiştir. Bedir Harbi’nde çocuk yaşta olduğunu öne süren bir görüş olsa da, İslam âlimlerinden İbn Hacer, bu öngörüde bir yanlışlık olduğunu ve asıl doğrusunun Bedir Gazvesi değil de Huneyn Gazvesi ifadesinin gerçekleri yansıttığını belirtmiştir.

Ebu’t-Tufeyl Âmir b. Vâsile b. Abdillâh el-Leysî Benî Kinâne kabilesine mensup olduğu için Kinânî unvanıyla da çağırılmıştır.

Hazret-i Ali Efendimize büyük bağlılık göstermiş, birlikte birçok gazaya iştirak etmişlerdir. Hazreti Ali’nin vefatı sonrası Hazret-i Muaviye (radıyallahu anh) kendisine Hazret-i Ali (radıyallahu anh) duyduğu özlemin derecesini sormuş, Ebu’t-Tufeyl Hazretleri ise; Hazreti Musa’nın annesi Musa’yı Nil’e bıraktıktan sonra onu nasıl özlediyse bende o hâldeyim, belki ondan da çok hasret çekiyorum.” diye ayrılık acısını dile getirmiştir. Hatta Haricîler bu nedenle onu eleştirmişlerse de, Ebu Am( radıyallahu anh) şöyle buyurmuştur: “Ebu’t-Tufeyl Hazreti Ali’nin taraftarlarındandı, Hazre-ti Ebubekir’i, Hazret-i Ömer’i överdi. Hazret-i Osman’a karşı merhamet beslerdi.” demiştir. Hazret-i Ali’nin vefatından sonra Mekke’ye yerleşmiş, hayatının sonuna kadar orada kalmıştır. Şairlik yönüde bulunan sahabe efendimizin, şiirleri Ebu’lFerec el–isfehanin (radıyallahu anh) meşhur eseri el-Egani’de yer almıştır. Ayrıca yapılan bir muharebede şehit edilen oğlu için söylediği bir mersiye de farklı kitaplar da konu edilmiştir. Ebu’t-Tufeyl Peygamber Efendimizden yirmiye yakın hadis nakletmiştir. Ebu’t- Tufeyl’in rivayetlerine Kütüb-i Tis’a’da yer verilmiştir. Ahmet b. Hanbel Müsned’inde 14 hadis rivayet etmiştir. Vefat tarihleri hakkında farklı içtihatlar olsa da İbn-i Hacer, İbn-i Tufeyl’in 107 yılında hadis rivayet ettiğini, bundan önce vefatının mümkün olmadığını söylemektedir. Bundan sonra sahabi olduğunu iddia eden kimsenin yalancı sayılması gerektiğini belirtmiştir. Birçok âlim hicretin 110 yılında vefat ettiğine dair görüşte ittifak etmiştir.

 

KAYNAKÇA:

  • Para Hasna, Dilhane dergisi, sayı 21, Eylül 2019.
  • Çolak, Ali. “en son vefat eden Sahabi olarak bilinen Amir B. Vasile. EL-LEYSİ” (2008). Hitit üniversitesi İlahiyat Fakültesi dergisi, 2008, Sayı: 13, ss. 89-94.
  • https:–islamansiklopedisi.org.tr-ebut-tufeyl
  • Koçkuzu, Ali Osman, “Ebu’t-Tufeyl Âmir b. Vâsile” maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1994.
  • Koçyiğit, Talat, Hadis Tarihi, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 2. baskı, Ankara 1988.
  • İbn Hacer, ŞihâbuddînAhmed b. Alî b. Hacer Ebu’l-Fadl el-Askalânî, eş-Şâfiî (ö.852),
  • Uğur, Müctebâ, Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü, Türkiye Diyanet Vakfı yayınları, Ankara 1992.
  • İbnSa’d. (2014, Siyer) Kitâbü’t – Tabakâti’l – Kebîr, Cilt 6, Resûlullah Vefat Ettiğinde Yaşları Küçük Olan Ashâb. Ebü’tTufeyl Âmir b. Vâsile. https://bit.ly/2ZaWcyw
  • Müslim, “Hac”, 25
  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.